Ertesi sabah Hanseong Lisesi her zamanki gibi hareketliydi.
Yuna, sınıfa girdiğinde gözleri hemen Min-jun'u aradı.
Ama Min-jun her zamanki yerinde değildi.
Pencerenin yanında oturuyordu.
Ve yanında...
Seo-ah vardı.
İkisi sohbet edip gülüyordu.
Yuna'nın içi bir anda sıkıştı.
Arkadaşlarından biri yanına geldi.
— "Yuna, iyi misin?"
— "Tabii ki iyiyim."
Ama değildi.
Çünkü okulda herkes Min-jun ve Seo-ah hakkında konuşmaya başlamıştı.
Öğle arasında Yuna, Seo-ah'ın yanına gitti.
— "Merhaba."
— "Merhaba."
— "Okulumuza alışabildin mi?"
— "Evet. Herkes çok nazik."
Yuna gülümsedi.
Ama bu gülümseme tamamen samimi değildi.
— "Burası göründüğü kadar kolay bir yer değildir."
Seo-ah şaşırdı.
— "Ne demek istiyorsun?"
— "Bir şey değil."
Tam o sırada Min-jun geldi.
— "Seo-ah, kütüphaneye geliyor musun?"
— "Tabii."
Min-jun ve Seo-ah birlikte uzaklaşırken Yuna onları sessizce izledi.
İlk kez birinin onun yerini alabileceğinden korkuyordu.
O akşam okulun sosyal medya hesabında bir paylaşım yapıldı.
📢 "Geleneksel Sonbahar Balosu yaklaşıyor! Bu yıl da balonun kral ve kraliçesi öğrencilerin oylarıyla seçilecek."
Bütün okul heyecanlandı.
Yuna yıllardır bu unvanı kazanmayı hayal ediyordu.
Fakat bu yıl işler farklıydı.
Çünkü herkes yeni kız Seo-ah'tan bahsediyordu.
Yuna telefon ekranına baktı ve kendi kendine fısıldadı:
— "Bu tacı kimseye vermeyeceğim."
Fakat bilmediği bir şey vardı...
Min-jun o sırada Seo-ah'a mesaj atıyordu:
💬 "Yarın okuldan sonra birlikte bir şeyler içelim mi?"
Ve Seo-ah gülümseyerek cevap verdi:
💬 "Olur."
Devam edecek... 👑💔✨