"Kesinlikle gelmiyorum."
Lara kollarını göğsünde kavuşturmuş, kararlı bir şekilde Meral Hanım'a bakıyordu.
Meral Hanım gözlüğünün üzerinden ona baktı.
"Geliyorsun."
"Hayır."
"Evet."
"Hayır."
"Evet."
İpek başını iki yana salladı.
Son beş dakikadır aynı konuşmayı dinliyorlardı.
O sabah Maison D'Elior'a şehrin en prestijli yardım vakıflarından birinden davetiye gelmişti.
Şehir merkezindeki tarihi Pera Oteli'nde büyük bir yardım gecesi düzenlenecekti ve Bellanova temsilcisinin de davetliler arasında olacağı söyleniyordu.
Meral Hanım'ın bu geceyi kaçırmaya hiç niyeti yoktu.
Lara ise tam tersini düşünüyordu.
"Ben kalabalık ortamlardan hoşlanmıyorum."
İpek kaşını kaldırdı.
"Dün bir saat boyunca dükkândaki müşterilerle dedikodu yaptın."
"Bu farklı."
"Nesi farklı?"
"Orada CEO'lar, yatırımcılar, zengin insanlar olacak."
Tam o sırada dükkânın kapısı açıldı.
Kerem ve Ege içeri girdiler.
Lara dramatik bir şekilde tavana baktı.
"İşte tam olarak bundan bahsediyorum."
Kerem gülümsedi.
"Günaydın güneşim."
"Güneşin battı."
İpek kahkahasını zor bastırdı.
Meral Hanım ikisine döndü.
"İyi oldu geldiğiniz. Bu akşamki yardım gecesine katılıyor musunuz?"
Ege başını salladı.
"Katılacağım."
Kerem de aynı anda,
"Ben de."
dedi.
Lara hemen İpek'e döndü.
"Tamam. Şimdi hiç gelmiyorum."
---
Aynı gün akşam.
Pera Oteli.
Kristal avizeler, canlı müzik, şık davetliler...
Lara aynadaki yansımasına bakıyordu.
Üzerinde Maison D'Elior'un tasarladığı koyu kırmızı, zarif bir elbise vardı.
"Ben gerçekten burada mıyım?"
İpek, lacivert elbisesinin eteğini düzeltirken gülümsedi.
"Harika görünüyorsun."
"Sen de."
Meral Hanım ise her zamanki gibi son derece şık görünüyordu.
"Unutmayın kızlar," dedi ciddi bir sesle. "Bu gece sadece eğlenmeye gelmedik. Bellanova temsilcisini etkilememiz gerekiyor."
Lara başını salladı.
"Anlaşıldı."
Beş dakika sonra Lara açık büfenin başında üçüncü profiterolünü yiyordu.
İpek onu uzaktan izleyip güldü.
Tam o sırada bir ses duyuldu.
"Demek kırmızı senin renginmiş."
Lara başını kaldırdı.
Kerem.
Siyah smokiniyle her zamanki gibi fazlasıyla şık görünüyordu.
Lara gözlerini devirdi.
"Demek smokin giymeyi biliyormuşsun."
"Senin sayende."
Kerem birkaç saniye ona baktı.
"Gerçekten çok güzel görünüyorsun."
Lara ilk kez hemen cevap veremedi.
"Şey... teşekkürler."
İkisi arasında kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Lara tekrar kendine geldi.
"Bu iltifatın arkasında kesin bir şey var."
Kerem güldü.
"Bu kadar şüpheci olma."
---
Öte yanda İpek içecek alırken biri ona çarptı.
Elindeki meyve suyu neredeyse üzerine dökülecekti ki güçlü bir el bardağı yakaladı.
"Eminim bunu bilerek yapmadınız."
İpek başını kaldırdı.
Ege.
"Evet," dedi İpek gülerek. "Bugün kimsenin üzerine içecek dökmemeye çalışıyorum."
Ege hafifçe gülümsedi.
"Başarılı gidiyorsunuz."
Bir an sessizlik oldu.
İpek ilk kez Ege'yi iş ortamı dışında görüyordu.
Ve şaşırtıcı şekilde çok daha rahat görünüyordu.
Tam o sırada sunucu sahneye çıktı.
"Sayın misafirler! Gecenin yardım çekilişi başlamak üzere."
Lara hemen İpek'in yanına geldi.
"Çekiliş mi? Harika."
Beş dakika sonra sunucu yüksek sesle konuşuyordu.
"Ve dans yarışmamız için seçilen ilk çift..."
Lara'nın içi kötü bir hisle doldu.
"... Bayan Lara Erdem ve Bay Kerem Sönmez!"
Salon alkışlarla doldu.
"Hayır." dedi Lara.
Kerem sırıttı.
"Evet."
"Ben dans etmiyorum."
"Öğrenirsin."
"Hayır."
Kerem elini uzattı.
"Bir kez."
Lara etrafındaki yüzlerce insanın kendilerine baktığını fark etti.
Derin bir nefes aldı.
"Bu geceyi unutacağım."
Kerem gülümsedi.
"Ben unutmayacağım."
Lara homurdanarak elini ona verdi.
Tam piste çıkarlarken sunucu tekrar konuştu.
"İkinci çiftimiz ise Bayan İpek Yılmaz ve Bay Ege Akman!"
İpek donup kaldı.
Ege de şaşırmış görünüyordu.
Lara uzaktan bağırdı.
"İpek! Kaçamazsın!"
İpek arkadaşına ters ters baktı.
Ama çok geçti.
Birkaç dakika sonra dört kişi kendilerini dans pistinin ortasında bulmuştu.
Lara, Kerem'in ayağına üçüncü kez bastığında Kerem acıyla yüzünü buruşturdu.
"Bu kasıtlıydı."
"Kanıtlayamazsın."
Öte yanda İpek ve Ege çok daha uyumluydu.
"Eğer ayağıma basarsanız sorun değil," dedi Ege.
İpek gülümsedi.
"Ben iyi dans ederim."
"Evet, fark ettim."
Tam o sırada salonun girişinde bir hareketlilik oldu.
Meral Hanım'ın yüzü gerildi.
Kapıdan içeri giren kişi Mert Arslan'dı.
Ve yalnız değildi.
Yanında şık giyimli, yabancı bir adam vardı.
Meral Hanım sessizce mırıldandı:
"Bellanova temsilcisi..."
Ve gecenin asıl kısmı daha yeni başlıyordu.