İçeriğe geç

Olabilir Öyle Şeyler

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Olabilir Öyle Şeyler

Bölüm 1

Sancak

İnsan,beyin ölümü gerçekleşince değil,kalbi sadece kan pompalamaya yarayan bir organ olunca ölür. Giriş biraz klişe olacak,kabul ediyorum ama; Ben Hayat. Şu dünyada bilmem kaç milyar insan var ama ben gerçekten asker olmayı vatanım, bayrağım,şehitlerim için asker olmayı tercih etmiş kadınlardanım. Görev yerim Bursa çıkınca sevinçten ağlamış,anneme asker olacağım dediğimde annem gözyaşları dökerken ben sevinçten kırk takla atmış bir insanım arkadaşlar. Erkek bir kardeşim var ve hiç anlaşamıyoruz..Her neyse gerektikçe geçmişime değiniriz. Dediğim gibi ben Hayat. 4 yıl canım çıka çıka harp okulunda eğitim alıp 3 yıllık da görevi tamamlayınca üsteğmen olmuş bulundum. O günde her zaman yaptığım gibi yoldan geçen kedileri saya saya bitirdim yolculuğu. Ve pat! BURSA'DAYIZ!!!!!!! Heyecandan elim ayağıma dolaşacak gibiydi ama sakin kalmaya çalışıyordum. Bir anda ayı gibi bir adam bana resmen kafa attı. Hani tamam üsteğmeniz felan da kafa atmak nedir ya? Tam yere yapışıyordum ki.. Ben tutan iki çift kolla omuriliğimin patlamasından kurtuldum fakat kafamı çoktan duvara vurmuştum..

"Ne yapıyorsun sen be!" diye bağırdım. Kafam sızlıyordu"

Komutanım ben çok.." dedi sonradan adının Caner olduğunu öğrendiğim asker"

"Sus ve git. Yada dur gitme"

"Anlamadım?"

"Şey Sancak timi.. Nerede..?"

"Aaa siz Hayat komutanmısınız? Bizim time yeni gelen?"

"Evet evet ben Hayat.. Diğerleri nerede?"

"Komutanım onlar büyük ihtimalle yemekhanededir isterseniz size Dora komutanımı çağırayım sizi kız yatakhanesine götürsün sonrada yemekhaneye gelin ben sizi diğerleriyle tanıştırayım"

"Tamamdır. Adın neydi senin?"

"Caner, komutanım"

"Tamam Caner, teşekkür ederim,birde siz her kadına kafa mı atıyorsunuz?"
"Galiba sizle iyi anlaşacağız" hafifçe gülümsedi. Bu çocuk kafa dengi birine benziyordu. Derin bir nefes çektim içime, ıyy burası ter kokuyor!

Caner gülümsedi ve yavaşca koridorun sonuna doğru uzaklaştı. Yavaşca gözden kayboldu. Başım çatlıyordu. Neydi o ya? Burada erkekler kız görünce kafa mı atıyordu?(öyleyse yandık..) ellerimle alnımı ovuşturdum. Kesin kafam şişecekti. İlk günden rezil olduk yaa. Biraz telefonla oyalandıktan sonra karşımda bir sima belirdi. Siyah saçlı,kahverengi gözlü,uzun boylu asker. Cidden ne alaka şimdi?

"Merhaba.." dedi karşıdan gelen adam

"Bana kız gelecek dediler?" Evet erkek düşmanlığım tutmuştu

"Biraz erkek düşmanı olabilirmisiniz?" Dondum kaldım. Birazcık yani minnacık olabilir.

"Şey ben.." "Eee her neyse siz Dora komutanmısınız Caner'in dediği?"

"Dora benim kardeşim. Ben Doruk."

"Hımm anladım." "Ama sizin kadınlar yatakhanesine girmemiz yasak değilmi"

"Ben kapıya kadar size eşlik edeceğim." Onaylayan bir mırıltı çıkardım. Zaten midem bulanıyordu. Umarım buranın temizlik malzemesi koktuğunu felan düşünmüyorsunuzdur çünkü burası leş gibi ter kokuyor. Allah kahretmesin sizi. Ya buraya dedorantın icadı gelmedimi!

Yavaşca yürümeye başladık. Gözlerimi kırpıştırıp etrafa baktım. Burada tuvalet yokmuydu? Ben kusacaktımda..Telefonunun sesiyle irkildim. Telefonun ekranına baktığımda "Bilal" yazısını görünce derin bir nefes alıp telefonu açtım

"Ne var Bilal?"

"Özledim seni sümsük" erkek bir kardeşe sahip olmanın zorlukları. Bölüm 1:Hakaret.

"Ya bak bir gün elimde kalacaksın! Sümsük ne ya?"

"Sensin işte!"

"Bak Bilal,ne diyeceksen de. Ben senin ciğerini biliyorum. Annem birşey mi dedi?"

"Ben.. Oraya geliyorum abla"

"NE!" Doruk durdu ve bana döndü.. Yüzüme şirin bir gülümseme takınıp konuşmaya devam ettim

"Ne demek oraya geliyorum Bilal?"

"Bildiğin"

"Ya oğlum şaka gibisin ya!" "Ayrıca nerede kalacaksın?"

"Askerlik vaktim geldi ya abla?" Tabi ya! Nasıl unutmuştum? Bilal 20 yaşındaydı ve zorunlu askerlik yapmalıydı. Doruk bana dönünce hızlıca;

"Tamam hadi öptüm canım baaay" deyip kapattım

"Kardeşin mi?" diye sordu. Nereden bilmişti ki?

"Nereden bildin"

"Sana sümsük diyebilecek kadar cesaretli bir tek o olabilirdi"

"Sen beni mi dinliyordun?"

"Bağırarak konuştun Hayat."

"Olabilir!"

"Tamam o zaman bende duyabilirim!"

"Kes."

"Kestim." bu kadar basitmiydi yani? Şimdi bana senmisin bana kes diyen deyip kavga çıkarması gerekmiyormuydu? Hadi ama Hayat.

"Bu kadar mı?" diye mırıldandım

"Ne?" diye sordu

"Yani 'Sen bana kes mi dedin?' deyip kavga çıkarman gerekmiyormuydu?"

"Sen çok fazla kardeşin ile vakit geçirmişsin" diye mırıldandı.

"Normal değil mi? Aynı evde yaşıyoruz." İşte o sırada midemin deli gibi bulandığını hissettim. Yüzümü buruşturdum

"İyimisin?" diye sordu

"Ne?"

"İyimisin?"

"İyiyim"

"Eminmisin"

"Eminim"

"Sanmıyorum"

"San o zaman, bana ne?" hızla ilerleyip 'Kadınlar Yatakhanesi' yazan yerde durdum

"Seni neden gönderdiler ki,ben taşıyamazmıydım?" diyerek hızla bavulu kaptım.

"Rica ederim." dedi ve tam arkasını dönmüşken arkasını dönmüş gibi geri döndü

"Numaranı verir misin?"

Anlamaz gözlerle ona baktım

"Ne?"

"Whatsapp grubuna ekleyeceğim" hızlıca numaramı verdim ve o uzaklaştı,ben de yatakhaneye girdim. Burası koridordan daha iyi kokuyordu. Bir kadın bana yaklaştı. Bu kadının uzun üstten toplanmış dümdüz kahverengi saçları,yemyeşil gözleri vardı.

"Sen Hayat mısın?"

"Evet." diye mırıldandım

"Ben Dora, memnun oldum. Ben gelecektimde son saniye işim çıktı kusura bakma"
"Sorun yok. Sen Doruk'un kız kardeşimisin?"

"Evet,çok benzemiyoruz."

"Bencede. O siyah saçlı ve siyah gözlü,fakat sen de düz kahverengi saçlı ve yeşil gözlüsün"

"Ah,evet."

"Ben giyineyim" diye mırıldandım

"Giyin,sonra sana askeriyeyi gezdireyim bir ay kadar burada kalacağız bir aydan sonra lojman evleri dağıtılacak. Bir ay kadar idare edebilirmisin?" Ne,lojman mı? Ciddi miydi?

"Lojman derken?"

"Bildiğin"

"Bize ev mi verecekler?"

"Evet Hayat,hızlıca giyin sonra yemekhaneye gideriz. Seni oradakiler ile tanıştırırım. Birazda askeriyeyi dolaşırız. Yada önce askeriyeyi dolaşalım sonra bizimkilerle tanışırsın" telefonumu çıkartıp ekrana baktım,bildirim yoktu

"Şey Doruk beni gruba almamış unuttu galiba sen alsan?" dedim Dora'ya

"Ne grubu?"

"Sizin timin grubu"

"Bizim timin grubu mu varmış?"

"Evet Doruk dedi"

"ABİ!" Diye haykırdı

"Nasıl yani grup yok mu?"

"Yok! Abim senin numaranı almak için grup bahanesini kullanmış!"

"Ama ben numaramı verdim!" bana acır gözlerle baktı ve yavaşca dudağını büzdü

"Neyse çok takılma haydi giyin ben seni kapıda bekliyorum" iki kere omzuma vurup yavaşca dışarı çıktı.Neydi o ya! Elleri çok sertti.. Üstüme bir şeyler geçirip çıktım

"Güzel olmuşsun" diye mırıldandı

"Teşekkürler" dedim yavaşca ilerleyip tuvaletin önünde durdu"

"Burası tuvalet. Kızlar tuvaleti yanda" onaylayan bir mırıltı çıkardım. Biraz daha ilerleyip 'Erkekler Yatakhanesi' yazan yerde durdu

"Burası erkekler yatakhanesi burayla çoğunlukla işin olmayacak. Girmeni tavsiye etmem, Hayat."

"Bencede" diye bir ses duydum. Bu ses Doruk'unkine çok benziyordu

"Abi!" diye bağırdı Dora

"Ne?" gayet sakindi

"Sen kızdan numarasını istemek için kıza grup var mı dedin?"

"Evet ve bu seni ilgilendirmez,Dora"

"Abi sen.. Ben sana söyleyecek kelime,söz,hiçbirşey bulamıyorum"

"Bencede bulama"

"Pislik!"

"Sensin o!" demek ki asker de olsan kardeşinle kavga ediyormuşsun

"Hadi Dora'cım gel sen" dedim kavga çıkmaması için

"Orangutan suratlı goril!" Bu kızın küfretmeden küfretmesine hayranım..

"Görevler ne zaman başlar?" diye sordum

"Dur daha bizimkilerle tanışmadın." cidden ben bu kızla iyi anlaşacağım cidden!

"Tanışalım o zaman" cidden bu kız bana bir çaksa yeridir

"Tamam,benimle gel" ama çakmadı. Bu aralar tahminlerim tutmuyor

"Dora"

"Efendim"

"Yeni gelen askerler,nerede kalıyor?"

"Şimdilik yatakhanelerde,ne oldu?"

"Zorunlu görev için gelenlerdemi?"

"Evet" "Sen neden sordun ki?"

"Kardeşim,zorunlu askerlik için gelecekde"

"Adı ne?"

"Bilal"

"Soyadı"

"Taş"

"Gördüm o çocuğu,senin kardeşinmiydi?"

"Evet,sümsük şey"

"İyi anlaşamıyorsunuz?"

"Evet"

"Anladım"

"Tamam" kabul ediyorum..yani biraz garip bir konuşma ama zamanla halledeceğiz bence..

"Şey bak şimdi.. Seni bizim tim ile tanıştıracağım." yemekhaneye girdiğimizde bir masada 6 kişi oturan bir tim gördüm. Ben ve Dora ile birlikte 8.

"Ooo Dora!" dedi içinden biri,Doruk sinirlenmiş gibi duruyordu, yani sinirli gözlerle söyleyen çocuğa baktığına göre evet,bayağı sinirliydi, aynı şeyi Caner'de yapıyordu,bir dakika! Caner mi? Caner ne alaka?

"Dora" diye mırıldandım

"Hı"
"Caner nede-"

"Sakın neden öyle baktığını sorgulama ve bana aşık olduğunu düşünme Hayat, sakın!" bu kız nasıl biliyordu herşeyi öyle tak diye? Demekki öyle düşünen bi ben yokmuşum.

"Tamam be"

"Bu abim Doruk" diyerek tanıtmaya başladı

"Bu Gece,pek konuşmaz ama kafa çocuktur" Gece denilen çocuğa baktım, kitap okuyordu. Kafasını kaldırıp bana baktı,sonra önüne döndü.

"Bu Kenan" kenan köşede oturan kıza bakıyordu,bana döndü

"Hoşgeldiniz komutanım"

"Hoşbuldum" dedim tatlı bir ses tonu ile, tatlı olmak önemli

"Bu Uraz." dedi, evet Caner ve Doruk'un sinirli bir şekilde baktığı o çocuğun adi Uraz'dı. Ona böyle bakmalarının farklı bir sebebi olmalıydı. Derin bir nefes
aldım ve Dora devam etti.

"Bu Defne,Timin doktoru"

"Merhaba" dedi,ay bu kız ne kadarda tatlıydı!

"Selam!" dedim ve Dora son kişiyi söyledi

"Bu da Caner," derken gözlerini kaçırmıştı.

"Tanıyorum zaten onu-" dediğim anda Doruk bana garip bir bakış attı ve Caner kafasını kaldırdı

"Şey evet trajik bir şekilde oldu" Dora hemen atladı

"Sen ve Hayat? Hayatta inanmam!"

"Şöyle bu Allah'ın ayısı bana resmen kafa attı!" sonra hem askeriyede olduğumu hemde Caner'in ayı gibi olduğunu hatırlayınca

"Şey.. Pardon" dedim kafasıyla onayladı bende o sırada yavaşça bir sandalye çekip masaya oturdum. Ama bakın üsteğmen felan olmamı boşverin,cidden kafam çok acıdı.

"Şey Doruk komutanım ben birşey soracaktım.." dedim

"Tabiki sorabilirsin?"

"İlk görev ne zaman?"

"Hatırlatman iyi oldu," dedi ve derin bir nefes alıp devam etti "bu bir görev mi bilmem ama dün askeriyenin kapısında görevli iki asker şehit oldu,kimin yaptığını bilmiyoruz çünkü kamera açısından yapmamış yani her kim yaptıysa askeriyenin içinden vurmuş" herkes derin bir iç çekti ve Doruk devam etti

"Yani bir köstebek var"

"Ne!" diye öne atıldım ve Doruk devam etti

"Ne yapacağımız hakkında bir fikri olan var mı?" cevap gelmeyince derin bir iç çekti ve

"Gidebilirsiniz" dedi Dora ile birlikte ayağa kalktık ve yemekhaneden ayrıldık

"Sana depodan askeri üniforma alalım" dedi ve ekledi, "Ama önce gel,izin çıkartalım. İzin çıkartmadan oraya gidemeyiz.

"Tamam" diye mırıldandım. Pek sorgulayasım tokru. Yavaş bir şekilde ilerleyip önce Albay diye birinin odasına gittik, sonra ise depoya ulaştık.

"Sen bedenine göre olanı al,ben seni kapıda bekliyorum" dedi ve bende yavaşça içeri girip askeri üniformaların bedenine bakmaya başladım..

BÖLÜM SONU

Yazarın Notu:

Selamm ben Ela. Henüz yeni yazar oldum ve notlarıma yazdığım bu kurguyu buraya geçirmeye karar verdim! Umarım severek okursunuz canlarımm. Yeni bölüm ne zaman gelir bilmiyorum ama yakında gelirr. Sizi seviyorumm 💞💞

Bölüm sonu

7 yorum