Akşam Yalçın ile bayağı oturup fikirler belirttik. Matematik dersi olduğu için bayağı yazma, mantık vs. vardı.
Ve de saate gece 2 gibi bitirdiğimiz için Yalçın "Gece oldu. Evimde kal." diyince anneme istemeye istemeye haber verdim. O da şaşırtmayarak "Oruspudan ne beklenir ki zaten?" diyip bir nebze izin verdi. Onun tişörtlerinden giydim ve tişört dizime kadar gelmişti. Ben onun yatağında, o içeride yattı.
Sabah olmuştu ve bugün erken kalkmıştım zira eve gidip giyinmem gerekti. Yalçın ise hala rahatça uyuyordu.
Nedensizce iç sesim yanına git dediğinden kendime hakim olamayarak onun yanına gidip diz çöktüm ve izlemeye başladım.
Alt dudağı, üst dudağından daha dolgun, sert yüz hatları ve o saçlar... Onlara dokunmamak için kendimi zor tutuyordum.
Bir ancık sırıttığını gördüm lakin göz yanılması olduğunu düşünerek izlemeye devam ettim. En sonunda ise parmaklarımla yanağında biraz gezdirdiğimde hemen kalkıp beni yatağa attı. O da biraz ağırlığını bana verip üstüne çıktı.
"Biliyorum yakışıklıyım." diye egoyla konuştu.
"Hem libidolu hem de egolu." diyip göz devirdim. O da elini çenemde gezdirip "Sen daha libidomu görmedin bebeğim." diyip göz kırptı.
"Yalçın hadi eve gitmem lazım kalk." diyince huzursuzca kalktı.
Kıyafetlerimi giyip evime gittim kıyafet değişikliği için.
Kıyafetim ceket ve pantolon takımıydı aynı patron gibi. Kırmızı ruj ve eyeliner, simli sarı far sürdükten sonra ayakkabımı giyip çıktım.
Okula geldiğimde kızlar da bana nedensizce heyecanla gelip el çırptılar.
"BİL BAKALIM NE OLDUUUU!" diyen Ece idi.
"Ne oldu balım?"
"Şimdi okula burslu öğrenciler gelmiş tamam mı bugün. Müdür de onların başarılarını kutlamak için be akşam 6 gibi parti vaaarrrr! Ve geceye kadar devam edicekkkk!"
"Ben bir saat kalır giderim bizim ödevimiz var."
"Hadi ama yaaa! Bir güncük! Ayrıca hocaya da sor bir şey demez." dedi Nil.
"Tamam hocaya sorarım ona göre." diyip Matematik hocamı bulmaya gittim.
Öğretmenler odasına, müdür odasına gittim yoktu. Arkama baktım belki vardır diye ama yoktu. Önüme döndüğümde sert bir göğse çarptım.
Kokusu ferahlatıcı kokuyordu. Yüzümü kaldırdığımda Yalçın olduğunu gördüm. E derse girmemiş miydi?
"Derse niye girmedin?" diye sordum.
"Ders Türkçe ve İngilizce edebiyatından Romeo ile Juliet'i konuşacaklar. Gerek yok."
"Bence ders güzel olurdu. Okudun mu kitabı?"
"Tabii okudum ama William drama Queen tam. Yani hem ilk görüşte aşka inanmam ben. İlk görüşte aşk bence dış görünüşüne aşık olmaktır. Romeo da hemen nasıl karısını unuttuysa..."
"Ben de öyle düşünüyorum lakin ilk görüşte aşk kısmına katılmıyorum."
"Benim şahsi fikrim bu."
"E tamam da illa nefretten aşka mı olmalı bizim gibi." dediğimde bir an durdum ve... Lan! BEN NE DEDİM!
o da gülümsedi ve "Ne dedin yavrum?" diye bana yaklaştı.
"Yaniii... Yalçın şey... Ağzımdan kaçtı. Öyle bir şey demiyecektim. Yalçın gülme ya! Utanıyorum." dedim zira yanaklarım al aldı.
"Tamam tamam. Ağzından kaçtı canım. Sen kiiiim, bana aşık olmak kim di mi?"
Kafamı salladım. O da sinirle biraz güldü ve "Tabii öyle. Ben kantindeyim." diyip yanımdna çekip gitti.
Ah, ah Tuğçe! Şimdi nasıl alıcaksın gönlünü?!
Ama tamam şu an daha önemli bir iş vardı. Hocaya sormam gerek- He! Hoca orada.
"Hocam hocam." dediğimde hoca bana döndü.
"Efendim Tuğçecim."
"Ya hocam bugün parti var da. Ee geceye kadar kalsak bugün, bir gün ertelesek olur mu?"
"Tamam canım siz yaparsınız zaten size güveniyorum. Hatta size belki ek süre veririm. Siz eğlenin." diyip tebessüm etti. Ben da karşılık verdim ve kantine, Yalçın'ın yanına indim.
Onu görünce yanına gittim lakin o bana bakmayıp başka tarafa bakmayı ihmal ediyordu.
"Yalçın!" desem de bana bakmayıp trip atan yüzü ile elleriyle oynamaya başladı.
"Yalçın. Bugün parti var ya, geceye kadar. Bizim de ödevimiz olduğu için galiba partiye gidemeyeceğiz diye düşündüm ama hocaya sordum sorun değil, hatta size ek süre bile veririm dedi." dediysem de Yalçın elleriyle oynamaya devam edip "İyi. Ben zaten partiye gelmem." dedi üzgün ifadesiyle.
Acaba davet mi etsem partiye? Belki özür bile dememe kalmaz. Hadi kızım, yaparsın sen.
"Bence gel. Zira... Ben seninle gitmek istiyorum. Eğer müsaitsen partiye birlikte gidersek çok sevinirim." dedim evet ben dedim. BEN OLAN BEN DEDİMMM!
O da şaşırıp ilk olarak durdu. Sonra hafif hafif bana bakmaya başladı kafasını kaldırarak. Sonra biraz da tebessüm etti ve "Sen beni partiye davet ediyorsun yoksa ben mi yanlış duydum?" dedi inanamayarak.
"Yanlış duydun, evet." dediğimde yüzü düştü ve yine yere baktı.
"Zira davet etmedim, geleceksin diyorum. Zorunlusun benle gelmeye." dediğimde bu sefer aniden başını kaldıtıp gözmeri fal taşı gibi açıldı.
Bir süre öyle durduk ve "Eee hadi geliyorsun değil mi?"
"Tabii geliyorum. Akşam ben seni alırım. Paran var mı istersen yemek yiyelim kahvaltı etmedin ya."
"İyi olur aslında para getirmeyi unuttum bugün. Ama zahmet olmadın şimdi..."
"Ne zahmeti ne istersin? Kahvaltı menüsü alayım mı?" dediğinde fiyata baktım ve... YUH! 450 lira!
"Yok Yalçın o kadar değil tost al yeter 30 lira zaten sana yarın borcunu veririm."
"Utanma. Sen iste ben 2000 liralık şeyler de alırım. Kahvaltı menüsü alıyorum zaten menü iki kişilik beraber yeriz."
Baktım ve gerçekten öyleydi. İki kişilik idi. Kafamı salladım ve oturdum.
"Raif Efendi seviyordu ama korkaktı. Ne olursa olsun çocuğunu bırakmamalıydı."
"Evet yaaa. Ama aşkları çok masumdu. Böyle mektup sahneleri, içki içmeleri bence romantik." dedi o da.
"Evet ben de çok seviyorum." dedim.
Bizim muhabbet bayağı sarıyordu. İlk iki derste Edebiyat konuştukları için biz girmedik. Zira zaten kitapları okumuştuk. Hoca Romeo ve Juliet, Kürk Mantolu Madonna hakkında konuşuyordu. Biz de girmeyip kahvaktı edip, kendi aramızda konuştuk.
Saate baktım ve bir dakika sonra Kimya dersi vardı. Sayısal okuduğumu için ders önemli idi.
"Yalçın diğer ders Kimya. Derse girelim hadi." dediğimde o da kalkıp derse girdik. Derste inorganik maddeler işlemiştik.
Dersler bittiğinde heyecanlıydım zira bu partiler hoşuma gidyordu. Güler yüzle aşağıya inerken Yalçın gelip "Alıcağım seni. Sen hazırım diye beni ara öyle." diyip gitti.
Yüzümde bir gülümseme oluştu... Ama bir dakika. Ağır ol kızım! Bu adam seni öldürmek istiyordu sonuçta bir zamanlar şimdi olmasa da. Trip sırası sende. Sen davet ettin o kadaarrrr.
Yanıma Ece ile Nil gelip "Bu akşam patlıyoruz! Ben tekila içerim böyle keyifle." dedi Nil.
"İçki oluyor mu?" diye sordum.
"E kızım liseli miyiz? Reşit olduğumuzdan izin var içkiye. Hazır olun, güzel olun heee." diyip Ece sevgilisi ile gitti. Nil de bana sarılıp gitti.
Ohhh, hadi bakalım Tuğçe, döktür ortalığı.
YENİ BÖLÜM BİTMİŞTİR! DİĞER BÖLÜMDE KISKANÇLIĞA HAZIR OLUNNNN! EN YAKIN ZAMAN DİLİMİNDE ATACAĞIM İNŞŞŞ! HADİ BAKALIM PARTİDE NE OLACAKKKK?
(Tuğçe'nin baştaki okula giderken kıyafeti)
