İçeriğe geç

ÖL YA DA ÖLDÜR

Bölüm 1 · 5 dk okuma

ÖL YA DA ÖLDÜR

Bölüm 1

1

MERHABA ÖNCELİKLE HERKESE SELAMLAR.

BU KİTABI BÜYÜK BİR UMUTLA YAZIYORUM, EĞER KİTABIM 1 MİLLON OKUNMAYI GEÇERSE BURAYA YAZMANIZI İSTİYORUM.

BAŞLAMA TARİHİNİZİ ALALIM UNUTMADAN.

İLK BÖLÜMÜ SIRADAN YAZDIM KİTABI BİTİRDİĞİNİZ ZAMAN NERDEN NEREYE GELDİK DERSİNİZ DİYE DÜŞÜNÜYORUM. LAFI FAZLA UZATMADAN BAŞLAYALIM

OYUN BAŞLASIN...

"Derin! Derin! Derin! Beni duymuyor musun? Sana sesleniyorum."

Dalmıştım, hemen kendime gelip "Efendim!" Diye bağırdım. Verdiğim ani tepkiden dolayı sınıftakiler her zaman yaptıklarını yapıp benimle alay ederek gülüyorlardı.

Hoca bana hayal kırıklığı ile bakıp ellerini saçına getirdi. "Yine mi daldın, böyle yapmaya devam edersen seni dersten bırakıcam." Dedi. Ve devam etti. "sonraki soruyu sen yap Bahar, kimilerin aksine dersi dinliyorsun."

Utanç içinde oturduğum sırada daha da küçüldüm. Çoğu zaman dersi dinlemezdim, dersi dinlemek yerine hayal kurmak bana daha cazip geliyordu. Böylelikle içinde bulunduğum yaşamdan biraz olsun kurtuluyordum.

Biraz daha rencide olmamak adına ders sonuna kadar hocayı dinledim. Bu benim için çok zordu, odaklanma problemim vardı çünkü, ayrıca artık dersi dinlememe gerek yoktu...

Okul zili çalmıştı. Zilin çalışı beni istemsizce tetikliyordu, ayaklarım kontrolsüzce titriyordu, bende travma etkisi bırakmıştı.

Herkes birlikte sohbet ederken ben her zaman olduğu gibi yalnızdım. Dışlanmak, bu durum benim için sorun değildi ne de olsa eskisi kadar acıtmıyordu, eskisi kadar zorbalığa uğramıyordum...

Fakat bugün ayaklarım normalden daha fazla titriyordu. Çünkü herkes okulu bırakacağımı öğrenmişti.

"Ne yani derin Okulu mu bırakıcak?" Dedi. Üç sıra önümdeki kız, grup olup dedikodu arıyorlardı, ve bugünkü hedefleri bendim. Benim duyduğumu bile bile sesli bir şekilde muhabbetimi yapıyordular.

Onlara Tepki veremeyeceğimi hepsi biliyordu.

"Evet banada annem söyledi, pazartesi gününden itibaren fabrikada çalışmaya başlayacakmış."

Ellerimi yumruk haline getirip sıktım. anlaşılan herkese söylemişti.

"Zaten Üniversiteye geçmesine bir yıldan az kaldı, madem bırakıcaktı o zamanu bunca zaman neden okudu ki." Dedi.

Kafamı kaldırıp bunu söyleyen kişinin gözlerinin içine baktım, Rüya...

Oda aynı şekilde gözlerimin içine bakarak, "bazı insanları anlamak gerçekten çok zor, Kardeşine kıyasla çok zavallı. Sanki Tanrı onun zekasından alıp kardeşine aktarmış. Bu tarz insanlardan hep nefret etmişimdir." Dedi.

Arka sıralardan bir kaç erkek Rüyayı onaylarcasına kahkahalar atıyordular. Kimileri ise sesizce onları dinliyordu.

Kızlar ise hem ona hemde bana bakmıştı. İçlerinden bir tanesi konuşmaya başladı.

"Rüya yeter artık. Kimsenin tercihi bizi ilgilendirmez, çok ağır konuşuyorsun, hem... Derin senin eskiden en yakın arkadaşın değil miydi?." Dedi.

Kanımın titrediğini hissettim. Bunu söyleyen kişi Pelindi. Bana belkide bu dünyada hiç kötülüğü bulunmayan tek kişi. Az önce beni savunmak isterken konuyu daha kötü yere çekmişti.

Rüyanın gözleri kararmış Peline bakıyordu. "Bu konu seni hiç ilgilendirmez. Bir daha Haddin olmayan konulara laf atma!" Dedi. Kelimeleri bastırarak.

Diğer kızlarda Rüyaya hak verircesine mırıldandılar. Pelin tek laf edemeden susmuştu.

Bunu yapması hataydı. Kime yardım ederseniz onun konumuna düşersiniz.

Ve Pelin benim konumuma düşmemek adına tek kelime dahi diyemedi.

Her zaman yaptığımı yapıp görmezden geldim. Elimi çantamdaki kitaba atıp okumaya başladım. ben Kimileri için ucube kimileri içinse acınası bir kızdım. Böyle olmayı ben uzun zaman önce kabul etmiştim.

Bu hayat benim için çok anlamsızdı. Herkesin konumu, kişiliği, yapacağı hareketlerine kadar herbir davranışı bilgisayarın kodlarına benzerdi. nasıl davranıcağınıza siz değil sizin konumunuz belirkerdi.

Belkide benden nefret etme nedenleri budur. Çünkü ben bu işi bırakalı uzun zaman olmuştu.

Kimse bulunduğu hayatın baş rölü değildi. Başkalarını tatmin etmek için sahte yüzlerini takınıp farklı bir insanmışcasına davranıyordular. Siz farketseniz ya da etmeseniz bile hayatınızın her noktasında Hiyerarşi sistemi vardı. Evde, okulda, iş yerlerinde. Eğer Hiyerarşinin başında olmazsanız baş röl değilsiniz demektir. Peki size bir soru, baş röl dururken yan karakteri oynamak ister miydiniz?

Peki ben? Baş röl müydüm? Yan karakter miydim? Yoksa figüran mı? Ben bu filmi oynamayı uzun zaman önce bıraktım.

düşünmeyi bırakıp Kitabımı dalmışcasına okuyordum taki kanımı donduran o sesi duyana kadar.

"Derin."

Bu Nisa'nın sesiydi.

Yanındaki bir yığın kız sürüsü ile sınıfın içine girmiş şimdide benim bulunduğum sıraya doğru adımlıyordular.

Bütün sınıf yaptığı işi bırakmış bizi izliyordu.

Az önceki sorumu hatırlıyor musunuz, 'Baş röl dururken yan karakteri oynamak ister miydiniz?' Eğer Nisanın içinde bulunduğunuz bir filmde oynarsanız baş röl olmayı bile düşünemezsiniz.

Bu hayatta herkesin isteyebileceği her şeye sahip. Güzel bir yüz, para, otorite, statü, çevre. O kusursuz.

Ama şunu asla unutmayın. TANRI HİÇ KİMSEYİ DÖRT DÖRTLÜK YARATMAMIŞTIR...

Nisanın tek ve en büyük kusuru iğrenç bir kişiliği olması. Gerçi bazılarına göre hala dört dörtlük. Ne de olsa bu kişiliğini yalnızca bana gösteriyordu.

Nisa'nın yüzünde kızgın bir ifade vardı. Sahte bir kızgınlık...

"Okulu bırakacağını neden herkese söyledin. Şimdi herkes yanlış anlayacak. Sen okulu bırakmayı kendin istedin, ama şimdi bunu herkese yayınca insalar sanki zorla bıraktığını düşünücek, böyle yapmakla sadece annemizin adını kötüye çıkartıyorsun." Dedi.

Herbir kelimesi yalanla doluydu. Nisa benim üvey kardeşim. Aramızda kan bağı yok. Benim tek ailem olan teyzem ölünce ailesi beni evlat edinmişti. Zengin bir aileydi, benim evdeki konumum ise bir dilenciden bile kötü.

Okulu kendi isteğim ile bırakmıyordum. Nisa onların evine geldiğimden beri beni oyuncağı olarak görüyordu. Her zaman acı çekmemi sağlıyordu. Bu ister dayak olsun, ister hakaret. Benim çektiğim her bir acı ona mutluluk katıyordu. Sanki ben bu hayattan ne kadar nefret edersem o, o kadar mutlu olucaktı. İşin ilginç yanı beni evlat edinmelerinin tek sebebi Nisanın istemesi.

Okulu bırakmamın nedeni tam bir komedi. Nisa istediği için zorla bırakıyorum...

Ve bunu okula yayan kişide ta kendisydi. Bu olanları benim yaptığımı göstererek evde dayak yememi sağlayacaktı.

Dudaklarımdan istemsizce "herkese sen söyledin." Dedim.

Bunu söylediğime kendim dahi inanamıyordum. Ben onun gözlerinin içine bile bakmaya korkarken, anın getirdiği hırsla cesaretime yenik düşmüştüm.

Yüzüme yediğim tokat ile kendime geldim.

Yüzümdeki acı sızlarken elimi yüzümee getirdim. Kafamı kaldırıp gözlerinin içine baktım.

Bana bir böcek mişim gibi bakıyordu...

Dolu gözlerimle Masamdan seslice kalktım. Ben onun kuklasıydım. Ve o benim yaptığım her bir yanlışta uzuvlarımı kesen bir marangoz.

Sesli kalkışımın hemen ardından bütün gözler beni buldu. Herkes benim ne yapıcağımı merak etmişti.

Ama ben güçsüzdüm. Şu an ona saldırsam benim yanımda durucak tek kişi bile yok. Aynı şekilde evdede...

Gözlerim dolu dolu olmuştu, ağlayacağımı anlamıştım, yine alay malzemesi olmamak adına tuvalete koşar adımlarla gittim. Koridorda yaşlı gözlerimle kimseyle göz teması kurmamaya çalışarak ilerledim.

çarptığım beden ile duraksadım. Ardayı görmem ile yutkundum. Nisanın sevgilisi. onun yanından hızlıca geçip lavaboya ilerkedim. arkamdan arkadaşları hakeret dolu sözcükler ederken arda tek bir kelime demiyordu.

Hızla kendimi lavabonun içine attım. Şansıma içerde kimse yoktu, kapıyı kapatıp duvara yaslandım. Her zaman yaptığımı yapıp ağlamaya başladım.

içimden her zaman tekrarladığım şeyi bir kez daha söyledim.

"yemin ederim, herkese bunun bedelini ödeticem." aynı şekilde bir kez daha nisayı öldürmenin hayalini kurdum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.