Türkiye'nin hem zihniyet olarak hem de yaşam şartları olarak gelişmiş bir şehrinin merkezine yakın bir yerleşkede yaşıyordum. Okulu kaliteli sayılmazdı ama öğretmenleri çok iyiydi. Tam 11. sınıfın başında bu okula nakil olmuştum. Nakil aldırma sebebim ise evime daha yakın olmasıydı. Dil sınıfı seçmiştim çünkü kendimi daha rahat hissedeceğimi düşünmüştüm ki öyle de oldu. İlk haftalar falan kaynaşıldı derken bu hikayeden bağımsız hayatımı mahvedecek beş kişilik bir arkadaş grubu oluşturduk.
O sıralar ben tabii ki bir poser olarak gezmiyorum. İlk sınavlar bittiğinde çakıldığımı fark ettim ve ders çalışmaya başladım. - başlamasam daha iyiydi- Öyle böyle çalışayım dedim ve çalıştım da. İkinci sınav haftası gelmişti neredeyse!
-Olanları anlatmadan önce bence yapmam gereken o sıralar başıma bela olan kişileri tanıtmak. Dünyaya sonsuz özgürlük gelse de bir daha konuşmayacağım kişilerden biri Rümeysa ( göndermeli takma isim). Kendisi oldukça kısa, kendini tomboy sanan ve bunu ona maskülensin diye söyleyince kabullenemeyen, birazcık pick me, ilgi manyağı ve iki yüzlü birisi. Diğeri ise Asel ( sadece benzetmeli takma isim). Bu daha da kısa, insanların (keşke sadece öylesine bir insan olsa) eski flörtleriyle konuşur, kendini pagan ve cadı sanan bir hasta -gerçekten ilaç kullanıyor- ve kendini İngiliz sanıyor -maksimum dil sınıfı-. Diğer briise canım arkadaşım Safinaz (çok değiştirdim). Bunu severim fakat biraz fahişedir. Başka yorum yapmak istemiyorum anlarsınız zaten. Sonuncu arkadaşım ise Binnaz ( bunu duyarsa kafamı kopartabilir). Şizofrendir kendisi o yüzden hayali arkadaşları var belki ben de onlardan biriyimdir. Son olarak da hikayemin baş rolü Ege var. Susma kararı alıyorum onun hakkında.-
İkinci sınav haftası gelmeden önce biz -Rümeysa ve Asel- Safinaz'a karşı cephe alıp bizi de doldurunca -külliyen yalan- Safinaz'ı dışladık. Biraz ağır davransak da sevgililerinden bahsetmesi ve insanları aşağılayıcı konuşmasından gerçekten rahatsız olmuştuk. Safinaz da bizim yokluğumuzda sınıftaki asosyal veletlerin yanına gitti. Gerçi onlarda da baya entrika var ama neyse. İkinci sınav haftasından önceki hafta olması lazımdı ki zaten sürekli gördüğüm çocuğu yeniden gördüm otobüs durağında. Onu ilk gördüğümden beri düşüncem değişmedi aslında. Neyse işte ben felsefede ilk sınavda okul birincisiydim fakat ikinci sınavdan önce bu Asel atak geçirdi (ilgi orospusu diye yorumladım) onunla ilgilenirken sınava geç girdim ve 36 aldım. Teşekkürler Türkiye!
Ben bu çocuğu sürekli görmeye başladım -algıda seçicilik-. İkinci sınavlarda en korktuklarımdan biri olan zorunlu ingilizce sınavına giriyordum şansıma 12/A sınıfı geldi ki nereden bileyim hayatımı karartacağının o sınıfın. Girdim sınıfa yanlış da olmasın ama sıram sanırım 19 idi - kelebek sisteminden nefret ediyorum-. Bu çocuk ise aptal aptal etrafta dolaşıyor. Baktım sıram dolu. Öğretmen geldi yerlere baktı düzenledi. Düzenlenmiş halinde biz bununla aynı sıraya denk gelmiştik. Kalbim çarpıyordu çünkü hem onunla yan yanaydık hem de zorunlu ingilizce sınavındaydım. Neyse ben bir türlü sınavı tamamen bitirdim onunkine bakmaya başladım. İsmini, soyismini, numarasını ve sınıfını öğrendim. Kendisi 12/a sınıfındaymış ve ismi Ege'imiş. Sınav da mal gibi dinlemede zorlandı. Sınav çıkışı herkes sınavı konuşurken benim aklım pekte yerinde değildi.


