İçeriğe geç

Öksüz Aile

Bölüm 4 · 5 dk okuma

Öksüz Aile

Bölüm 4

KAÇIŞ

Alev

Gecenin 04.35'i herkes uyurken onlar ve biz odalarımız da valizleri sessizce hazırlıyorduk.

"Ben korkuyorum!" Tüm gözler Açelya'yı hedef aldı.

"Korkma Açelya. Kaçacağız işte."

"Yakalanırsak kötü olur Bade." Sessiz olun der gibi boğazımı temizlememle sustular.

Küçük valizime; Su, Kraker, peçete, tişört, kazak, pijama, pantolon, hırka ve ped gibi ihtiyaçlarımızı koyup kapattım. Çekmecenin üstünde duran 10 lirayı su parası niyetine valizin cebine koydum.

"Hazırsanız giyinelim." Dememin ardından giyinmeye başladık.

Üstüme siyah kargo pantolon, siyah sweatshirt, bere ve botlarımı giydim.

Kuzey'i ve arkadaşlarını planımıza dahil etmekte hata mı yaptık diye düşünmeden edemiyorum. Ya bizi satarlarsa? Çok samimi değiliz ki onlarla. Ama plana dahil olmasalardı bizi şikayet ederlerdi.

"Alev!" Bade'nin sesi ile düşüncelerimden sıyrıldım.

"Hazır mıyız?"

"Bekleyin planı devreye sokuyorum..." Herkesin eline telsiz sıkıştırdım ve pantolonuma taktım.

"Acil durum da konuşun ve benden haber gelene kadar aşağı inmeyin." Adım sesleri ile kapıya döndük. Odanın kapısı açıldı Kuzey içeri girdi.

"Hadi kızlar." Dedi Berk. Kuzey de telsiz var mı diye pantolonuna baktım ve olduğunu gördüm.

Kuzey sırıtarak; "Var merak etme." Dedi. Göz devirip yanına yürüdüm. Son kez kızlara bakıp odadan Kuzey ile çıktım. Bir kaç adımda depo odasına ulaştık. Kuzey'in elinde benzin vardı. Benim elimde mutfaktan aldığım kibrit. "Kameraları kapattınız mı?"

"Bozduk." Başımı sallayarak onayladım. Daha iyi yapmışlardı.

"Sana güvenmiyorum ve umarım yanılıyorumdur." Bana baktığını ve gülümsediğini hissettim. Ama ona bakmıyordum.

"Eğer güvenseydin plana dahil etmezdin Alev."

"Mecbur bıraktın."

"Bir tehdide boyun eğecek kadar hassas mısındır? Sizi zaten şikayet etmeyecektik. Plana dahil olmak için öyle yaptık. Bizi zaten arayıp bulamayacaklar. Sizde bizden önce davranıp biz sizi şikayet etmeden kaçabilirdiniz Alev."

Sahiden... keşke düşünseydim bunları. Göz devirdim Depo kapısını yavaşta açtım.

Kuzey odaya girip benzini dökmeye başladı. Kuzey odadan çıkınca bende kibriti attım ve oda saniyeler içinde alev aldı. Kapıyı kapattım. Kapının altından duman çıkıyordu. Hızlı olmamız gerekiyordu.

Kuzey'in elinden feneri aldım. İtiraz etmeden bana verdi. Feneri kapattım ve çevik bir hareketle yangın düğmesine vurdum. Cam kırıldı ve sirenler çalmaya, havadan sular fışkırmaya başladı.

Elim de keskin bir acı hissettiğim de baktım. Elimi kesmiştim. Kesilen yeri üstüme bastırdım. Fenerin tersiyle vurduğum halde cam elime batmıştı.

Kuzey'in gözüne çarptı. "Elin,"

"Önemli değ-" Tişörtünden bir kumaş koparıp elime sardığında şaşkınlıkla ona baktım. Kumaşı elime bağladığında gözgöze geldik. "Gitmemiz gerekiyor Kuzey, birazdan gelirler."

Gelen sesle irkildim.

"Berk konuşuyor tamam. Ne zaman gelelim ulan? ağaç olduk burada!"

Kuzey başıyla yolu gösterdi. Koşma sesleri ile alt dudağımı ısırdım stresle.

Ah hayır... Geliyorlar!

"Kahretsin! Geciktik Kuzey al işte. Ben sana önemli değil demi-" bileğimden tuttuğu gibi koşmaya başladı. Ne yapacağını anlayıp telsizi koşarken çıkardım.

"Hemen arka kapıdan geçin! Çabuk hadi!"

Kuzey öyle hızlı koşuyordu ki topallayarak koşuyordum.

"Öküz! Yavaş ol düşeceğim." Dememle beni kendine çekti. Kolunu omzuma atıp aynı süratle koşmaya devam etti. Merdivenlerden hızla inmeye başladık. Çocukların çığlık sesleri kulaklarımıza doluyordu.

"Ne bu şimdi? Emniyet kemeri falan mı?" Güldü. Bende güldüm.

Arka kapıya yetiştik fakat güvenlik görevlileri... tabi ya! Nasıl atlarız. Bunun için planımız yoktu.

"Arka kapıya değil bodrum katına inin çabuk!" Dedim telsizle.

Herkes koşturduğu için kenardan yan bir şekilde yürüyorduk. Müdire? Uzakta gözüküyordu. Başını bize mi çeviriyordu o?

Ani refleksimle Kuzey'i yakasından tutup onunla birlikte yere çöktüm. Müdire bizim olduğumuz tarafa, ama boşluğa bakıyordu. Tekrar önüne dönüp koşmaya başladı.

Yüzümü Kuzey'e çevirdiğimde yüzü... yüzüme çok yakındı. Burnu burnuma değecekti. Ne heyecanından bahsediyordum ben? Heyecandan mı bahsetmiştim? Yakasını sıkıca tutuyordum. Kahretsin! Yakalanmak üzereyiz kendine gel Alev!

Kuzey ile birlikte ayağı kalktık. Bodrum katının merdiveninden hızla aşağı iniyorduk.

İndik ve tanıdık yüzleri gördük.

"Sonunda! Nerdesiniz siz?" Dedi Efsun.

"Zordu gelmemiz. Yakalanmak üzereydik son anda kurtulduk."

Atlas kolunu Kuzey'in omzuna yasladı. Onlar sanırım kardeşti.

"Ne yapacağız şimdi?"

"Kalabalığın dinmesini bekleyeceğiz. Sonra arka kapıdan güvenlikleri indirip kaçacağız.

Bade ellerini birbirine çarptı.

"Çok güzel ya! Aksiyon resmen." Ayakkabısına vurdum hafifçe.

Aslında evet bende atraksiyon severdim.

"Güvenlikleri burayı kontrol etmeye gelebilir. İşkence odalarından birine veya merdiven altına saklayalım." Diye fısıldadım.

Diğerleri de bana katıldı.

"Gruplaşıp saklayalım." Dedi Berk. İyi fikirdi!

Onaylayan bakışları birbirimize gönderdik.

"Ben, Alev, Atlas ve Bade. Alev?" Başımı salladım.

"Geri kalanlar ayrı grup." Biz grup olarak merdiven altına girdik. Diğerleride işkence odasına. Solum da Bade, Sağ tarafım da Kuzey, Kuzey'in yanın da Atlas vardı. Atlas sessizdi. O hep sessizdi.

Biraz sıkıştığımı hissettim.

"Kuzey, kayar mısın? Eşek sürüsü gibiyiz!" Dediğime gülerek kaydı ve rahat etmemi sağladı.

"Yoruldum ben Alev." Dedi Bade ve başını omzuma yasladı. Bende başımı başına yasladım ve Kuzey'in bize baktığını hissettim. Atlas başını duvara yaslamış, gözleri kapalıydı.

"Kuzey," diye fısıldadım.

"Hm?" Başımı hafifçe ona çevirdim. Başını arkasında ki duvara yaslamıştı vs Saçları dağılmıştı. Tişörtü... yırtıktı.

"Ne gerek vardı ki? Geçerdi işte."

"Geçmezdi."

"Geçerdi."

"Bazı yaralar kolay geçmez Alev." Dedi. Sanki söylediği kalbime battı.

Tekrar önüme döndüm. Bende onun gibi yaslandım. Bade, başını dizime koyup cenin pozisyonu aldı. Kızlara göre onların annesi gibiydim. Hep sahip çıkıyordum onlara. Koruyordum, kolluyorum.

Kuzey

7 sene önce

Kardeşim... yanıyordu içim, sızlıyordu kalbim. Yan odadan gelen çırpınma, tokat ve bağırma sesleri, bu odada kardeşimin başını göğsüme yaslayıp elleriyle kulaklarına vurması. Küçücük bedenim sahipleniyordu kardeşimi. Beni kim koruyacaktı?

Günümüz

Alev'de yavaş yavaş uykuya dalmıştı. Başı omzuma düşmüştü. Merdiven altında ki herkes uyuyordu. Ben birisi gelir diye uyumuyordum. İşkence odasındakiler ne yapıyordu hiçbir fikrim yoktu.

Efsun

Biz... kapıyı kilitleyip koluna işkence için kullandıkları kelepçeyi takmıştık. Sanırım yarın ki gece kaçacaktık bodrumdan, çünkü bu gece felaket. Yuvarlak büyük bir masanın altındaydık. Burası daha geniş olduğu için valizler bizdeydi.

Berk aklınca korkmayalım diye bizi güldürmeye çalışıyordu. Kendisinin bi tarafı tutuşuyor oysa.

Bir anda kapının kolu zorlandı.

"Hass..." diyerek Açelya'nın tarafına çekildi Berk.

"Açın, biziz!" Alev'in sesiydi. Hemen masanın altından çıkıp kapıyı hızla açtım.

Hepsi içeri girdi ve kapıyı kapatıp kilitledim.

"Biri geliyor, onun için geldik. Saklanın!" Dedi Kuzey.

Ona uyarak masanın altına saklandık. Kuzey saklanmamıştı. Masanın üzerinde ki katlanılmış büyük örtüyü masanın üzerine serdi. Perde gibi olmuştu. O da masanın altına, Alev'in yanına girdi.

Adım sesleri yaklaştıkça korkumuz katlanıyordu. Bizim aksimize Alev ve Kuzey korkmadan bekliyordu.

Kapı kolu hareket etti. Ya yakalanırsak? İçimden dualar sıralıyordum.

"Abi kapı kilitli. Çocukları bulamazsak müdire bizi gebertir!" Nasıl ya? Yokluğumuzu fark etmiş cadı.

Alev

Sesleri duyduğumuz anda Kuzey ile göz göze geldik. Dudaklarımı tam aralamıştım ki elini dudaklarıma yasladı.

Tüm gözler bize döndü ve bir anahtar sesi...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.