Bölüm 10: Yüzük Katliamı, Ulaş Hoca
Dün akşamki kafe baskınından ve Nihat Bey’i Ankaragücü formasıyla dize getirişimizden sonra gruptaki özgüven tavan yapmıştı. Matematik sınavından yırttığımız yetmezmiş gibi, okulun arka bahçesindeki büyük ahşap çardak tamamen bizim krallığımız haline gelmişti.
Günün ilk dersi boştu. Güneş tatlı tatlı vuruyor, millet banklara yayılmış takılıyordu. Berk elindeki buzlu matcha latte’yi yudumlarken, Lyra mor saçlarını örüyor, Nur ise telefonuyla Swaglys’e tatlış tehdit mesajları atıyordu.
Ben ve Tuğçe çardaktaki en geniş banka yan yana kurulmuştuk. Tuğçe bir kolunu arkamdan atmış, beni göğsüne doğru çekmişti. Parfümünün ve teninin o baş döndürücü kokusu sabahın serinliğinde yine aklımı başımdan alıyordu.
Aniden Berk elindeki bardağı masaya vurdu:
"Durun amk! Benim pH dengem bozuldu, bu ilişki böyle leylek gibi gidemez! AVM’ye gittik, kaçış oyununda dolaba girdiniz, dün gece de kızın evinde ne işler çevirdiğiniz belli değil!"
Yanaklarım anında alev aldı: "Berk ne alakası var amk!"
Lyra mor saçını sırtına atıp sırıttı: "Doğru söylüyor Berk! Sürekli bir flört, bir racon, bir romantizm... Bu ilişkinin resmiyete dökülmesi lazım kızlar. Adını koyacağız bugün!"
Cips Halkasından Pırlanta ve 'Ulaş Hoca'
Ulaş masanın ortasındaki dev cips paketini karıştırırken aniden gözleri parladı. Paketin içinden çıkan yuvarlak, soğan aromalı cips halkasını havaya kaldırdı:
"Buldum amk! Madem yüzük yok, al sana tektaş!"
Ulaş masanın üzerine fırlayıp bağdaş kurdu. Ceketini ters giyip kafasına da Berk’in beyaz bez çantasını sarık gibi geçirdi. Karşımızda resmen akıl hastanesinden kaçmış bir 'İmam Ulaş' duruyordu amk!
"Kalkın lan!" dedi Ulaş, sesini kalınlaştırıp hocalar gibi konuşmaya çalışarak. "Biz bu ilişkiyi gayriresmi yürütmeyiz! Çabuk geçin karşıma, nikahınızı kıyacağım amk!"
Nur kahkahalara boğuldu: "Oğlum Ulaş seni gören dinden soğur amk, o kafandaki bez çanta ne?!"
Tuğçe piç bir gülüş attı, hiç ikiletmeden elimden tuttu ve beni Ulaş’ın tam karşısına oturtup bağdaş kurdu.
"Kıy lan nikahı Ulaş Efendi," dedi Tuğçe cool bir tavırla. "Kızın aklını başından aldık zaten, adı da konsun."
"Tuğçe sen de iyice gaza geldin amk!" dedim gülerek ama içten içe acayip hoşuma gidiyordu.
Tımarhane Gibi Nikah Merasimi
Ulaş masadaki meyve suyunun kapağını alıp hayali bir tespih gibi sallamaya başladı. Berk arkadan telefonundan arka plana ilahi açtı, Lyra ise konfeti niyetine masadaki çöp mendilleri üzerimize fırlatmaya başladı!
Ulaş öksürdü, ciddileşmeye çalışarak söze girdi:
"Eyyy cemaat-i kaos! Dün gece AVM'de sosisli yiyip, kaçış oyununda dolaba tıkışan bu iki kulun... Yani 'Sakar Kraliçe' Çağla ile 'Zorba Kraliçe' Tuğçe’nin izdivacına hoş geldiniz amk!"
"Sadede gel Ulaş hoca!" diye bağırdı Nur arkadan.
Ulaş bana döndü, gözlerini süzdü: "Sakar kızı Çağla! Tuğçe’nin bütün zorbaca raconlarını çekmeye, sınav kağıtlarını ona atmaya, sabahları soğukta onu beklemeye ve bu soğanlı cips cemaatinin huzurunda onu eşliğe kabul ediyor musun?"
Ben tam kahkahalarla "Ediyorum!" diye bağıracakken, Tuğçe araya girip elimi sımsıkı tuttu. Koyu gözlerini doğrudan gözlerime dikti. O an şaka yapmıyormuş gibi o kadar derin ve sıcak baktı ki kalbim boğazımda attı.
"Kabul ediyor tabii," dedi Tuğçe sesi fısıltıya dönerek. "Aksi bir seçeneği yok zaten."
Ulaş bu sefer Tuğçe’ye döndü: "Zorba kızı Tuğçe! Çağla'yı her türlü beladan korumaya, gruptakilere kestiğin raconları ona kesmemeye, geceleri yağmurda kapısına dayanıp aklını başından almaya kabul ediyor musun?"
Tuğçe hiç tereddüt etmeden, gözlerini benden ayırmadan konuştu:
"Ömrümün sonuna kadar kabul ediyorum amk."
Mehir Olarak Kıymalı Börek ve Şahitler
Ulaş elini masaya vurdu: "Mehir olarak ne istiyorsun Çağla Kızı? Altın mı, elmas mı?"
Nur arkadan böğürdü: "Üç tepsi kıymalı börek iste kızım! Ulaş’ın babasının fırınından olsun!"
"Tamam lan!" dedi Ulaş panikle. "İki tepsi kıymalı börek, bir koli de soğuk kola mehir olarak yazılmıştır!"
Ulaş cips paketinden çıkardığı soğan halkası cipsi Tuğçe’ye uzattı: "Tak lan yüzüğü!"
Tuğçe cips halkasını aldı. Benim sol elimin yüzük parmağına yavaşça takarken parmak uçlarımızı birbirine sürttü. Eğilip cips takılı parmağımın üzerine derin, yakıcı ve uzun bir öpücük kondurdu.
"Şahitler?" diye bağırdı Ulaş.
Berk: "Ayyy ben şahidim! pH dengem izin veriyor, çifte çok yükseldim şekerim!"
Lyra: "Ben de şahidim! Mor saçlarım şahidimdir ki bu iki gerizakalı birbirine aşık amk!"
Nur: "Şahidim lan! Swaglys’e de söyledim, o da onayladı!"
Ulaş hayali tespihi havaya fırlattı: "Ben de uydurduğum bu ulvi yetkiyle ikinizi karı-koca... Yani Kraliçe ve Sakar ilan ediyorum amk! Gelin öpebilirsin Tuğçe!"
Mühürlü Öpücük ve Nur'un Firarı
Tuğçe hiç vakit kaybetmedi. Ulaş’ın lafı biter bitmez iki eliyle yüzümü kavradı. Gruptakilerin "Ooooo enişte nikahı bastı amk!" çığlıkları ve alkışları arasında eğilip dudaklara sımsıkı, tutkulu bir öpücük kondurdu.
Sokak ortasında, okulun bahçesinde, arkadaşlarımızın kahkahaları arasında dudaklarımız birleştiğinde parmağımdaki cips halkası bile bana dünyanın en pahalı pırlantası gibi geldi.
Tam biz ayrılıp alnımızı birbirimize yaslamışken, bahçe duvarının hemen arkasından bir korna sesi yükseldi: DÜÜÜÜT DÜÜÜT!
Hepimiz kafamızı duvara çevirdik. Bir de ne görelim? Dünkü kaçış oyununun aktörü kükreyen Swaglys, üzerinde siyah deri ceketi, altında havalı bir motorla bahçe duvarının kenarına yanaşmış duruyordu! Kaskını kaldırıp çardağa doğru el salladı.
Nur bir anda ayağa fırladı, gözleri parladı: "Aha benim kasap geldi amk!"
Berk çığlık attı: "Ayyyy! Kızım motorlu romantizm mi?! Benim cildim bu kadar aksiyonu kaldırmıyor!"
Nur çantasını tek omzuna takıp masanın üstünden atladı. Duvara koşup tek hamlede duvarın tepesine tırmandı.
Ulaş arkadan bağırdı: "Nur abla nireye gidiyorsun amk, nikah şekeri dağıtmadık daha!"
Nur duvardan arkasını dönüp bize piç bir gülüş attı: "Ezikler! Siz çakma nikahınızla takılın, ben Swaglys ile Kadıköy'ü birbirine katmaya gidiyorum! Akşama arayıp dedikodu veririm!"
Swaglys, Nur'a yedek kaskı uzattı. Nur kaskı kafasına geçirdiği gibi Swaglys’in beline sımsıkı sarıldı. Motor gaza basıp egzozdan bağırtıyla fırlarken, Nur arkadan el sallayıp bağırdı: "Tuğçe, kızı iyi koru amk!"
Çardakta Tatlı Son🥀
Motorun sesi caddede kaybolurken hepimiz arkalarından anırarak gülüyorduk.
Ulaş parmağımdaki cips yüzüğüne bakıp bağırdı: "Lan Çağla dur öpüşmeyi bırak, yüzüğü yeme sakın! Acıkırsam ben yiyeceğim onu amk!"
Berk Ulaş’ın kafasına çantasını geçirdi, Lyra ise cebinden çıkardığı mor sprey boyayla masanın kenarına "Çağla + Tuğçe = Sonsuz Kaos" yazdı.
Çardaktaki bu muazzam, salakça ve komik kaosun ortasında, Tuğçe’nin elini tutup başımı omzuna yasladım. Çakma bir imam nikahıyla başlayan, Nur’un motorlu kaçışıyla taçlanan bu sabah, hayatımın en eğlenceli ve en unutulmaz günü olarak hafızama kazınmıştı.
Sonunda tugcenin istegi gerceklesi🫶🏿👅

