Soyrat her yiğidin harcı değildir. Buraya girmek için ya soylu bir aileden gelmiş olman gerek yada burayı kuran -artık herkimse- sizde bir cevher görmüş olmalı. Ben o farklı kişilerden değildim maalesef. Basit denemez ama pek bir olayı olmayan klasik zengin ve geniş bir aileden gelmiştim buraya. Alışmak pek zor olmamıştı çünkü bilirsiniz, bende o zengin züppelerinden biriydim. Ortam ve insanlar bana yabancı değildi.
Şimdi ise okulun birinci ayındaydık. Kayıtlar henüz devam ederken hergün ayrı birinin dedikodusu patlıyordu. İşsiz birkaç hergele bu hafta gelmiş olan sarışın çocuğun kalçalarını konuşurken sınıfta büyük bir uğultu vardı. Öğretmen masasına sertçe bırakılan kitabın sesiyle tüm sınıf suspus olmuş yerine geçmişti. Günün ilk dersi Profesör Bo ileydi. Döcenm başından beri -ben dahil- tüm öğrencilerin burnundan getiren biricik profesörümüz. Zeki bir kadındı,oldukça akıllıydı ama pek sevecen olduğu söylenemezdi.
''Dersimde goygoy istemiyorum. Gözlerinizi göremiyor olabilirim ama odağınızı hissederim...''
Her ders başında yaptığı klasik uyarılarını artık pekte umursamıyordum. Çenemi elime yaslayıp gözlerimi kapattığımda tüm sesler kesilmişti ki, sınıfın ahşap kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. Profesör dahil herkes oraya odaklanırken önce müdür yardımcısı Cyrus ardından üzerinde bizim cübbelerimizden olan genç biri girdi büyük salona. Profesör, Cyrus'a kısa bir selam verip konuşması için izin verdi.
"Soyratımıza katılan yeni şanslı gencimiz Bay Wizard'a hoşgeldin diyin çocuklar !'
Sınıftan birkaç ruhsuz 'hoşgledin' nidası yükselirken ben hala çocuğu süzüyordum. Tırnaklarıyla etini yolmasından ve sürekli elleriyle oynamasından anlaşılıyordu ki burada olmaktan pek memnun değildi.
"İstediğin yere geçebilirsin Evan. İyi dersler dilerim Profesör Bo"
Müdür yardımcısı aynı gürültüyle sınıftan çıkarken Evan biraz etrafa bakındı. Çok geçmeden en arka sıralardan cam kenarına oturdu. Komikti ki,yeni gelen herkesin ilk tercihi o sıra olurdu zaten. Yargılayıcı bakışlardan kaçmak istemeleri bir hayli normaldi tabii. Ders bitiminde kitaplarımı toplayıp hızla dışarı çıkmayı umuyordum ki kolumu sıkıca kavrayan eller ile olduğum yerde kaldım. Arkamı döndüğümde Profesör Bo'yu görmek biraz gericiydi. Zümrüt yeşili gözleri asla kuşkulu bakmazdı etrafa. Her daim keskin ve kendinden emindi. Bu durum normal bir sohbette bile karşısında eciş bücüş yapıyordu insanı.
"Buyurun Bayan Bo?"elini kolumdan nazikçe çekip önünde birleştirdi. "Lora senden Darell'a okula alışması sürecinde ona yardımcı olmanı istiyorum. Bizim için önemli bir öğrenci"
"Darell ?" dedim kaşlarımı çatarak. "Darell Wizard" dedi üstüne basarak. Kaşlarım havalanırken "Anladım" dedim sessizce. "Elimden geleni yapacağım profesör" pek samimi olmayan gülüsemesiyle omzumu sıvazladı. "Teşekkür ederim Lora. Bunun yıl sonu notunu etkileyeceğinden şüphen olmasın" dedi ve gözden kayboldu. Derin bir iç çekerek sınıfa geri döndüm.
O sınıfa tekrar dönmenin ve Bayan Bo'nun verdiği bu basit görevin hayatımı büyük ölçüde değiştireceğinden bir haber.