İçeriğe geç

Ölü bir kızın kalp atışı

Bölüm 1 · 12 dk okuma

Ölü bir kızın kalp atışı

Bölüm 1

Bölüm 1 - Ateş Alkan mı?

şarkı= Badem - Sen ağlama

Çocukluğuma; Her düştüğümde ,her bir yerim kanadığında ya da morardığında umurumda olmazdı. Korkmazdım, ağlamazdım ve koşup oynamaya devam ederdim. Böyle büyütülmüştüm çünkü, "korkak olma." derdi hep annem, hep haklıydı. Fakat gelecekte keşke korksaydım düşmekten diye düşünüyorum. Kandan korksaydım, morarıklıklardan. Korksaydım eğer şu an bu halde olmazdım.

"Şşt, pişt, ahey, ovv, kalk beğğğ." "Anırma, anırma! " Yatağımın yan tarafında hem telefonuyla hem de salak saçma sesler çıkaran Açelya vardı. Garipsemiyordum, fakat her geçen gün kelime darcığının genişlemesi beni güldürüyordu.

"Saat kaç? " "09.00 , ben çıkıyorum diye uyandırdım hehe. Bay bay aşkoo." "Yaaa, off." Açelya'nın dersi 10' daydı fakat benimki 15.00'da. Boşu boşuna uyanmıştım daha doğrusu uyandırıldım. Kapı kapanma sesini duyduğumda elime telefonumu aldım. Kerem ve Berk mesaj atmıştı. Berkay yine mesaj atmış. Kerem'inkine cevap verip, Berk'in mesajını görmezden gelip telefonu kapattım.

♡♡♡

Saat 01.00 olduğunda hazırlanmaya başladım. Siyah crop, krem rengi baya bol düşük bel kargo pantolon, siyah bot ve kombinime uygun bir ceketi de alıp çantamla beraber evden çıktım. Hava soğumaya başlamıştı, Ekimin sonlarında soğuk bir gündü. Kampüs yürürsek 20 dakikalık bir mesafeydi, Bu yüzden hep yürürdüm.

"Animeci kız." Arkamda duyduğum ses tanıdık değildi, ilk kez duyuyordum ama hitap şekli çok tanıdıktı. Bi anda arkamı döndüm.
"Akbilini düşürmüşsün, Kızıl kafa." Elinde aksilik vardı ve bana bakıyordu. Gülümsüyordu, samimi olmaya çalışır gibi. Kırmızı, turuncuya benzer kıvırcık saçlıydı. 1.90' a yakın bir boyu ve sert görünümlü sıcak bir bakışı ve gülümsemesi vardı.

"Teşekkür ederim, fark etmemişim."
"Ateş."
"Efendim? "
"Adım. Ben Ateş."
"Hee. Şey ben Meftun, memnun oldum." Elimi uzattım, sıkıcağını düşünerek. Sıktı, ve sonra arkasını dönüp gitti. Arkasından ona baktım.
"Görüşürüz, Animeci kız." Arkasından bi süre bir şey demeden izledim, sonra yoluma devam ettim.

♡♡♡

"Anayasanın 28. Maddesi nedir, kahküllü dalmış kız? " Bana söylediğini anlayıp ellerimde olan bakışlarımı hocaya çevirdim. "Cevap? " cevabı bilmiyordum ki "Bilmiyorum." Adam gözlüklerini düzeltip oturduğu yerden ayağa kalktı. Düzgünce ders bile anlatamıyordu ihtiyar. " Neden buradasın o zaman, bunları bilmen gerek. Hepinizin bilmesi gerek! Neyse devam edelim." Kısık bir sesle " Tamam en bilgili sensin ihtiyar." Diyip kendi kendime gülümsedim. Ateş denen çocuğun bana Animeci demesini düşünüyordum, neden öyle demişti? Berk de bana Animeci derdi. Garip hissettirmişti.

Bi kafeye gidip kahve söyledim, kahvemi içerek düşünmek istedim. Geçmişimin kalıcı izlerini düşündüm.

2018' daydı. Lise 1. Sınıftım ve 2. Dönemindeydik. 28 şubat pazartesi günü Berk bana mesaj atmıştı, ilk attığı gün aşık oldum ona ama o olmadı. Konuştuk bir hafta, aşık olduğumu söyledim ne reddetti ne de kabul etti beni. Ümit verdi aylarca, kandım ona aşıktım çünkü. Çok fazla sözlü şiddete maruz kaldım, ama sevdiğim için sessiz kaldım. Zamanla uzaklaştım ondan ama o hâlâ mesaj atıyor ve beni görünce de konuşmaya çalışıyor, kaçıyorum bildiğiniz ondan. O da Animeci derdi bana anime izlemezdim o zamanlar, neden "Animeci diyorsun? " diye sorduğumda da " onlara benziyorsun, kahküllerin fln var ya. Kahküllerin çok güzel." Derdi. Zamanla duygularım bitti, aşkım öldü, sevgim son buldu, güvenim yıkıldı ve onu bıraktım. Sonra ise kerem'le tanıştım, sevgili olduk. Çok iyi davrandı, sevgi gösterdi, aşık oldu bana. Ama ona aşık değilim ve ondan ayrılmam gerek, yarın 1. Yıl dönümümüz. Buluştuğumuzda ayrılıcam. Daha fazla ona ümit veremem.

insan vücudu bir evdir. O eve zarar verirseniz düzeltemezsiniz. Duvarları çizerseniz, Camları kırarsanız hasar alır ve bazen de hiçbir zaman iyileşmez. Benimki iyileşmedi, gittikçe arttı hasarlarım. Psikolojik olarak hiç iyileşmedi, fiziksel olarak izler var vücudumda. Benim suçum yoktu ki, insanların suçuydu. iyi biri oldukça yaraladılar, onlar yaraladıkça ben de kendimi yaraladım. Ne için? biraz olsun kafamı boşaltmak için.

Hayatım Şu an kontrol altında... Sanırım, saklıyorum artık çünkü saklamam gerek. Korkuyorum, ölümden mi yaşamdan mı? bilemiyorum. Hep birine muhtaçtım ben, sonra yalnızlıktan korkmaya başladım.Yalanlar söylerim bi nedeni olmadan, umursaman duyguları. Diğerlerinden banane ki.

Ben Meftun Karadağ, 18 yaşında üniversite bir öğrencisiyim. İstediğim bölüm olan Hukuk okuyorum ve ilerde de Cumhuriyet Savcısı olmak istiyorum. Hayallerim var kırılamayacak kadar güçlü, duygularım var bir cam kadar kırılgan. Hangisi ilk kırılacak? Var mı yok mu bilemediğim duygularım mı? Hayallerim mi?

Ya Hayallerim için yaşayacaktım ya da vazgeçip ölecektim, sonunda ne olacaktı ben de bilmiyordum. Ama asla aşık olmiycaktim bir daha, asla olmamalıydım. Peki bu hale nasıl gelmiştim? Yalnızlığım mi beni bu hale getirdi, insanlara yaptığım kötülükler mi?

Gökyüzünde kayan bir yıldız gibi, parlak. Bi' o kadar da sahte bir yıldızdım ben.

♡♡♡

"Kollarını aç, kontrol edicem."
"Peki." Kerem haftada bi' kaç kez kollarıma bakardı, jilet atmış mıyım diye. En son 1 ay önce yapmıştım oda iyileşiyordu, derin değildi. Sinirlenince yapıyordum, içimden atamayınca tek yolu bu oluyordu. " Ayrılalım." Kollarımda olan eli durdu ve elini çekti. Ben ise dümdüz bir şekilde, duygusuzca gözlerimi dikmiş Kerem'e bakıyordum. " Neden ayrılmak istiyorsun?" Gözleri dolmuştu, ama söylemek istediğim her şeyi söyleyip gitmek istiyordum. Dayanamıyordum artık. "Bak Kerem, seni sevmeyi denedim ama olmadı. Sevemiyorum seni, hissedemiyorum sana karşı bir şey. Artık bitirelim ve ikimiz de yolumuza bakalım." Derin bir nefes verdi. "Peki madem, bitirelim." Bunu beklemiş gibi sözlerini bitirdiği an oturduğumuz kafeden kalkıp gittim.

♡♡♡

Üstümü giyindim, çantamı da alıp evden çıktım. Saat tam olarak kaçtı hatırlamıyorum, müzikli bir mekan açılmıştı şarkı söylüyordu bazen bit grup ve ben oraya gidiyorum. Açelya ilr gidecektim fakat o annesinin yanındaydı, annesi ve babası bizim eve yakın bir yere taşınmışlardı Açelya da yarın onların yanına taşıyacaktı. Tek olacaktım. Mekan çok uzak değildi yürüyerek 15 dakikada gelmiştim. İçerisi çok güzeldi, renkli ışıklar vardı ama çok parlak değillerdi. Herhangi bir masaya oturdum ve garson geldi. "Ne alırsınız efendim?" Biraz düşündüm ve içecek bir şeyler çekti canım. "Çilekli milkshake alabilir miyim?" Gülümsedi ve gitti.

Gitar sesi duydum bir anda, sahnede bir grup vardı. Mikrofonu tutan turuncu kıvırcık saçlı çocuk, sırık, siyahlar içinde giyinmisti. Gözleri hissetmiş gibi beni buldu, ışıktan dolayı Gözleri çok belli oluyor. Yeşilin en güzel tonunu taşıyordu gözleri, parlıyordu. Sahnede Ateş vardı, akbilimi veren kıvırcık. Gülümsedi bana ben de ona.

"Toprak yağmura, ben sana aşık oldum yeniden. İmkansız gibi görünen." Bu çocuğun sesi halis miydi? Kusursuz ve etkileyici bir sese sahip. Gülümsemeden edemedim o an. Bana bakıyordu, gülümsüyor ve şarkı söyleyerek bana bakıyordu. Şarkı bitene kadar birbirimizden gözlerimizi. "Bize şarkı söyler misin Kızıl kafa?" Bana mı diyor diye gözlerine baktım ve evet bana bakıyordu. Bir şey söylemeden sahneye yürüdüm, şaşırmıştı böyle bir şey beklemiyor gibiydi.

Ateş müzikle ilgilenen adamın yanına gidip bir şeyler söyledi ve bir tane de kendine mikrofon alarak yanıma geldi. Tanıdık müziğin sesini duyunca Ateşe döndü gözlerim, piç gülüşü atıyordu. "Olamaz olamaz sensiz yârim, kabir azabından beter halim." Ciddi miydi? Gözleri yeşildi bilerek açmıştı, bozuntuya vermeden şarkıyı söyledim ve o da bana eşlik etti.

Nakarat kısmında gözlerim ona döndü, bana bakıyordu. "Gözlerinin yeşilini özledim." Şarkı bitti, herkes alkışlıyordu, hoşuma gittiği için gülümsedim. Son kez ona baktım, hâlâ gözleri benim üzerimdeydi. Daha fazla uzamasını istemediğim için sahneden indim ve oturduğum masaya gittim. Hesabı ödedim çantamı da alarak mekandan çıktım. "Meftun!" Ahan da geldi yeşil gözlü Ateş. "Hadi seni evine bırakayım." Tek kaşımı kaldırdım, bu sefer onun gözleri düz bir şekilde bana bakıyordu. "Hadi gidelim kızıl kafa." Ciddiydi baya." Daha tanışalı 2 gün olan birinin arabasına bineceğimi mi zannediyorsun kıvırcık?"
"Evet bineceksin ve ben de seni evine bırakacağım." Hoşuma gitmedi teklifi. "Delirdin herhalde ya da hep böylesin, alt tarafı akbilim düştü sen de verdin. Bu kadar, abartmaya gerek yok." Gülerek kafasını salladı." Peki o zaman telefonunu verir misin birini aramam gerek, benimkinin şarjı bitti de." Hemen eve gitmek istediğim için telefonumu uzatıp ona verdim. Aldığı gibi sırıtarak yürümeye başladı. "Aa ne yapıyorsun deli?" Siyah bir BMW'nin önünde durdu ve bana döndü. "Güzellikle söyledik kabul etmedin, ben de zorla teklif ediyorum. Geliyor musun yoksa telefonuna good bye mı dersin?" Ciddi ciddi sinir olmuştum, yanına bi hışımla yürüdüm. Telefonumu elinden almaya çalıştım ama yukarı kaldırdı. Zıplasam da yetişemedim, boyu kaçtı bunun ya. Hâlâ bana bakıyordu hem de dalga geçer gibi.

"Geliyor musun kızıl kafa?"
"Hırsız mısın sen? Telefonumu ver yoksa bağırırım." Güldü. " iyilik meleğiyim, baksana şu surata ne kadar da pürüzsüz." Dalga geçmek hoşuna gidiyor, hem de baya. "Hem bağırsan da burda seni kimse umursamaz ki, herkes beni tanıyor güzelim." Ciddin çok ama çok sinir bozucu bir durum fakat bir yandan da komik. "İyi götür beni evime bari, hızlı sür de hemen bitsin bu işkence." Kapıyı açtı ve gülümsedi. " şoförünüz Ateş Alkan sizi en rahat ve hızlı bir şekilde ulaştıracaktır, buyurunuz efendim." Komikti gülmeden edemedim, açtığı araba kapısından koltuğa oturdum o da kapıyı kapattı. Arabayı çalıştırdı ve sürmeye başladı. "Eget'in orda oturuyorum oraya sür ve telefonumu ver." Kafa salladı ve müzik açtı, slow bir müzik. "Evinin önüne gidince alırsın telefonunu." Göz devirdim, sinirlenmek ve konuyu uzatmak istemedim." Hızlı sür o zaman serseri." Garipsemişti, bana döndü kısa bir süre baktı. "Serseri mi? Serseri tarafımı görmedin ki daha."
"Serserisin yani?" Güldü, gözleri kısıldı. Evimin önünde araba durdu. "Evin hangisi?" Eget'in karşında müstakil 2+1 olan evimi işaret ettim. Kafa sallamakla yetindi. Elimi açtım ve ona uzattım. "Telefonum?" Telefonumu cebinden çıkardı ve numara tuşlamaya başladı. "Ne yapıyorsun sen?" Telefon zil sesi geldi, Ateşin zil sesi. Telefonumu bana geri verdi."Berrak bir sesin var Kızıl kafa, bu günü tekrarlayalım bir gün yine."
"Aynen ya, ben de öyle diyordum." Kapımı açtım. "İyi geceler kıvırcık." El salladı gülümseyerek." İyi geceler Kızıl kafa."

♡♡♡

Üstümü değiştirdim ve kendimi yatağa attım, yorucu bir gündü. Bildirim sesi geldi.

Kıvırcık
İyi geceler, Kızıl kafa. Rüyanda beni görmeyi sakın unutma.

^_^

"Tamam anne seviyorum seni, çok çok öptüm." Annemle bir süre konuştuk sonra da annem uykum geldi demişti. "Tamam birtanem çok öpüyorum seni, seviyorum seni görüşürüz." Saat gece 1 olmuştu, ama beni uykum gelmiyor. Zil sesi, telefonum çalıyor. KIVIRCIK ARIYOR. Açtım. " Canım mi yanıyor Ateşimde? Canım mı çıkıyor Meftun?" Sesi sarhoş gibi geliyordu, mırıldanıyor ve sesi titriyordu. Bir şey söyleyemedim, kötü hissettim. "Yanıma gelir misin güzel gözlü kız? Sana çok ihtiyacım var. Lütfen gel, lütfen." Sesi çok kötüydü, canı yandığı belliydi. "Nerdesin?" Burnunu çekti, ağlamıştı. Bir süre cevap vermedi soruma. "Evinin çaprazındaki villadayım, benim evim. Dört duvar var, ev deniyor sözde. Bence burası ev değil, sen gelince evimde olucam. Bu yüzden gel Meftun." Şaşırdım evimin çaprazında bir villa vardı, büyük bir villa. Oturduğum yer orta gelirli bir yerdi. Ateş tesadüfen mi orda oturuyordu? Neden arabada söylememişti? "Geliyorum, 2 dakikaya oradayım kıvırcık." Gülme sesi geldi. "Sen gelene kadar kıpırdamadan duracağım kızıl."

Telefonu kapatır kapatmaz evden çıktım, zile bastım. Bir süre bekledim ve kapı açıldı. Ateş karşımdaydı ama harap olmuş bir şekilde, dudağı kanıyordu ve kaşı da patlamış gibiydi. Gözleri dolu dolu ve kızarmıştı, ben onu inceliyordum o da beni. "Evim var artık mutlu, huzurlu ve sevgi dolu bir ev." Gülüyordu ama hüzünden. Omzunu okşadım ve gülümsedim. "Hadi içeri geçelim." Dokunuşum gözlerini açmıştı sanki, elimi tuttu ve içeri geçtik. "Beni odama götürür müsün Meftun? Uyumak istiyorum, bir gün olsun huzurlu bir uyku istiyorum." Gülümsedim ve kafamı salladım. Oturma odasına baktım, her yerde sigara paketleri ve içki şişeleri vardı. Hepsi boştu yok olmak istercesine, ölmek istercesine içmişti. Kim üzdü se
ni Ateş? Kim ateşi harmanlamıştı? Merdivenlerden yukarı çıktık, 3. Kata. Kırmızı kapılı bir odaya yürüdük beraber.

Odasını liseli biri dizayn etmiş gibiydi posterler, büyük bir televizyon, oyun konsolları. Odanın içinde bildiğiniz odalar vardı. Ateş yatağa doğru yürüdü ellerimiz ayrılmadı, durdurdum onu. "Hadi soğuk bir duş al açılırsın, biraz sonra da istersen senle kahve içeriz." O kadar alkol içmişti açılamazdı biliyorum ama yine de bir şeyler yapmak istedim, iyi geliyim ona istedim. Sarhoş olduğu için duyguları bir anda değişiyordu, düz ve umursamazca bakıyordu bana. "Olur Meftun'um, ne istersen o olsun." Beni banyoya götürdü, suyu açmak için elini bırakmaya çalıştım. İzin vermedi, kaşlarını çattı. "Elimi bırakma, bırakmadan yap. Gitme." Kim kırdı seni bu kadar Ateş, kim bıraktı seni? "Tamam istediğin olsun." Camlı duşakabin'i açtım sonra da soğuk suyu. Dolapları karıştırdım büyük bir havlu büküp yere koydum. "Su soğuk kendine gel diye soğuk açtım kısa bir duş al biraz da olsa iyi gelir, ben de sana kıyafet getiricem bekle beni." Bir süre yüzümü inceledi gözleri dolu doluydu. "Hemen geleceksin ama tamam mı? Beni bırakıp gitme." Korkuyordu, kimsesi yok muydu? Ailesi? Arkadaşları? Sevgilisi olamazdı, olsaydı benim yerime o burda olurdu. "Gitmeyeceğim, hemen gelicem." Koşar adımlarla banyodan çıktım, kapısı olmayan bir oda vardı. Bingo kıyafet odası, gereken her şeyi alip banyoya koştum. Bıraktığım yerdeydi, kıyafetleri kenara koydum ve yanına gittim. "Kısa bir duş al giyin sonra da bana seslen, saçlarını kurutucam. Kapının hemen diğer tarafındayım. Hiçbir yere de gitmiyecem." Düz bakmaya devam etti, elimin tersiyle yanağımı okşadı bir süre sonra da elini indirdi. "Tamam hemrn çıkarım."

♡♡♡

"Kahve içmek ister misin?" Işıklar kapalıydı, çift kişilik yatagin iki tarafında da komodin ve üzerlerinde lambalar vardı. Yatakta oturuyorduk. "Hayır uyumak istiyorum, benimle uyur musun Meftun?"
"Hadi uyuyalım." Neden artık gülmüyordu, şaka da yapmıyordu. Endişeleniyorum, yine de iyi bir şekilde yaklaştım ona bir şey olmuştu. Hava soğuktu, battaniyenin içine girdik. Duştan çıkmıştı, üşüsün istemiyorum. Sırtını yatağın başlığına yasladı, karşımızdaki kapalı olan televizyona bakıyordu ben de onu tekrarladım. "Merak ediyorsun değil mi, neden bu haldeyim? Dayak mı yedim? Kim üzdü beni? Bunları merak ediyorsun." Bana bakmıyordu, baksana bana Ateş bana bakan gözlerini özledim. O ne kadar bana bakmasa da ben ona baktım, yeşil gözlerini çok göremiyorum. Ormanları yağmurluydu, şiddetli bir yağmur vardı gözlerinde.

"Anlatmak ister misin? Yaslayabileceğin bir omuz var yanında, seni dinleyen biri, ağlasan da seni yadırgamyacak ve saçlarını okşayacak biri." Biraz düşündü sanki, konuşmadı. "Babam beni hiç sevmedi, annem zaten ben doğarken öldü. Bir can aldı o gün Allah ve bir can da dünyaya geldi, bir nevi de cehenneme. Baba gibi davranmadı babam sevmedi hiç, saçlarımı okşamadı, oğlum demedi, göğsünde yatmadım, sevgi sözcüğü kullanmadı, gerekmediği sürece konuşmadı ve yüzüme bile bakmadı. Böyle büyüdüm ben, 20 yıldır böyle yaşıyorum." Gözlerinden yaşlar akmaya başladı, sessizce ağladı. "Dövdü sebepsizce veya gereksiz bir sebep bulduğu her an dövdü. Bu gün de dövdü, ondan kasımda ve dudağımda yara var. Canım artık acımıyor ama babamın beni sevmemesi ve böyle davranması hem zoruma gidiyor hem de üzüyor beni." Hıçkırarak ağlamaya başladı, bağırarak. Ben ilk defa bu gün 28 Kasım 2021 Ateş Alkan ilk defa gözümün önünde alev aldı.

Kimsesi olmayan 8 yaşındaki bir çocuğa benziyordu. Ateş'in babası nasıl biriydi? Önce sarıldım ona kafasını omzuma yatırdım, dağılmış kıvırcık saçlarını okşadım. "Ben buradayım, git desen de gitmeyeceğim. Geçecek, ağlama." Sesim sona doğru alçaldı. Bu gün Ateşin canı yandı, benim de yandı. O harlandı alevler içinde, ben de elimde bir şişe su ile ona baktım. Bir süre sonra ağlaması durdu, yatağın içine daha da sokuldu, ben de onunla beraber. Göğsüme yattı, saçlarını okşamak devam ettim. "Saçlarıma değen ilk eller sana ait Meftun, ilk defa birinin dokunmasına izin verdim. İlk senin kollarına yattım, ilk ve son ol lütfen." Uykulu sesiyle mırıldandı, bir kedi gibi huzurlu görünüyordu. Ateş yaralıyı, hem de çok. Şimdi senden nasıl gidicem ben Ateş? Gidemem ki.

Uzun süreden sonra 2. Kez birinin yaralarını sarmak istedim, istiyorum. İzin ver Ateş, izin ver de yaralarını sarayım. Ben Meftun Karadağ ve bu günden sonra Ateş Alkan'ın yanındayım, yaralarını saracağım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.