İçeriğe geç

OKUL

Bölüm 1 · 6 dk okuma

OKUL

Bölüm 1

1

700 sene önce başlayan bu lanet tam 400 sene sürdü. Ayinin 400. yıl dönümünde meydana gelen iki büyük patlama evrendeki canlılara gücünü geri verdi. Ama aynı zamanda bu güçleri iki kişiye daha verdi. MELİNDA ve JAMES. Her canlının belli bir yaşam süresi vardır. İnsanlar ve hayvanların yasam süresini biliyoruz. Peki diğer canlılar? Kurt Adamlar yaklaşık 120 yıl, vampirler 100 yıl, büyücüler ve insanlar yaklaşık 80 yıl, cadılar 150 yıl ve periler 200 yıl yaşarlar.

Peki biz bu yaşam sürelerine kitabımızda neden yer verdik? Asıl soru bu. Melinda ve James içim bu yaşam süreleri geçerli olmadı. Melinda ve James Lewandowski -ilk isimleriyle- hayatları boyunca farklı yerlerde farklı kişiler olarak yaşadılar. Şimdi nerede ve kim olarak yaşadıklarını bilen yok, nasıl tanıştıkları evlendiler ve geçmişleri hakkında en ufak bir bilgi yok. Güçleri ve güçlerinin sınırı hakkında bilgi yok.

Kitaptan kafamı kaldırarak saate baktım 19:07 . Baya da geç olmuş. Ayağa kalkarak belimi kütlettim. "Her yerim tutulmuş ya!" Oflayarak masanın üzerine koyduğum telefonumu alıp odamdan çıktım ve aşağıya indim.

"Anne! Babam hâlâ gelmedi mi? Verdiği kitap hiç sarmıyor bitiremedim bir türlü." Annem mutfaktan ellerini silerek çıktı.

"Annecim bu kitap mevsuzuna ben karışmıyorum biliyorsun. Sen, abin ve baban arasında."

"Ya anne, ben zaten sizi ve hikayenizi biliyorum. Farkında mısınız? Sizin kızınızım ya hani(!)" Söylenerek salona gelip kendimi koltuğa bıraktım. Hayır, az buz bir kitap da değil bir konu hakkında kaç sayfa kitap yazılabilir. 800 sayfa kitap mı olur, aynı konuda o kadar kitap okudum ki artık sıkıcı gelmeye başladı.

"Abin gelir birazdan ona dert yanarsın artık. Ben karışmıyorum."

"Karışsan şaşarım anne. Neyse ben biraz uyumak istiyorum abim gelince uyandırır mısın beni?"

"Uyandırırım da odanda uyusana rahat edemezsin orada."

Yüzümü buruşturdum. "Ay anne yok kalsın vallahi. Odanın her yeri kitap kitap görmeden uyumak istiyorum. Ayrıca koltuk çok rahat oluyormuş, babam söylemişti malum yatağından çok burada uyuyor." Gülerek söylediğim son cümleden sonra az kalsın terlik yiyordum ama olsun.

°○●°

"Abi! Ne yapıyorsun ya? İnsan böyle mi uyandırılır? Kalpsiz, vicdansız."

"Güzel kardeşim biz insan değiliz ve senin bu halini çok özlemişim. Şimdi rica etsem şu dişlerine sahip çıksan, zehirlenmek en son istediğim şey bile değil." Üzerinden kalkıp üstümü düzelttim. İnadına zehirlemek vardı ama neyse.

"Baba ya, sen neden izin veriyorsun?"

"Ben abi-kardeş arasına girmem."

"Gel buraya, gel. Çok özledim vallahi." Kollarını açması ve benim sarılmam aynı anda oldu. "Yalancı, özlesen gelirdin tatilde."

"Gerçekten özledim Aylin. Sizi özellikle seni nasıl özlemem?" Kaşlarımı çatarak sordum. "Neden tatil boyunca yine o okuldaydın o zaman? Özlesen tatil olunca gelirdin."

"Aylin ben eğitmenim? Yeni kayıtlar ve eğitim programı düzenlenmeden nasıl geleyim?" Böyle düşününce haklı tabi.

"Ay yazık size ya. Tüm gün değişik değişik yaratıkların içindesiniz."

"Aylin, biz buradayız kızım gitmedik, yaratık falan ayıp oluyor. Hem sen sanki insansın."

"Anne siz demediniz mi 20 yaşına kadar güçlerini eline almış olursun diye? 20 yaşını doldurdum hala yok, demek ki ben insanım." Annem kafama vurdu.

"Öyle bir ihtimal yok sanki bilmiyorsun."

"Hayatım ben acıktım, yemek ne zaman hazır olur?"

"Siz masayı hatırlayınca yemek de hazır olur. Yok öyle yan gel yat, kaç yüzyıl geçti hala öğrenemedin. Herkes mutfağa." Annem. Yüzyıllardır feministmiş, aramızda kalsın feminizmi bulan kişi olduğundan şüphe ediyorum. Kendi düşünceme gülüp mutfağa gittim abim be babamın arkasından.

"Aylin, güçlerin olsun olmasın bu sene o okula gitmen gerek bence." Elindeli tabakları bana uzattı.

"Abi, saçmalama ne yapacağım onların arasında ben? Babam öğrenmem gereken şeyleri öğretiyor işte." Tabakları elinden alıp masaya koydum.

"Güzelim, abin haklı olabilir. Ben sana her eğitimi veremem burada." Dolaptan aldığı bardakları masaya, tabakları sağ çaprazlarına gelecek şekilde koydu.

"Ya baba, hayır. Herkesin gücü olacak orada ben ne yapacağım onlar uygulama eğitimindeyken?" Abim yanıma gelip elimdeki çatalları aldı, masaya gelişi güzel bıraktı ve ellerimi tuttu. "Aylin, mantıklı düşün. Biz asırlardır insanlardan saklanıyoruz. Bak yine isim, şehir, kimlik değiştirmek zorunda kalacağız. Daha çok zorlanırsın. Bu senin ilk olsa da benim ve annemlerin ilk değil biz alıştık ama sen... Aylin, bilmiyorum abiciğim ama zorlanırsın yapamazsın gibi geliyor."

"Baba, abi siz beni dinliyor musunuz? Herkesin gücünün olduğu ortamda insan gibi sadece derslere girmemi istiyorsunuz. Olacak olan belli değil mi? Alaz hocanın kardeşi, güçleri yokmuş, buraya layık değil... Siz gerçek değil sanıyorsunuz ama olacak olan bu. Bununla siz değil ben uğraşacağım görmüyor musunuz?" Ellerimi çekip çatalları ve kaşıkları da yerlerine koydum.

"Anne! Gelebilirsin masa hazır."

°○●°

Yemekten sonra yanlarına uğramadan odama çıkmıştım. Şimdi de ilk geldiğimde olduğu gibi penceremden yıldızları izliyorum. Tek hobim bu çünkü. Çok da şaşırmaya gerek yok aslında. Kitap okumayı sevmiyorum çünkü okuduğum tek kitaplar 7 varlığı konu alan kitaplar. Teknolojik aletlerle aram iyi değildir ne telefon ne tablet. Yani müzik dinleyip sosyal medyada gezip dizi izlemem. Arkadaşım yok çünkü diğer evlerden uzak bir yerde olan evimiz buna izin vermiyor. Benlik sorun yok, sıradan biriyim ama ailem...

Odamın kapısı çalınca yaslandığın duvardan doğrulup kapıya baktım. "Gelebilirsin!" Tam da tahmin ettiğim gibi, abimin önce saçları sonra kafası en son ise vücudu görüş alanıma girdi. "Gelsene, kapıda kaldın."

"Aylin bak sen de haklısın. Ben seni anlıyorum." Kapıyı kapatıp büyük adımlar ile yanıma geldi ve karşıma oturdu. "Ama senin de bizi anlaman gerekiyor. Gerçekten zorunda olmasak lafını etmem. Kararına saygı duyarım, biliyorsun."

"Neden zorundayız abi? Hiçbir şey söylemiyorsunuz ki?"

"Anlatırsam gelecek misin benimle okula?"

"Gerçekten zorunda olduğumuz bir durumsa evet."

"Senelerdir bizi neden bulamıyorlar biliyor musun? Çünkü büyüler ile kendimizi gizliyoruz, çok güçlü büyücüler tarafından yapılan büyüler. Okulda isim olduğu için gelmedim dedim ya, aslında okulda işim yoktu. Bizi gizleyen büyücüler ortadan kayboldu. Onları arıyordum. Okulu koruyan büyü seni ve beni de gizler. O yüzden okula gitmeliyiz."

"Abi, saçmalama biz okula gidince annem ve babam ne olacak? Büyü bizi gizlemiyorsa onları da gizlemez. Öylece bırakacak mıyız onları?"

"Büyücülerin gücü hepimizi gizlemeye yetecek kadar güçlü değil. 7 büyücüden sadece 4 tanesi büyüyü devam ettirebiliyor bu üçünüz için yeterli değil Annem ve babam için yeterli ama. Eğer sen okula gelirsen büyücüler onları gizleyebilir."

"Ya o büyücülere de bir şey olursa?"

"O büyücüler okulda. Yani bir şey olmaz."

"Ben gelince derslere girmesem olmaz mı? Gücüm de yok zaten ne işim var derslerde?"

"Aylin uygulamalı derslere girmesen de diğer derslere girmen gerekiyor. Kabul edersen haftaya gitmemiz gerekiyor, büyücüleri daha fazla yoramayız."

"Şimdi uyusam sabah tekrar konuşsak? Olur mu? Yorgun hissediyorum."

"Tamam güzelim, sen dinlen." Alnımı öpüp odamdan çıktı.

°○●°

"Ya ama anne abim gitsin. Ben yürümek zorundayım kaç kilometre yol? Ben gitmem."

"Kavga etmeyin, ben sabah alıp geldim. Başıma geleceği biliyorum tabi." Annem ellerini beline koyarak babama döndü.

"Aşk olsun, baştan söylesene şunu? İki saattir kavga ediyorlar." Babam okuduğu gazeteden kafasını kaldırıp anneme baktı. "Sormadınız ki?" Ben ikna oldum arkadaşlar.

Babam koltuktan kalkıp masaya geldi ve baş köşeye oturdu. "Ee siz ne karar verdiniz?" Abim benim cevap vermemi istemiş olmalı ki gözleri beni buldu.

"Baba tamam giderim ama derslere girmek istemiyorum. Gücüm olmadığı için hiçbir işime yaramaz. Boşa zaman kaybı." Babam kafasını yavaşça sağa sola salladı. "Hayır derslere gireceksin, orada da kimse bizi bilmiyor ne açıklama yapmayı planlıyorsun?"

"Niye açıklama yapalım?"

"Güzel kızım, müdüre ben derslere girmeyeceğim ama okulda kalacağım mi diyeceksin?" Annecim düşündüm aslında ama büyük ihtimal kabul etmez müdür.

"Gücümün olmamasını nasıl açıklayacağız?"

"Özel bir aileden geldiğini biliyorlar gücün olmak zorunda yani. Gecikmiş olması onlar için tedavi bekleyen hastalık gibi bir şey."

"Abi gecikmiş değil yok. Ben normal be sıradan biriyim. Bunu onlar da görecek." Babam biz konuşurken kahvaltısını bitirmişti bile. Çayından son bir yudum alıp kalkmadan bana döndü. "Bir haftanız var gitmek için arkadaşlarınla görüş ve eşyalarını hazır tut şimdiden. Belki daha erken gidersiniz belli olmaz." Hangi arkadaşım baba?

"Tamam baba hazırlanırım ben." Ne okulmuş arkadaş?

Bölüm sonu

1 yorum