ezgi daha 3-5 yaşlarında küçük bir kız çocuğuydu. annesinin hiç bı zaman ço ezgi yoktucuğu olmamıştı omucizeydi en değerlileriydi ama ellerinden kuş gibi uçup gitti..
ezgi pek dışarda oynamazdi ilk kez tek başına bahçeye çıkmıştı elinde küçük topuyla etrafı inceliyodu. topuyla oynarken topu arkaya kaçtı topunu almak için oraya gittiğinde çitin diğer tarafında bı adam gördü adama el sallayarak topununu alıp gitti. ama adam hala dikkatli gözlerle küçük kızı yani ezgiyi suzuyodu ezgi daha küçük olduğu için bişey anlamadi sevgi ve masumluktan başka bişey yoktu onda..
ezgi akşama doğru tekrar bahçeye çıktı aynı adam orda duruyodu açıkçası adamın bakışlarından korkmuş gibiydi.
annesi esgiyi bahçe dışına çıkmaması için tembihlemiş ti ezgi bu defa topu çitin diğer tarafına kaçırdı topu almak icin çitin diğer tarafına geçip topu tam aldığında adamın ona doğru geldiğini farketti adama el salladı adam yanına gelip cebinden çıkardığı şekeri ona uzatıp gülümsedi ezgide şekeri alıp ona tekrar el salladı adam ezgiyi yavaşça ezgiyi belinden tutarak kaldırdı ve onların evine gitti.
kapıyı çaldı kapıyı ezginin babası açtı ezginin babası serdar karşısında ezgiyi başka bı adamın kollarında görünce şaşırdı adama dikkatlice bakiyodu. adam ezgiyi indirip “bahçenin diğer tarafına geçmişti başına bı iş gelebilirdi daha dikkatli olmalısınız” dedi o adam orda yaşıyan insanlarin sevmediği adam dı ezginin babası ezgiye bakıp “ teşekkürler daha dikkatli olurum” dedi. adamın arkasından ezgiden iki yaş büyük bı erkek çocuğu geldi ve babasına“ baba annem seni bekliyor yemek hazır” dedi sonradan ezgiye bakıp gülümsedi ezgide ona gülümsedi ezginin babası ezgiyi içeri alıp kapıyı kapattı ve ezgiye bi daha bahçeye çıkmamasi konusunda tembihledi. sonraki gün aynı adam elinde şekerle çitin diğer tarafından aynı bahçeye bakıyordu ama bu defa ezgi yoktu sonra pencereye doğru baktığında ezginin Babası onu seyrediyordu ezginin babası perdeyi çekip yerine oturdu o adam ezginin ondan gizlediğini düşündü ezgiyi son kez görmek istiyordu çünkü o gün oradan taşınacaklardır adam evine geri döndü ezginin babası karısına“ bu adamın gittiğini görsemde rahatlasam” dedi ezginin annesi yemeği hazırlarken“ merak etme bu gün gidecekler. sen git ezgiyi yatır uyku saati geldi” dedi babası ezgiyi yatırıp odası havalansin diye pencereyi araladı. akşama doğru oldu ezginin babası o adamın evine bakıyordu adam kamyonetle evi taşıyıp gitti ezginin babası karısına “oh be gittiler” dedi ezginin annesi “sen onu boşver git ezgiyi uyandır yemek saati geldi” dedi ezginin babası kafasını salliyarak ezginin odasına gitti ezginin olduğu odanın penceresi sonuna kadar açıktı ruzgardandır diyip pencereyi kapattı arkasına dönüp ezginin yatağına baktiginda ezgi yoktu etrafa bakındı acaba ezgi kalkıp gittimi diye lavaboya tuvalete banyoya yatak odasına kadar baktı ama ezgi yoktu aşağı inip ezginin annesine“ezgi burdamı”
dedi ezginin annesi“hayır noldu?”cevabını verdi ezginin babası onu dinlemeden bahçe kapısına doğru koştu bahçeye baktığında ezgi bahçede de yoktu adam yere çöküp ağlamaya başladı annesi anladı olanları oda yanına çöktü kalkıp polise gittiler ve adam karşı komşusundan şüphelendiğini söyledi adamın yeni evine gittiler polisle kapıyı çaldıklarında adamın karısı kapıyı açtı buyrun demeden kadının kocası geldi ve “buyrun?” dedi ezginin babası dinlemeden adamın üzerine saldırdı polisler müdahale edip adamın evini aradılar ama bişey çıkmadı adamı karakola götürüp ifadesini aldılar adam; en son önceki gün gördüğünü ve onu kaçırmak gibi bı niyeti olsaydı onu eve geri götürmezdim benim haberim yok ifadesini kullandı kanıt olmadığı için adam kalkıp evine gitti kapıyı çaldı ve karısı açtı karısına “ kurtuldum ama dikkatli ol kızı asla dışarı salma” dedi ezgi ondaydi ezgiyi artık kızı olarak benimsemişti kimse ezgiyi ondan gizleyemezdi. ezgi Bodrum'da küçük bı odada oturuyodu etrafına meraklı gözlerle bakarken kapının açıldığını gördü içeriye küçük bir erkek çocuğu girdi bu oydu o adamın oğlu çocuk ezgiye öylece bakiyodu çocuğun arkasından o adam girdi içeri ve sert bir ses tonuyla çocuğa bağırdı “can! senin burda ne işin var hemen yukarı çık” diye bağırdı can babasina bakarak arkasını dönüp yukarı çıktı adam ezgiye bakiyodu ezgi adama tekrar el salladı adamın yüzünde küçük bir tebessüm oluştu ezgiye yaklaşıp onun küçük ellerinin avucunu öptü onu kollarına alarak yukarı çıkartti ve yemek masasına oturttu ezgiyi aileden biri gibi saymıştı artık uyuma saati geldiğinde ona yeni bi yatak alana kadar can' ın odasına çıkarıp can' ın yanına bıraktı ikisini de öpüp odadan çıktı ezgi daha küçük olduğu için bı şey anlamıyordu. haftalar geçti ezgi artık oraya alışmıştı arada ailesini ozleyip anne diyodu ama o adam şekerlerle ,oyuncaklarla ve oyunlarla teselli ediyodu zaman geçti ezgi 4 yaşına girdi ezgiyi gidip kendi nüfusuna aldı ezgi artık ezgi soylu idi ezgi onlarla büyüdü ezgi artık cana da alışmış tı kokusunu üzüntüsünu mutluluğunu sinirini hatta kulağının arkasındaki doğum lekesini bile biliyodu ezgi artık okul çağına gelmişti can la aynı okula gidecekti ama o adam yani ezginin yeni babası onu dışarı çıkarmaktan korkuyodu. ama karısı onun okuması gerektiğini söyledi oda tamam diyip boynunu eğdi ezgiyide aynı okula yazdırdı.
ezgi artık ona baba diyodu oda bu duruma alışmıştı ama gün geçtikçe artık ezgi biseyler anlamaya başladı okul dışında bir yerlere çıkamazdı bahçeye bile..