İçeriğe geç

Okuldaki guzli kuyu

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Okuldaki guzli kuyu

Bölüm 3

3. Bölüm

3. Bölüm: İpuçlarının Peşinde

​Pazartesi sabahı okul zili çaldığında bahçe cıvıl cıvıldı. Yaz tatilinden dönen öğrencilerin neşeli sesleri, birbirine sarılan arkadaşlar ve bahçede koşuşturan küçük sınıflar ortalığa tam bir okul havası katıyordu. Ancak Mələk, Yağmur ve Sude için bu ilk gün her zamankinden çok farklıydı.

​Sınıfa geçip sıralarına oturduklarında bile akıllarında tek bir şey vardı: İnternette buldukları o eski harita ve okulun altında yatan sır.

​Son ders zili çaldığında öğrencilerin çoğu hızla çantalarını toplayıp evlerinin yolunu tuttu. Nöbetçi öğretmenler bahçedeki kalabalığı dağıtırken, üç arkadaş okulun arka tarafındaki eski depolara ve ağaçlık alana doğru çaktırmadan ilerlediler. Burası öğrencilerin pek uğramadığı, sarmaşıklarla kaplı tünd ve sessiz bir köşeydi.

​— "Önce haritadaki konuma bakalım," dedi Mələk, çantasından çıkardığı not kağıdına göz atarak. "Kuyu bu arka bahçedeki eski taş duvarın yakınlarında bir yerde olmalı."

​Yağmur sabırsızca etraftaki yüksek otları ve sarmaşıkları kenarlaştırmaya başladı:

— "Burada her yer ot kaplanmış! Kuyunun üzerini kapatmış olsalar bile devasa bir kapak olması lazım, ama hiçbir şey görünmüyor."

​Sude ise duvara yakın duran, yıllardır kimsenin dokunmadığı paslı demir hurdalıkların ve kırık tahta kasaların yanına yaklaştı. Yavaşça eğilip yerdeki yaprakları eliyle kenara iterken aniden parmağı sert və sivri bir şeye çarptı.

​— "Kızlar, buraya bakın!" diye fısıldadı Sude.

​Mələk ve Yağmur hemen onun yanına koştu. Sude, toprağa yarı yarıya gömülmüş, üzeri çamur ve pas kaplı metal bir parça tutuyordu. Yağmur cebinden çıkardığı mendille metalin üzerini sildi. Bu, eski bir askeri üniformanın metal düğmesiydi! Üzerinde garip bir sembol ve silik rakamlar kazınmıştı.

​— "Bu... bu gerçekten de eski bir asker düğmesi!" dedi Mələk heyecanla eynəyini düzelterek. "Tıpkı o haberde okuduğumuz gibi! Savaş döneminden kalma!"

​Tam o sırada Yağmur, düğmenin bulunduğu yerin hemen altındaki toprağı eliyle biraz daha eşeledi. Toprağın altında siyah, kurumuş ve sertleşmiş bir parça daha vardı. Dikkatle çıkardığında bunun eski, deri bir kemer parçası olduğunu gördüler. Ama en garip olanı, bu kemer parçasının tam ortasında koyu kırmızı renkte, kurumuş bir leke — belki de bir kan izi — duruyordu.

​Sude geri çekilerek elini ağzına kapattı:

— "Bu... bu kan mı? Gerçekten o zamanlardan mı kalma?"

​— "Kuyuyu henüz bulamadık," dedi Mələk, kemer parçasını ve düğmeyi dikkatle bir poşete koyarken. "Ama bu ipuçları internetteki haberin yalan olmadığını kanıtlıyor. O kuyu tam olarak bu toprağın altında bir yerde ve o savaşın izleri hâlâ burada duruyor!"

​Hava yavaş yavaş kararmaya başlarken bahçeden bir görevlinin sesi duyuldu. Kızlar buldukları ipuçlarını çantalarına gizleyip hızla bahçeden çıktılar. Kuyunun tam yerini henüz bulamamışlardı ama ellerindeki bu kanıtlar, onları bekleyen gizemin düşündüklerinden çok daha derin ve karanlık olduğunu gösteriyordu...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.