İçeriğe geç

OKULUN LEBLEBİ AŞKI🫶🏻

Bölüm 3 · 4 dk okuma

OKULUN LEBLEBİ AŞKI🫶🏻

Bölüm 3

OKUL GEZİSİ ASKO

Bölüm 3: Okul Gezisi, Otobüs Kaosu ve "Mecburi" Yakınlaşmalar

​Müdür yardımcısının sabah mikrofonu eline alıp "Gençler, bütçe yetersizliğinden kermesi iptal ettik, onun yerine moral gezisine gidiyoruz!" açıklamasıyla tüm okul bir anda Z kuşağı protesto alanına döndü. Ama bedava otobüs yolculuğu ve derslerin iptal olması fikri, isyan ateşini anında söndürdü. Rota: Şehrin dışındaki tarihi bir doğa parkıydı.

​Sabahın köründe okul bahçesindeki dev tur otobüsünün önünde Nur ve Ulaş’la konuşlanmıştık. Üzerimde narin tarzımı yansıtan soft renklerde triko bir kazak ve mom jean’im vardı. Rahattım ama stilimden asla ödün vermemiştim.

​Ulaş omuzuna devasa bir boyun yastığı takmış, elinde üç katlı bir saklama kabı tutuyordu. "Çağla, kermesteki börekler iptal olunca anneme evde kırma zeytinli poğaça yaptırdım. Bu yolculukta hayatta kalmamız buna bağlı. Ayrıca Nur koltuğu kapmazsa şoförün yanındaki tabureye oturmak zorunda kalacağız," diye panik yapıyordu.

​Nur gözlerini devirdi. "Ulaş alt tarafı iki saatlik yol, sanki bedelli askerliğe gidiyorsun. Çağla, bak arkana bizim zorba kraliçe intikal etti."

​Otobüsün kapısına doğru baktığımda Tuğçe’yi gördüm. Siyah deri ceketi, kulağında kablosuz kulaklığı ve "bana dokunanı yakarım" bakışıyla yürüyordu. Arkasından gelen Pelin ise muhtemelen dağ havasında saçının bozulacağını düşünerek şimdiden söylenmeye başlamıştı. Tuğçe kafasını kaldırdığı an göz göze geldik. Gözlerimi kaçırmadan hafifçe gülümsedim. O ise kaşlarını çatıp kulaklığını düzeltti ama adımlarının anlık olarak teklediğini net bir şekilde gördüm.

​Koltuk Savaşları ve İki Kişilik Dünya

​Otobüse bindiğimizde tam bir kaos koptu. Herkes arka beşliyi kapmak için birbirini eziyordu. Ulaş elindeki poğaça kutusuyla en arka sıraya uçarak bir koltuğa havlu atar gibi oturdu, Nur’u da yanına çekti. Ben ise tam onların önündeki ikili koltuğa geçecekken Pelin yanımda bitti.

​"Ay burası benim," dedi Pelin, çantasını koltuğa fırlatarak. "Tuğçe’yle oturacağız biz."

​Yavaşça döndüm, çantasını elime alıp kucağına geri bıraktım. En cool ve narin ses tonumla konuştum: "Pelin’ciğim, buraya ilk gelen benim. Ayrıca bence sen git arkadaki Ulaş’ın yanına otur, sana poğaça falan verir. Hem dağ havasında o yüksek at kuyruğun otobüs tavanına sürtünür, yazık olur."

​Sınıftakiler kıkırdarken Pelin bozulup arkaya doğru söylenerek ilerledi. Tam o sırada koridorda Tuğçe belirdi. Pelin’in gittiğini görünce duraksadı, boş kalan koltuğa ve bana baktı.

​"Oturabilirsin, ısırmıyorum," dedim, cam kenarına geçip ona yer açarak.

​Tuğçe hiçbir şey söylemeden, hafifçe homurdanarak yanıma oturdu. Ceketinden yayılan o odunsu ve taze parfüm kokusu anında otobüsün o ağır havasını dağıttı. Otobüs hareket ettiğinde aramızda garip bir sessizlik oluştu. Tuğçe kollarını göğsünde bağlamış, dik dik yola bakıyordu ama omuzlarımızın birbirine değmesini engellemek için kendini hafifçe kastığını görebiliyordum.

​Keskin Virajlar ve Absürt Anlar

​Yolculuğun otuzuncu dakikasında şoför, dağ yolunun keskin virajlarına öyle bir girdi ki, otobüs resmen sağa sola beşik gibi sallanmaya başladı. Arkadan Ulaş’ın "Kaptan pilot konuşuyor, acil iniş izni istiyorum!" feryatları yükseliyordu.

​Tam o sırada şoför ani bir fren yaptı. Savrulmanın etkisiyle ben dengemi kaybedip hafifçe yana kaydım, Tuğçe ise refleks olarak beni korumak ister gibi elini önüme attı. Ama hareketin şiddetiyle ikimiz de koltukta iyice birbirimize kenetlendik. Tuğçe’nin güçlü kolları belimi bulurken, benim ellerim onun deri ceketinin yakasına tutunmuştu. Kafamı kaldırdığımda yüzlerimiz arasında sadece birkaç santim vardı.

​O sert, okulun altını üstüne getiren zorba kızın gözlerinde, ilk defa o kadar yakından gördüğüm derin bir karmaşa vardı. Nefes alış verişi hızlanmıştı.

​"İyi misin narin şey?" diye fısıldadı. Sesi normaldeki o hırçın tonundan çok uzaktı; yumuşak, hatta endişeliydi.

​"İyiyim," dedim, gözlerinin tam içine bakarak. En narin ama etkileyici gülümsememi yüzüme yerleştirdim. "Ama beni bu kadar sıkı tutmana gerek yok, bir yere kaçtığım yok yani."

​Tuğçe lafımı duyunca panikle ellerini çekti. Yanaklarının, boynunun nasıl alev alev kızardığını saklamak için hızla kafasını cama doğru çevirdi. Ama camın yansımasından dudaklarını ısırdığını ve derin bir nefes aldığını görebiliyordum.

​Romantik Viraj ve Kulaklık Paylaşımı

​Yolun geri kalanında virajlar devam ettikçe otobüsteki gürültü arttı. Ulaş arkada poğaçaları millete satmaya çalışıyor, Nur ise rehber öğretmenle tartışıyordu. Bu kaosun içinde Tuğçe ve ben tamamen izole bir dünyadaydık.

​Tuğçe cebinden kablolu kulaklığını çıkardı (belli ki kablosuz olanın şarjı bitmişti). Tam kulağına takacakken bana doğru döndü. Sert maskesini takınmaya çalışarak, "Çok ses var, kafam şişti. Al birini, ses kesilsin," diyerek kulaklığın tekini bana uzattı.

​"Teşekkürler," dedim ve kulaklığı taktım.

​Telefondan çalan şarkı yavaş, melankolik bir indie parçasıydı. Kulaklığın kablosu kısa olduğu için ister istemez birbirimize daha da yakınlaşmak zorunda kaldık. Omuz omuza, başlarımız neredeyse birbirine değecek şekilde oturuyorduk. Otobüsün her sarsıntısında teninin sıcaklığını hissedebiliyordum. Tuğçe artık kendini kasmıyordu; gözlerini kapatmış, şarkının ritmine bırakmıştı kendini ama elinin hafifçe koltuğun kenarındaki elime doğru yaklaştığını fark ettim.

​Arkadan Lyra’nın bize bakıp Ulaş’ın omzunu çılgınlar gibi dürttüğünü ve sessizce çığlık attığını dikiz aynasından gördüm. Benim biseksüel gurusu arkadaşım yine haklı çıkmıştı.

​Tuğçe yavaşça gözlerini açıp bana baktı. Şarkının en romantik yerinde, o sert zorba kızın bakışlarındaki o buzların tamamen eridiğini, yerini tamamen bana kilitlenmiş sıcacık bir hayranlığa bıraktığını gördüm.

​"Bu şarkıyı sevdin mi?" diye sordu sesi neredeyse bir fısıltı gibiydi.

​"Şarkıyı da," dedim, gözlerinin içine bakarak, "bu yolculuğu da sevdim."

​Tuğçe yutkundu, hafifçe gülümsedi ve ilk defa bakışlarını kaçırmadı. Doğa parkına vardığımızda, bu gezinin iptal edilen kermesten çok daha büyük bir kaosa ve kesinlikle kalbimi eriten bir hikayeye yol açacağını biliyordum.

Bölüm sonu

11 yorum