Biz burada nefes almıyorduk. Sadece ölümle pazarlık ediyorduk.” Her şeyin başladığı o günden beri, herkes nefes alıyordu. Ama kimse gerçekten yaşamıyordu. Kafamı yavaşça kaldırdım. Burası… bir zamanlar hayatın merkeziydi. Şimdi ise sessizliğe konuk olmuş bir felaketti. Havanın soğuğu yüzüme vuruyordu. Üşümek işe yaramadı; düşünceler hâlâ kafamdaydı. Daha fazla o ayazın içinde dikilmenin anlamı yoktu. Geri dönmeye hazırlanırken bir ses duydum arkamdan: “Hava soğuk değil mi?” Güneş’ti. Yüzümü ona çevirdim. “Soğuk bana iyi geliyor,” dedim. Yanıma geldi. Bakışlarında hafif bir alay vardı ama altında bir endişe gizliydi. “Dikkat et de hasta olma. Sana ihtiyacımız var.” Gülümsedim. “Bir dakikalığına yalnız bırakmaya gelmiyorsunuz.” O da güldü. Artık daha fazla soğukta kalamazdık. Diğerlerinin yanına dönmeye karar verdik. Yolda çok konuşmadık. Güneş dalgındı. Bu olaylar ona hiç iyi gelmemişti. Gerçi… kime iyi gelmişti ki? Yol üstünde şanslıydık. Terk edilmiş bir araba bulduk. Güneş’i zorlamamak için direksiyona ben geçtim. Araba çalıştı. Yürüyerek bir saatte gideceğimiz yolu on dakikada aldık. Toplanma alanına vardığımızda, kapıda Yıldız vardı — Güneş’in kardeşi. Korkmuştu. Güneş hemen sarıldı ona, sessizce teselli etti. Ben hızlıca içeri geçtim. Geçmemle birlikte kafama iki silahın dayanması bir oldu. Nefesim hızlandı. “Parola ne?” Sesi duydum kulaklarımda yankılanırken. Parolayı söyledim. Silahlar çekildi. Bu kural hepimiz içindi. Hayatta kalmak için. Silahları tutan Ercan’dı. Her zamanki ifadesizliğiyle: “Hoş geldin.” Ona ciddi misin der gibi baktım. “Hoş buldum.” Arabayı görüp şaşırınca, omuz silktim. “Senin olsun.” Daha da şaşırdı. “Niye?” “Çünkü bende daha iyisi var,” dedim gülerek. Hemen arabaya yöneldi. “İyi… çok iyi.” Ben daha fazla oyalanmadım. Darin’in yanına gitmem gerekiyordu. Onu her zamanki gibi ilaçlarla uğraşırken buldum. Hemen konuya girdim: “Konuşmamız lazım.” Darin yüzüme bakıp “Yine ne oldu?” der gibi gözlerini kıstı. “Bir şeyler öğrendim. Önemli.” “İşimize yarar mı?” diye sordu. Kafa salladım. “Yemek ve ilaç stoğu bitiyor. 100 km uzağımızda bir depo var. Oraya gitmeliyiz.” Darin iç geçirdi. “O kadar uzağa gitmeden ölürüz. Ama gitmezsek de… zaten öleceğiz.” “Aynen öyle,” dedim. “Bunu yapmak zorundayız.” O da onayladı. “Nasıl gideceğiz? Benzin çok az. Yürümek riskli.” “Çalışalım o zaman,” dedim kararlılıkla. Darin’in yanından ayrıldım. Biraz yalnız kalmak istiyordum. Belimdeki kemerden bıçağımı çıkardım. Toplanma alanının dışına çıktım. İlk gözüme kestirdiğim enfektenin kafasına bıçağı sapladım. Bir diğerinin boynunu kopardım. Bir süre böyle devam ettim, sonra geri döndüm. Bu alanı kurmak kolay olmamıştı. Salgın ilk başladığında kampüsteydik. Zor kaçmıştık. Oradan burayı inşa ettik. Şimdi… şöhret, para, torpil… hiçbirinin anlamı kalmamıştı. Belki de bu, dünyanın daha gerçek hâliydi. Sonra tekrar depoyu düşündüm. Oraya gitmek kolay olmayacaktı. Ama bir yolunu bulacaktım. Benzine ihtiyacımız vardı. Belki Ercan’ın arabasında vardır… ⸻ Salgının ilk günleri Herkes panikti. Kaos, bağırışlar, kaçışan insanlar… Ama biri vardı. Kimliği belirsiz. Kaosun ortasında duruyordu. Ve kurnazca gülümsüyordu. ⸻ Ercan arabaya baktı. Bir zamanlar hayaliydi böyle bir araba. Şimdi… hiçbir önemi yoktu. Darin yanına geldi. Arabaya, sonra Ercan’a baktı. Ercan: “Arabadan mı etkilendin?” Darin dalga geçer gibi güldü. “O kadar etkilendim ki.” “Geç dalganı,” dedi Ercan. Ama Darin ciddileşti: “Ne kadar benzin var?” “Kaç lazım?” “200 km.” Ercan’ın yüzü ciddileşti. “Nereye gidiyorsun bu kadar?” Darin arkasını dönüp yürürken cevapladı: “Gitmem gereken yere. Var mı yok mu söyle. Yoksa da uzatma.” Ercan’ın sesi çıkmadı. Bu olayların başından beri bazı şeyleri sorgulamamayı öğrenmişti. Ama bu seferki… garipti. Çok kafa yormadı. Ama Darin’in aklındaysa tek şey vardı: Beyza’ya benzin bulmalıydı. O, Darin’in güvenini kazanmış nadir kişilerdendi. Ve Darin, bunu kaybetmek istemiyordu. Çünkü bu görev, hayatta kalmak içindi. ⸻ Güneş, Yıldız’ı uyutmaya çalışıyordu. Yıldız, buradaki tek çocuktu. Herkes üzerine titriyordu. Ama Güneş… artık bebek bakıcılığından bıkmıştı. Nihayet uyuyan kardeşini yatağına yatırdı. Dışarı çıktı. Beyza dışarıda, bıçağına bakarak düşünüyordu. Güneş yanına oturdu. “Ne oldu?” “Hiç. Sadece dalmışım.” Güneş bir şeylerin ters gittiğini anlamıştı ama susmayı seçti. Bu, herkes için daha iyiydi. Beyza ayağa kalktı. “Yiyeceğe ihtiyacımız var.” Güneş: “Yakınlarda depo yok. Avlanmaya mı çıkıyorsun?” “Risklerin farkındayım. Ama başka çaremiz yok.” “Yalnız gitmeyeceksin, değil mi?” Beyza’nın cevabı nettir: “Kimseyi zorlayamam. Ama yardıma ihtiyacım yok.” Zaten bu topluluk kurulduğundan beri, herkese böyle demişti. ⸻ Topluluğun kuruluşu – salgının ilk günleri Beyza, kampüsün dışındaydı. Yanında Darin ve Ercan vardı. Geceyi geçirecek bir yer arıyorlardı. Ercan: “Çevrede başka hayatta kalan var mıdır?” Beyza’nın aklına Güneş geldi. Onu bulmalıydı. “Siz bir yer arayın. Ben etrafa bakacağım. İlk buluşma noktasında görüşürüz.” Darin ve Ercan, Beyza’nın planına mecbur kaldı. Salgının şokunu hâlâ atlatamamışlardı. Beyza ise yalnız kalmak istiyordu. Beyza tek başına ıssız yollardan geçerken nefesinin sesini bile duyuyordu . Her adımı dikkatli ve tetikteydi karşısına enfekteler ya da diğer gruplar çıkabilirdi .Elindeki bıçağı ölümüne tutuyor gibiydi. Sokaklar bir zamanlar yaşamın merkezi iken şimdi ise bir harebeswn farksızdı. Cesetler ,paslı metaller,çatlamış kaldırımlar, kırılmış camlar hepsi bütünleşince bu yerin terk edilmiş olduğu çok da sürpriz değildi. Terk edilmiş AVM nin kırışmış kapısına geldiğinde içeri dikkatlice girdi burası da dışarıdan farksızdı .Dükkanlar ww Bir mağazadan geldiğini fark etti. Kozmetik mağazasıydı. Rafa bağlı bir enfekte, birden üstüne düştü. Beyza bıçağı ağzına sapladı. Son anda kurtuldu. Ama kurtuldum derken… Kendini yerde buldu. Boğazına bir bıçak dayanmıştı. Göz göze geldiklerinde ikisi de tanıdı birbirini. Aynı korkuyu, aynı umudu. Karşısındaki kişi maskesini indirdi. “Çok bekledim,” Ercan ve Darin yan yana yürüyorlardı etraf ıssızdı hava çok soğuk olmasa da kasvetli hissettiriyordu yürüdükleri yollar parçalanmış tabelalar kırı lmış taşlar ve cesetlerle doluydu Ercan her zamanki gibi yüzündeki umursamaz ifade vardı . Darinin ise tedirgin ve endişeli bir tüh hali içinde olduğu yüzünden belli oluyordu. Darin “ Sence Beyza nereye gitti “ diye söze girdi . Ercan omuz silkti “ Bilmiyorum ama zaten merak da etmiyorum Ercan hep böyleydi çoğu şeyi kafaya takmaz “Hallederiz “ modundaydı .Darin ise hep çözüm odaklıydı ve problemleri nasıl halledebileceğine uğraşırdı Kesin emin olmadan önce içini de kontrol etmeliydiler Darin “ Sen burda dışarıda nöbet tut ben içeri bakıca” dedi . Ercan Darine baktı “Olur” Darin bıçağını çıkardı ve kırık kapıdan içeri girdi .İçerisi rutubeti kokuyordu , acaba burada eskiden kim yaşıyordu . Koltukları yırtılmıştı .Elektriker tam gitmemişti lamba bir yanığ bir sönüyordu evin içinde ilerlerken üstüne bastığı tahtalar gıcırdıyordu . Evin diğer odaları da aynıydı evin bu katı zaten küçüktü bir salon ve bir oda vardı üst kata kırılmış kirlenmiş mermer merdivenlerden çıkılıyordu . Dikkatli şekilde yukarı çıktı yukarısı alttan daha büyüktü gördüğü ilk odaya girdi sanırım bebek odasıydı parçalanmış pembe bir beşik odanın ortasında duruyordu . Artık kullanılamaz olan biberonlar kıyafetler etraftaydı . Bebeğe üzülmeye başladı bir anda sonra kendini hemen toparladı . Camdan dışarı bakarken Ercan’ı gördü ne yapıyordu o salak neyse .Diğer odalar doğru gitmeye başladı Mutfak gibi bir yere girdi .Allahım inşallah yemek vardır . Diye iç geçirdi ve dolaplara tek tek baktı . Şükürler olsun birkaç şey bulmuştu bunlarla birkaç gün idare ederlerdi mutfak diğer yerlere göre daha iyi durumdaydı fırın , buzdolabı hala çalışıyordu . Buna şaşırmamıştı çünkü son çıkan makineler olağanüstü durumlara göre üretiliyordu . Mutfaktan çıktı ve diğer odaya girdi burası yatak odasıydı aynalı olduğu belli olan dolabın aynaları kırılmıştı içinde birkaç kıyafet vardı . Bu da çok iyiydi . Son olarak tuvalete baktıktan sonra camdan Ercan’a seslendi ve onu mutfakta beklemeye başladı .
Bölüm 1
Ölümle pazarlık
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.