Sizce mutluluk nedir?
Ya da mutlu olduğunuzu düşünüyor musunuz?
Fikrimce mutluluk eksik hissetmemektir. Hani bazı günler hissederiz ya içimizden bir şey koparılmış, bir şeyler yolunda gitmemiş gibi…
İşte onu hissetmemektir ya da o hissi unutmaktır.
Naif güzel bir çiçek düşünün. Bir de öyle güzel bir kokusu olduğunu düşünün. Çiçeği görenler güzelliğine hayran kalıp yaklaşıyor.Öyle güzel bir kokusu var ki hep o kokuyu duymak istiyor. Etrafta başka zaman başka bir çiçek gördüklerinde acaba bu da o kadar güzel kokuyor mudur diye düşünüyorlar.Herkes o güzel kokulu güzel çiçeği bahçesine ekiyor.
Şimdi tersini düşünelim.Bir çiçek düşünün yine güzel her çiçek gibi. Fakat yok bi güzel kokusu, insanın içini ferahlatmıyor. Bahçesine ekmiyor kimse. Kokladıkça mutlu olmuyor ki bilirsiniz, güzel şeyler insanları mutlu eder. İnsan mükemmel düşündüğü hayran kaldığı şeyleri gördükçe gülümser. Bu kokusu güzel olmayan çiçeğe karşı kimse mutluluk duymuyor. Bir de düşünün çiçeğin koparıldığını, solduğunu. Gitti o gülümseme…
Şimdi bir kadın düşünün güzel mi güzel her kadın gibi gülümsemesi bile gülümsetiyor insanı…
Üstüne bir koku ekleyin adı olsun mutluluk. Yanına gelen de enerjisinden alıyor alacağını, gidiyor kat ve kat mutlulukla evine. Yanında bulunmak istiyor o mutlu kadının, çekmek istiyor o enerjisini çünkü onda yok o kadarı. İnsan görüyor kendisinde eksik olan şeyi ve diyor ki tamam artık tamım. Neymiş adı? Mutluluk. Bu kadının her yerde ışık saçtığını düşünün her insanda bir gülümseme.
Gece bile yanınızda,aklınızda. Bile dedim çünkü gecedir insanı hüzünlendiren, ne kadar acı varsa karanlığa rağmen hepsini ortaya döken. İşte o zamanlarda ihtiyaç duyar insan mutluluğa. O naif mutlu kadın hayata baktığı güzel yönüyle ışık tutar gecemize. Teselli verir kırılmış kalbimize, umutlarımıza. Hani içimizi dökmek için çıkarız denizin karşısına geceleyin. Mavi görürüz denizi.
İşte o mutlu kadın en karanlık zamanlarda bize denizi en şeffaf haliyle gösterir. Bir toplum mutlu bir kadın olmadan mutlu var olamaz. Sürdüremez mutluluğunu, solar.
Şimdi düşünmek istemediğim şeyi düşünün, mutsuz bir kadın. Evde kendine yemek hazırlar kendi yaptığı yemeği bile beğenmez çünkü bir mutluluk yoktur tarifin içinde. İnsanların yanında ümitsiz bakışları, ışıksız ruhu. Kimse istemiyor o yanında olsun. Çünkü yanında daha fazla eksik hissediyor, insan sürekli konuşuyor umutsuz. Hatta konuşamıyor umutsuz olduğundan. Etrafındaki insanları çekiyor kendi gibi olmaya. Sonra oluyor herkes mutsuz.
Bir toplumda sürekli yasların konuşulduğunu düşünün çünkü böyle bir zamanda kimse eskiye dönemez. Mutlu kadın mutlu toplum demekti. Peki bu durumda ne oldu?
Bahçe rengarenkti, şimdi oldu gece.
