İçeriğe geç

ODA SERVİSİ

Bölüm 7 · 4 dk okuma

ODA SERVİSİ

Bölüm 7

Mektup Arkadaşı (Devam Part 3)

Eda ile Edis Beyin söylediği La Belle isimli butiği bulduk otelde çeşitli tasarımcıların kurduğu butikler de vardı boşuna 5 yıldızlı bir otel değildi. Butiğe girdiğimizde bizi siyah kumaş pantolon ve beyaz gömlek ile bekleyen bir kız vardı ona;

- Beni Edis Bey gönderdi dedim.

Kız kafa salladı ve kasada duran muhtemelen mağaza müdürü olan kadına bizi işaret ederek;

- Edis Bey'in gönderdiğini söylediler dedi.

Kadın siyah kemikli gözlüklerin üzerinden bana bize baktı ve;

- Tek bir kişi gelecekti ama dedi.

Bende;

- Eda benim arkadaşım o sadece yanımda bulunuyor tek kişi olarak düşünün dedim.

Mağaza müdürü bekleyin gibi bir işaret yaptı ve butiğin kıyafet dolu koridorlarından birine girip beyaz bir kapıyı çaldı içeriden ses duymadan girmedi, sesi duyunca içeri girdi bir 5 dk içeride kaldıktan sonra bizde mağaza girişinde pembe altın metal ayaklı chester koltukta oturup bekliyorduk.

Yanında manken gibi saçları sarı maşalı degaje yaka bir tulum giyen belinde altın metal kemer ayağında siyah rugan stiletto giyimli bir afetle çıkageldi. Ben diyeyim Jaime Pressly siz diyin Margot Robbie ama belli ki hatun bizden 10-15 yaş büyüktü ama hala 25 gibiydi kadın bize yaklaştı bozuk Ivana Sert Türkçesi ile konuşmaya başladı. Eda kendini fazla tutamadan;

- Belli zaten Türk değil, denk geldik bir Rus tanrıçasına dedi.

- Sus kız belki duyar falan dedim fısıldayarak.

Kadın bana bir baktı daha sonra s,d ve r harflerini bastırarak;

- Seni Edis mi gönderdi canım ? Dedi.

Onaylar gibi kafa salladım. Baştan aşağı beni süzdü. Daha sonra adımı sordu.

- Adın ne senin?

- Deniz dedim.

Kadının hafif gözleri büyüdü ve sanki parçalar yerine oturmuş gibi baktı yanında ki kadının kulağına birşeyler fısıldayıp odasına geri gitti. Eda bana dönüp;

- Ay bi an makasss var mığğ makasss diyecek sandım dedi ve kahkaha attı.( Burada meşhur Ivana Sert repliği aklınıza gelsin)

Gayri ihtiyari olarak bende kahkaha attım ama mağaza müdürü dik dik bana bakıyordu. Anlamadığım tuhaf bir atmosferin içindeydim ama beni buraya Edis Bey gönderdi sorumluluk artık ona aitti.

Mağaza müdürü bize elinde tekerlekle sürüyerek getirdiği elbise standı ile yaklaştı, rengarenk çeşitli tasarımcıların imzasını taşıyan koleksiyon parçaları vardı hepsine göz gezdirdim ama hiçbiri beni yansıtmıyordu kocaman çiçek desenli bir elbise, cırtlak mor ve yeşil renkli elbiseler, neon turuncu ve pembe neydi bunlar palyaçoluk yapacaktım da benim mi haberim yoktu kıyafetlerin hepsine burun kıvırdım ve müdüre;

- Bunların hiçbiri ilgimi çekmedi dedim ve mağaza vitrininde duran mavi elbise aniden dikkatimi çekiverdi.

Bu mavi elbise hafif göğüs dekoltesi ve de yakasındaki boncuk işlemeleri bana biraz daha güzel geldi en azından bu butik için en güzeli bu diye düşünüyorum mankenin üzerinde de şahane gözüküyordu. Uzun salaş sanki Şile bezinden yapılmış gibiydi ve sağ tarafında bir yırtmacı vardı kol kısımlarında da göz gibi yırtmacı bulunuyordu altın desenli şeritli bir kumaş eklenmişti gayet güzel aynı zamanda göz alıcı bir aurası vardı Eda'ya elbiseyi gösterdim. Eda'nın da nutku tutulmuş bir şekilde;

- Oha Tayland'dan getirdiğin takı seti vardı ya Kaya ile bir röportaj için Tayland'a gitmiştiniz daha doğrusu Şule'nin saçma sapan bir anlaşma sonucu gitmiştiniz o zamandan bahsediyorum orada sana biri bir takı seti vermişti altın bir kolye ve altın bir küpeydi

- Evet hatırladım dedim gülerek. Şule bizi oraya saçma sapan bir röportaj için gönderdi ama gayet de keyif almıştık Kaya ile birlikte dedim.

Eda hatırladığına sevinerek şu cümleleri kurdu

- Eminim o getirdiğin kocaman takı kutusunda onların ikisini de vardır güzelim dedi.

Ben de ona muzip bir gülümse ile

- Sence ben onları yanımdan ayıracak kadar delimiyim her zaman sade kıyafetler veya elbiseler giyip harika takılarla kombinlemiyor muyum sen beni tanımıyor musun Eda dedim.

Eda sanki gururlanmış gibi arkadaşının başarısına sadece gülümseyerek bakıyordu ve ağzından şu kelimeler çıktı;

- Yemin ediyorum erkek olsam seni dışarıdan görsem kesinlikle Antik Mısır'da Kleopatra'yı tek geçer diye düşünürdüm ve galiba da düşünüyorum dedi gülerek.

Kıyafetin ödemesinin Edis Bey'e gönderilmesini söylediğinde mağaza müdürü başıyla onayladı ve mağazadan elimizde kocaman bir paketle dışarı çıktık odama gidip hazırlanmaya başladım Eda da tabii ki benimleydi. Eda da birazdan Kaya ile çekim için buluşacaklardı toplantı açık havada Türk yemeklerinin olacağı bir yemek toplantısıydı güneş batmadan bu toplantı yapılacaktı bende geç kalmamak için hazırlanıyordum.

Meraklı olan canım arkadaşım bana tabii ki de şu soruyu sormak da çok geç kalmıştı;

- Bence Edis Bey seninle ilgileniyor gibi ha Deniz ne dersin özür dilemeler, pasta üflemeler, doğum gününü hatırlamalar, kıyafet almalar falan etkilenmiş olabilir mi senden.

- Saçmalama Eda adam milyon kez şirket için bütün çalışanlar da senin gibi diye üstüne basa basa söyledi.

- Ne bileyim Kaya'ya hiç sana davrandığı gibi davranmıyor da dikkatimi çekmedi değil.

- Çünkü Kaya bir kameraman toplantıda yeri yok ayrıca Korece de bilmiyor tatlım ondan olabilir mi?

Eda dudağını bükerek omuz silkti ama ikna olmadığı belliydi gerçekten bu kız Astrolog olmak için doğmuştu, çünkü benim de hissettiğim Edis ve aramda farklı bir elektrik vardı Eda bunu hissetmişse demek ki dışarıdan fark ediliyordu bir tek benim uydurduğum bir şey değildi

Bölüm sonu

2 yorum