Bu işten nefret ediyorum bugün doğum günüm ve ben sadece ajansın bana verdiği saçma sapan konulardan dolayı magazin programı yapmak zorundayım. Sence de şu anda bu kadar güzellik varken üstelik de benim doğum günümken kocaman kamerayı sırtında taşımak hoş mu? Kaya omuzundaki kamerayı yere indirdi ve alnındaki boncuk boncuk terleri silerken "İsyan etmede çekip gidelim artık" der gibi bir bakış attı. Plajda tepemizde 40 °C güneşe rağmen bu kaydı yapacaktık çünkü ajansa tonlarca para ödemiş bu otel bizden bunu bekliyordu. Sahil boyunca göz gezdirirken fazla kalabalık diye geçirdim içimde, çok geçmeden Kaya elinde bir mayo ile seslendi.
-Deniz şunu da giymen gerekiyor bu arada
- Ciddi değilsin değil mi Kaya?
- Kesinlikle çok ciddiyim Deniz.
- Ne düşünüyorlardı vücudumu teşhir mi edecektim .
- Ay hadi ama Deniz ya lütfen çekelim de bitsin bu ızdırap dedi. Kaya
Bende gözlerimi devirerek
- Tamam şurada kabinler var üstümü değiştirip geliyorum dedim .
Kabinlere doğru giderken burada ki plaj gayet güzeldi iki kişilik şezlonglar da hasır detaylı şemsiyeler vardı ve tabi denizin üzerinde limana benzetilerek yapılmış localar burası kiralanabilir türdendi otele o kadar para vermek yetmezmiş gibi localara ayrı para vereceksiniz ama değer mi bilmem. Loca yuvarlak altı ahşap üzerinde yarım ay bir minder ile yastıkları olan ortada ahşap zemine bağlı bir masa vardı yine zeminden biten bir ahşap ile etrafını çevreleyen yarım duvarlar kırmızı ve mor tüller kubbe gibi yuvarlak locanın tepesine bağlıydı aslında hiçte fena sayılmazlardı.
Daha fazla oyalanmadan kabinlere doğru yürüdüm kadının biri kapının zor açıldığından şikayet ediyordu.
- Lanet kapı açılmadı kapılar milattan önce mi kaldı?
Benim gibi bir şikayet makinası daha dedim ve elimi kabinin koluna attım ilk çektiğimde açılmadığını anladım ikinci çekişte de ve daha sonra kadın haklı galiba dedim ve tekrar çektiğimde olmaz kapı açılıyor muydu yoksa düşüyor muydu ? Benim çekme kuvvetim ile içeriden itilen kuvvet birleşince sağ gözümün üstüne yani alnıma bir darbe indi çığlık atarak acı ile gözümü elimle kapattım içeride ki artık kimse oda endişeli bir şekilde;
- Çok özür dilerim hay Allah dedi.
- Allah'ım sana geliyorum galiba dedim.
Sonra yavaşça inleyerek elimi gözümden çektim tek gözüm ile karşımda ki kişiye bakıyordum. Yüzümde muzip bir gülümseme ile;
- Haha Allahım galiba gerçekten sana geliyorum dedim ve alnımdan gözüme akan nehir gibi kan ile yere yığıldım ...