"İşte başlıyoruz" diyerek yatağımdan kalktım. Kalktığım anda karın bölgemde şiddetli bir ağrı ve acının gelmesi bir oldu. Bir koku yayılıyordu; benim kanımın kokusu. Ağır hareketlerle battaniyemi üzerimden attım.
Gözüme çoraplarım çarpmıştı. Dün giydiklerim çorap desenli lacivert bir çoraptı ama şimdi ayağımda olan pembe üzerinde çilek desenli bir çoraptı.
Pembeden ne kadar nefret etsem de yine de çorabı beğenmiştim. Üzerimde çoraplarımla aynı pembe renk ve üzerinde karpuz deseni olan şort-kısa kollu bir takımdı. Düğmeliydi.
Yatağımın yanında küçük bir komodin vardı. Komodin sadeydi, beyazdı, iki çekmeceliydi. Üzerinde bir not, bir su bardağı bir kol saati ve bir kutu ilaç vardı. Yatağım da beyaz renkliydi, başlığı ve ayaklığı sadeydi, yere yakın tek kişilik bir yataktı bu. Tam da pencerenin önündeydi. Pencereye yaklaştım. Sanırım ikinci kattaydık. Gün daha yeni doğuyordu. Yatağımın hemen üzerinde beyaz bir duvar saati vardı; Saat 06.03' du . Odam da bembeyazdı, ilk geldiğim oda mavi ve mordu.
Odam çok küçüktü. Arkamı döndüğüm de askılı bir beyaz kitaplık, bir dolap, iki de ayrı kapı. Biri koridora diğeri banyoya açılıyordu.
Banyoda mini klozet, aynalı dolap ve onun altında bir lavabo, duşa kabin ve askılık vardı. Banyoda bir boy aynası vardı. Sanırım burada giyinecektim. Acaba kıyafetlerim nasıldı. Dolabım büyüktü ve ağır göründü gözüme.
................................................................................................................................................................................................................................................
......................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................
