İnsan bazen: Ailesinden, arkadaşlarından, sevdiklerinden kaçar. Bende onlardan biriyim. Ne onlarla yapabiliyorum, ne de onlar olmadan yapabiliyorum..
İsmim Lidya, bu hayatımda sevdiğim tek şey olabilir.
Lidya Ulusoy..
Bazı şeyler hiç yaşanmamış olsa, ne güzel olurdu. Bunu düşünmeyen yoktur bence. Bende hep böyle düşünürüm. Acaba bunu yaşamasam, bunu yapmasam, bu bana yapılmamış olsa hayatım nasıl olurdu?
Günümüzde çoğu kızlar, erkekler sırf aile baskısından kurtulmak için hep Üniversiteyi bir bilet olarak görürler.
Bende onlardanım işte..
Artık Üniversite öğrencisiyim..
\/\/\/\/\/\/\/
İstanbul'a henüz bir hafta önce gelmiştim, Üniversitem de bugün akşam bir kaynaşma konseri vardı.
Saati yaklaştığı için hazırlanmaya başlamıştım bile.

Üstüme gri tonlarında -daha çok beyaz gibi- bir sweatshirt, altıma siyah bir tayt, beyaz bir çorap ve beyaz bir spor ayakkabı giymiştim.
(Resim sadece hayal etmeniz için, ayakkabı tarzı veyahut sweatshirt daha farklı 🫶🏻)
Çantamı da elime aldım, fakat telefonumu bir türlü bulamadım. Gözlerimle etrafa bakışlar atıyordum, daha sonra şarja taktığım aklıma geldi. Telefonumu alarak bir koşu yurttan çıktım. İlk sıra da Kaan Boşnak vardı ve kaçırmak istemiyordum, şarkılarını seviyordum...
\/\/\/\/\/\/\/
Üniversite de konserin verileceği alana gelmiştim bile, çoktan bir çok kişi etrafı sarmıştı. İlk başta bölümler olarak durmamız ve okulun özel albümü için bu yılın ilk fotoğrafını çekmeliydik. Kendi bölümümü bir türlü bulamamıştım, önümden geçen esmer bir kızı durdurdum..
"Şey, merhaba. Ben Lidya. Acaba İngiliz Dili Ve Edebiyatı bölümü ne tarafta toplandı biliyor musun?"
Kız bana gülümseyerek sol tarafımı işaret etti, teşekkür ederek yanından ayrıldım. İşte, kendi bölümüm karşımdaydı.
Toplam 20-25 kişi var gibi görünüyordu, hâlâ erken olduğu için olabilirdi.
Kızıl saçlı, minyon bir kız yanıma yaklaştı bir anda:
"Ah, merhaba! Sen Lidya'sın geğil mi? Ay, resimde ki gibi çok güzelsin!" Kızın enerjisine küçük bir kahkaha attım, konuşurken eli ve başı neredeyse tamamen hareket halindeydi!
"Ahaha, teşekkür ederim. Ama resmimi nerede gördün ve ismimi neredem biliyorsun? Ayrıca senin adın ne? Tanışalım.." Kızıl'da benim bu halim güldürmüştü sanırım. Daha şimdiden onunla iyi anlaşacağımı hissetmiştim.
"Ay, okulun bölüm listesinde. Bak her bölümün arkasında ki masa da fotoğraf ve isimlerimiz var. Bir de, ismim Aysima. Tanıştığımıza çok memnun oldum!" Bu kız çok tatlı!
"Bende memnun oldum Kızıl." Ona Kızıl olarak hitap etmeme gülmüştü.
Konser başlayana kadar en önlere doğru gittik ve orada Kızıl'ımla çok güzel bir şekilde sohbet ettik. Konser başladığında ise en önde olmanın mutluluğunu yaşıyorduk.
Kaan sahneye çıktığında herkesten birer heyecan çığlığı koptu. Tabii benden de...
Kaan bizlerle şarkıya başlamadan önce Üniversite hakkında bir şeyler anlatıyordu. O sırada telefonumu yere düşürdüm. Bugün telefonum resmen bana fazlalık gibi hissettirmişti. Yere eğildim telefonumu almak için, telefonu alıp tam başımı kaldırırken birinin dirseğine başım çarptı.
"Ah!" Başımı kaldırıp yukarıya baktım, çocukta aşağı bana şaşkın şaşkın bakıyordu. Daha sonra neşeli bir kahkaha attı.
"İyi misin? Ah, özür dilerim senin aşağıda olduğunu fark etmemiştim." Hâlâ gülüyordu.
Eliyle beni kolumdan tutarak kaldırdı. Başımı 'sorun değil' dercesine salladım. O tekrar tam ağzını açtığında, Kaan şarkıya başladığı için hemen kafamı çevirdim.
Yaklaşık yarım saat sonra Kaan en sevdiğim şarkısı olan 'Benimle Kayboldun'u söylemeye başladı. Konser çok güzel geçiyordu.
Bir anda kafama gelen şişe ile ne olduğunu şaşırdım.
"E ama yuh artık! Her şey mi benim başıma gelir arkadaş!" Kafamı arkama çevirdim, esmer bir çocuk sırıtarak bana bakıyordu.
"Yaptığın şey için bir de sırıtıyor musun sen? Seni adi!"
"Hey, hey. Sakin. Sadece bir şişe neden bu kadar sinirlendin ki?"
"Manyak mısın oğlum sen? Ciddi soruyorum bak. Sıkıntın mı var?"
"Evet bozuğum ben, düzeltsene beni."
"Senin ağzına sıçarım!" Diyerek çocuğun üzerine atladığım sırada arkada Kaan'ım;
"Tanımsazdım Seni O Konsere Gelmesen" diyordu..
Vallaha Kaan'cığım; bu cümle, bu çocuğa olur mu ya?
\/\/\/\/\/\/\/
Konserde çıkan kavgadan sonra oradan uzaklaşmaya karar vermiştim Kızıl'ım kendi arabası ile beni yurda bırakmış ve numarasını vermeyi unutmamıştı.
Şu an yatağımda boş boş oturuyor, o salak çocuğu düşünüyordum, şikayet etmeliydim ama henüz adını bile bilmiyordum. Araştıracağım.. Ama şikayet etsem de kimse umursamaz gibi hissetmiştim.
Artık saat geç olduğu için uyumaya karar verdim ve gözlerimi o çocuğu düşünerek kapattım..
\/\/\/\/\/\/\/
Sabah Kızıl'ın araması ile uyanmıştım, bana İstanbul'u gezdirmeyi teklif ettmişti, bende bu teklife tabii ki de balıklama atlamışım. Aynı zaman da sahile gideceğiz mayo da al demişti. Yanımda plaj çantam olmadığı için beyaz el -nasıl anlatayım bilemedim, ama eşyaları sığacak kadar büyük. Kombin de kötü durmayacak kadar da küçük. Çantası Aysima'nın arabasında kalacak. Yanımda gezdirmeyecek.-çantama eşyalarımı yerleştirdim. Güneş kremi, havlu, mayo, terlik...

Yeşil, üzerinde küçük beyaz simgeleri olan bir elbise giymiştim. Ayağıma da bir sandalet geçirip evden tam takım çıktım.
Kızıl zaten aşağıdaydı, hemen onun yanına gittim. Bana havadan attığı öpücüğü ben onun yanaklarıyla buluşturdum.
\/\/\/\/\/\/\/
Kızıl ile neredeyse dört saat gezmiştik, sonunda sahile gelmiş mayolarımızı giymiştik.
Sade yeşil bir mayo alt üst giyimiştim ben, tabii ki Kızıl'ım da saçları gibi kor bir kırmızı mayo giymişti.

Suya girmiş biraz top oynamıştık, çok eğlenceli geçiyordu zaman daha sonra Kızıl bana arkamı göstererek;
"Şuraya bak Lid." Dedi. Arkamı döndüğümde dün bana şişe atan çocuğu gördüm.
Hemen kızgınlık ile yanına ilerledim, ve onun kafasına elimde ki topu fırlattım.
"Naber adi çocuk?" Ben sırıtırken o ve arkadaşları şaşkınlıkla bana döndü. Çocuk beni hatırlayınca sinirle bana baktı;
"Ne halt ediyorsun sen? Kafama neden top attın!"
Sırıtarak;
"Hey,hey. Sakin. Sadece bir top neden bu kadar sinirlendin ki?" Dedim onun dün söylediğini tekrar ederek.
Arkadaşları gülmeye başladı birden. Kumral bir kız kıkırdayarak bana yaklaştı ve:
"Merhaba, ben Simge. Bu arada çok üzgünüm, sanırım istemeden de olsa bizim oyunumuza dahil olan kız sensin. Dün biz o şişeyi Gökhan'a atıp kaçmıştık, o da bize atacakken sana attı. Aslında senden özür dilemeliydi ama onun yine ukalalığı tuttu." Kızın anlattıklarını dinledikten sonra bakışlarımı Gökhan denilen çocuğa diktim, ve yanımda duran Simgeye gülümsedim. O da bana karşılık verdi ve ben biraz daha Gökhan'a yaklaştım.
"A-aa, Gökhan'cığım bana söyleseydin ya. O zaman sana daha iyi davranırdım." Dedim. Zafer kazandığını sanarak çarpık bir gülümseme ile tam ağzını açttığı anda elimi yumruk haline getirip hızlı bir şekilde yüzüne geçirdim.
"Bak, sana ne kadar iyi davrandım. Bir liseli gibi davranmaya devam ediyor olabilirim. Ama n'apayim, bende bu şekildeyim." Ben gülerek bunları söylerken herkes ilk önce şoka girmiş, ve Gökhan hariç hepsi bir kahkaha daha atmışlardı, --Bu sefer Kızıl'ım da dahildi-
Simge tekrar yanıma yaklaştı ve bana;
"Kızım sen harikasın, şu bir yıldır bunu ne kadar çok isteyip de yapamamıştım!" Dedi ve sevinçle boynuma atladı. İkimizde buna gülmüştük.
Simge benden ayrıldıktan sonra Gökhan lafa girdi.
"Evet, Lidya. Ne güzel bir yumruk öyle. Pekâlâ aramızda yeni bir savaş daha başladı. Desene bu sene çok eğlenceli olacak." Ona gülerek göz kırptım ve hay hay dercesine başımı salladım. Ya da umarım bunu demek istediğimi o baş hareketinden anlamıştır...
Kızıl'ım ile tekrardan üsümüzü değiştirdik, ve beni yurda bırakıp gitti. Bende yurda girip hızlı bir duş aldım ve hemen uykuya daldım..
\/\/\/\/\/\/\/
İlk kurguma hayırlı olsun diyeyim bari. Bu öylesine yazılmış bir kitap, üstüne çok düşmeyelim bence, klasik bir kitap olur gibi düşünüyorum... Muah öptüm sizlerii💐😌🤧💅🏻👌🏻
