Sabahın erken saatleriydi. Okulun koridorları henüz öğrencilerin gürültüsüyle dolmamış, sınıfların kapıları birer birer açılmaya başlamıştı. Öğretmenler odasının penceresinden içeri süzülen solgun güneş, masaların üzerine uzun gölgeler bırakıyordu.
Akın, elindeki kahveyle koridorda ağır adımlarla ilerledi. Yeni dönemin ilk günüydü ve okulun alışılmış telaşı başlamadan önce birkaç dakikalık sessizliğin tadını çıkarmak istiyordu.
Öğretmenler odasının kapısını açtığında içeride yalnızca Alp vardı.
Alp pencerenin önünde durmuş, elindeki çaydan küçük bir yudum alıyordu. Her zamanki sakin haliyle dışarıyı izliyordu.
Akın onu görünce istemsizce duraksadı.
Aralarındaki ilişki son zamanlarda tuhaf bir hâl almıştı. Birbirlerine karşı hissettikleri şeyin adını ikisi de koymaya cesaret edemiyordu. Özellikle de çalıştıkları okulda herkesin birbirini tanıdığı düşünüldüğünde...
Akın masasına geçip kahvesini bıraktı.
“Günaydın.”
Alp başını çevirip ona baktı.
“Günaydın.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Akın sandalyesine oturduğu sırada kapı yeniden açıldı. İçeri Metin girdi. Elindeki dosyaları masaya bırakıp ikisine de selam verdi.
“Sabahın köründe yine buradasınız.”
Akın gülümsedi.
“Sen de geldin işte.”
Metin cevap vermeden ceketini çıkardı. Ardından odanın diğer tarafındaki Hüseyin'e baktı.
Hüseyin, Alp'in yanından geçerken ona kısa bir bakış attı. O bakışta sıradan bir meslektaşın bakışından daha fazlası vardı.
Akın bunu fark etti.
Hüseyin'in Alp'e karşı tavırları son zamanlarda garipleşmişti. Alp başka biriyle konuştuğunda huzursuz oluyor, onunla fazla yakın gördüğü insanlara karşı mesafeli davranıyordu.
Özellikle Akın'a.
Hüseyin, Alp'in yanından geçerken masadaki çay bardağına baktı.
“Yine çay mı?”
Alp hafifçe gülümsedi.
“Sen de her sabah aynı kahveyi içiyorsun.”
“Benimkisi alışkanlık.”
“Benimki de.”
Hüseyin cevap vermedi.
Akın ikisinin arasındaki gerilimi sessizce izledi. Bir şeylerin ters gittiğini hissediyordu ama ne olduğunu anlayamıyordu.
Metin ise hiçbir şey fark etmemiş gibi dosyalarını düzenlemeye devam ediyordu.
Bir süre sonra okulun ilk zili çaldı.
Öğretmenler odası bir anda hareketlendi. Herkes sınıflarına gitmek için ayağa kalkarken Alp de çayını masaya bıraktı.
Akın kapıya doğru ilerlerken Alp'in yanından geçti.
Bir saniyeliğine göz göze geldiler.
Kimsenin fark etmediği küçücük bir bakıştı bu.
Ama ikisinin de kalbinin hızlanmasına yetmişti.
Hüseyin ise o bakışı görmüştü.
Ve ilk kez, Akın ile Alp arasında gerçekten bir şey olduğundan şüphelendi.
