11. Bölüm: Gerçeğin Yüzü
Kapının arkasındaki geniş oda, eski bir askeri sığınaktı. Ortadaki büyük tahta masanın üzerinde sararmış haritalar ve bir günlük duruyordu. Mələk hemen günlüğü açıp son sayfalarını okumaya başladı.
Günlükte yazılanlara göre, savaş sırasında buradaki askerler düşmandan saklanmak için bu tüneli kullanmışlardı. Ancak geçit çöktüğü için dışarı çıkamamışlar, başka bir gizli çıkış kapısından okulun altındaki eski mahzene kaçmışlardı! Yani internetteki haberde yazan "hiç kimse çıkamadı" efsanesi bir yanlıştı; askerler kurtulmuş ama geçidi mühürlemişlerdi.
O sırada tünelin girişinden ayak sesleri ve ışık süzülmeye başladı!
— "Biri geliyor!" dedi Sude korkuyla.
Gelenler Ozan ve Emre’ydi! Kızların bahçedeki şüpheli tavırlarından meraklanıp peşlerinden gelmişlerdi. Ozan şaşkınlıkla etrafa baktı:
— "İnanılmaz... Bütün gün burada ne yaptığınızı şimdi anladım!"
Emre masadaki haritaları görünce gözleri büyüdü:
— "Okulun altında böyle bir yerin olduğunu müdür bile bilmiyordur."
Mələk derin bir nefes aldı:
— "Burayı kimseye söyleyemezsiniz. Bu bizim sırrımız."