"Küçükken bize kim olmak istediğimizi sorduklarında, büyyünce buna gerçekten izin vereceklerini sandık. Kandırıldık... Ve bu son olmayacaktı. Kendimizi kocaman hayal edip henüz hakkında hiçbir fikrimizin olmadığı büyüklerin dünyasında olduğumuzu düşünmek... Çocuk aklımızla dilediğimiz gibi büyümek. Ne güzeldi değil mi?İstediğimiz olabilecek, büyüyünce kim istersek ona dönüşebilecektik. Kimse bizi yargılamayacak, kimse bize kızmayacak, kimse bizi suçlamayacaktı.
Ama öyle olmadı sevgilim! Büyümek hayal ettiğimiz gibi bir şey değilmiş. Büyümek küçükken kurduğunuz hayallerden vazgeçmekmiş.
Kalbimde çirkin bir boşlukla doğmuştum ben. Diğerleri gibi değildim... Suçluydum... Yasaklıydım... En azından öyle olduğuna inandırılmıştım. Ta ki seni tanıyana kadar sevgilim.
“İnsanları anlamak zor ama yargılamak kolay” derdi annem hep. Kulağımda sessiz bir miras bırakmıştı bana. Aynalarda benimle birlikte büyüyen çocuktan korkmaya başlamıştım. Kimdim ben? Kim olacaktım? Sanki biri benim yerimi almaya çalışıyormuş gibiydi. İçimde benden gizli büyüyen bir düşman varmış gibi. Sanki onu durdurmazsam hayatım ellerimin arasından kayacakmış gibi hissediyordum.
Kim olduğunu bulmak böyle bir şeymiş meğer. Korkulacak hiçbir şey yokmuş. Bunu nasıl mı anladım? Aynada gördüğüm gözlerin içine gerçekten bakarak. Korkmadan hem de.
İnsan aşık olunca güçleniyor. Birini sevdiğinizde onun için yapamayacağınız şey kalmıyor. Sınırlarınızı keşfetmek sizi güçlendirdiği kadar, zaaflarınızı da ortaya döküyor. İşte aşık olunca aynen bunlar oluyor. Aşk, beni sonu karmaşadan ibaret bir yola sürüklemişti. Ama yine de başıma gelen en güzel şeydi...
Seni seviyorum sevgilim. Seni çok seviyorum...
Her şey için özür dilerim.
Beni effet...!
Kadir..."