4 sene önce, 2022 (Monaco)
Monaco her zamanki gibi sıcak ve kalabalık idi. Grand Prix haftası ve her yer dolu idi. Sponsorluk, etkinlikler, fanlar.. Daphne Bennet ise sevgilisi için Ferrari paddockunda idi. Yanında yakın arkadaşı Mia vardı. Elinde telefonu, bir yandan sosyal medyayı kontrol ediyordu. Bu haftasonun güzel geçmesini istiyordu çünkü Austin yarışta ne zaman pole çıksa mutlu oluyordu ve keyifli. Daphne ise sevgilisi ne kadar mutlu ise o da mutlu oluyordu. Gerçi son zamanlarda aralarında biraz mesafe vardı, garipti Daphne için.. Fakat bunu hayatlarındaki değişikliğe yoruyordu.
Daphne yaklaşık 1 sene önce annesini kanserden dolayı kaybetmişti.. Daha yeni yeni toparlanıyordu. Bu dönemde arkadaşları ve sevgilisi ona çok yardımcı olmuştu fakat Austin 1 aydır daha farklı idi.. Belki Ferrari gibi iyi takıma sezon başı geçmesinin stresi diye düşünüyordu Daphne..
"Prenses, hayırdır gene nereye daldın"
Bu ses en yakın arkadaşı ve sevgilisinin kardeşi Arthur'un sesi idi.
"Arthur! Nerede idin? Hem nereden anladın bir şeyler düşündüğümü.."
Genç çocuk güldü.
"10 dakikadır aynı gönderiye bakıyorsun, ha gönderi güzel desem tamam da.. bir fan sayfasının abimin resmi yani her gün gördüğün adam. Hem ben diğer paddockları gezdim. Ferrari sıkıcı.."
"Bana bak, sen İtalya'ya gidince bir zeki oldun.. Hem bunu abinin yanında söyleme, zaten çocuk stresli."
"Abim zaten duysa ne duymasa ne? Zaten hep stresli."
"Normal değil mi?"
Arthur sadece omuz silkmekle kalmıştı ve Daphne'nin yanına oturdu. Daphne ile Arthur doğduklarından beri arkadaştı. Yan evlerde büyümüş, aynı okul, aynı sınıfa gitmişlerdi. Okulda cezaya beraber kalmışlardı. Tek fark Arthur liseden sonra babasının teknoloji şirketi için İtalya'ya okumaya gidene kadar.. Abisi ile Arthur arasında 13 ay yaş farkı vardı. İkisi beraber kartinge başlamıştı fakat Arthur sevmemişti ve bırakmıştı. Bunun sonucu olarakta şirket işi ona düşmüştü fakat Arthur bunu isteksiz olarak yapmıyordu. Evet, rahat ve eğlenceli biri ama bu halini, bu güzel hayatı ona sunan ailesine her zaman minnettardı. Monako'da yaşarken hayatları belirli standartta çevrili idi fakat İtalya'ya gidince yaşamak için canından başından mücadele eden insanlara rastlamıştı.
Daphne de ise durum farklı idi. Liseden sonrası annesinin hastalığı nüksetmişti, hem sevgilisine destek için üniversiteye gitmek yerine burada kalmıştı. Kararından pişman değildi. Babası da her zaman arkasında idi. Daphne'nin babası FIA'da başkan idi, babası tarafından İngiliz idi fakat Monakoda doğmuş, burada büyümüştü. Annesi Monakolu idi. Arthur, Austin ile aynı liseye gitmişlerdi. Tek fark Austin onlardan bir sınıf üstte idi. Aslında hep beraber büyümüşlerdi fakat Daphne 14 yaşından sonra Austin'e karşı farklı duygularının olduğunu farketmişti. Onu görünce heyecanlanıyordu, kızarıyordu.. Bunu farkeden kişi ise lisede tanıştığı Mia idi.. ve evet Mia haklı idi. Zaten bu platoniklik kısa sürdü ve 16 yaşında iken Austin'den çıkma teklifi almıştı. O zamandan beri hep beraberler idi. Daphne mutlu idi.
Yanına gelen Mia ile ona baktı.
"Neredeydin?"
"Çişe gittim."
Daphne buna karşı gülmüştü.. Arkadaşı bazen açık sözlü oluyordu...
"Bir çiş 35 dakika sürmez herhalde."
Bunu söyleyen Arthur idi..
"Arthur! Biz kızların başka ihtiyacı da oluyor tuvalette!"
Mia ile Arthur yine söz dalaşına girmişlerdi... Liseden beri hep aynı idiler.. Bu ikilinin arasında hep bir gerilim vardı. Hep ama hep... Arthur Mia'yı çok sevmiyordu.. Daphne bunu bazen garipsiyordu çünkü Arthur genelde herkesi sever idi..
"Arkadaşlar sakin mi olsanız? Hem birazdan yarış başlayacak.."
Daphne sözünü bitirir bitirmez yanlarına sevgilisi gelmişti.
"Ooo pilot bey sonunda gelebilmişti. Ben sandım ki yarış sonunda gelir."
Austin kardeşine göz devirmişti.
"Arthur, yarış öncesi arabayı kontrol ettim hem sevgilim burada söylenmeyip, uslu uslu beni beklerken sana ne oluyor?"
Sevgilisine göz kırpmıştı ve Daphne'nin dudaklarına öpücük bıraktı.
"Şans öpücüğümü aldım.. Yarış sonrası yanınıza gelirim."
Daphne sevgilisine bakmıştı ve sonrasında gitmesi ile arkasında bakmıştı. Arthur ise söyleniyordu.
"Bana ne mi oluyor? Formation lapleri bu yüzden var. Gelip bizimle otursa ne olacak sanki"
Yarış başlamıştı ve herkes paddocktaki ekrana kilitlenmişti. Austin şu anlık üçüncü gidiyordu. Mia çok ilgilenmeyip, telefonuna bakarken. Daphne ile Arthur ekrana kilitlenmişlerdi. Bir yandan tartışıyorlardı bir yandan sohbet ediyorlardı.
"Daff sana dedim bu Ethan Cole manyak bir pilot. Birde çok soğukkanlı, adam yarıştan sonra kısa cümle kurup, işin gidiyor."
Daphne, dirseğini Arthur'un karnına geçirmişti. "Sus" anlamında. İyi pilot olabilirdi fakat Ferrari garajında, Mercedes pilotunu övmenin sırası değildi.
Daphne Ethan'ı uzaktan tanıyordu. Austin ile aynı dönem idiler. Hatta yanlış hatırlamıyorsa F2 döneminde yakın arkadaşlar idi. Fakat yaklaşık 1.5 senedir araları bozuk gibi idi. Bunu sadece Daphne farketmemişti. Sosyal medya hesaplarında bunun hakkında binlerce teori vardı. Hatta bazıları sebebi Daphne olduğunu söylüyordu. Daphne ise buna sadece gülüyordu. Öyle biri olsa Austin'in gridte hiç arkadaşı olmazdı. Ethan'ı kibirli buluyordu. Uzun zamandır şampiyonluk için favori isimlerden biri. Belki güç zehirlenmesi yaşıyordu. Hiç karşılıklı olarak birbirlerini görmemişlerdi, yani ikiside birbirini tanıyor lakin en yakın birbirlerini 50 metre ileriden görmüşlerdir.
Tur sayısı 60a yaklaşırken beklenmedik bir şey oldu. Herkes endişe ile ayağa kalktı buna ekrana bakmayıp, telefonla ilgilenen Mia da dahil. Austin kaza yapmıştı. Daphne telaşla ekrana baktı. Austin'in iyiyim sesini duyunca rahatlamıştı.
Austin, bariyere çarpınca sinirle çıkmıştı ve kaskını kafasından çıkartıp, gelen güvenlik moturunun arkasına binmişti. Ferrari paddockuna girince Daphne koşa koşa ona sarılmıştı. Fakat Daphne'yi itmişti.
"Şimdi değil, Daff."
Sinirle arka tarafa, mühendislerin olduğu bölgeye gitmişti. Daphne şaşkınca ona bakmıştı. Dili tutulmuştu. Normalde böyle yapmazdı.. Duyduğu tek şey Arthur'un sesi idi..
"Yuh, hayvan! İnsan sevgilisine böyle davranmaz."
"Boşver, Arthur o da haklı.. Biliyorsun bu sene şampiyonluk istiyor."
Arthur sadece yüzünde 'sen ciddi misin' bakışı ile arkadaşına bakıyordu.
Yarış bitmişti. Austin kazadan sonra kimseye görünmeden gitmişti. Daphne'ye sadece 'evde görüşürüz' tarzı mesaj atmıştı. Daphne'nin morali bozulmuştu. Belli etmek istemiyordu. Arthur ise Austin'in gidişine laf etmişti fakat okuldan gelen telefonla istemeye de olsa paddocktan çıkmıştı. Mia ise staj için görüştüğü sanat galerisi onu çağırdığını söyleyip, Austin'den 10 dakika sonra çıkmıştı.
Daphne ise tek kalmıştı.. Ferrari paddockunda kalmanın anlamı olmayınca. Paddocktan çıkıp, babasının yanına gitmişti.
"Daff? Ne oldu kızım?"
"Bir şey yok baba, Arthur ile Mia'nın işi çıktı. Ben de tek kaldım geldim. Ha sormadan söyleyeyim. Austin sinirli idi. Kimseye görünmeden çıktı."
Babası bir şey diyecek gibi oldu lakin sonra sustu. Sadece anladım anlamında kafasını sallamıştı.
Yarış bitince, ortalık cümbüş alanına dönmüştü. Ethan Cole birinci olmuştu. Ethan ve Mercedes fanları sevinirken, etraftaki ses artmıştı. Ferrarinin diğer pilotu ise 4.olmuştu. Ferrari fanları bir nebze mutlu idi. En azından, takıma puan gelmişti. Austin'in kazası herkes için şaşkınlık olmuştu. Fakat kimse Daphne kadar üzülmemişti... Sevgilisini teselli etmek istemişti fakat olmamıştı. Eskiden.. eskiden diye düşündü Daphne, F2 zamanlarında bile Austin ufak kazada teselliyi Daphne'nin kollarında arıyordu. Bu kadar hızlı ayrılması da şaşırtıcı idi aslında.. Formula 1 bu kaza olması normal.. Tamam, olmaması daha iyi fakat Austin'in bu seneki ilk kazası. Daphne'nin zihni bu düşünceler ile boğuşuyordu..
Babasının sesi ile iç sesinden kurtulmuştu. Monako kralı Ethan'a ödülünü verecekti. Babası da orada olacaktı ve Daphneyi de çağırıyordu. Tek kalmamak adına babasının peşinden gitti.
Ethan Cole bu sene şanslı bir senede idi. Üst üste gelen birincilikler şampiyon olma ihtimalini arttırıyordu. Ethan'ın -her pilot gibi- en büyük hayali neticede bu idi. Yarış sonları diğer podyum pozisyonu alan pilotlarla içeride oturken, Austin'in kazasını izlemişti. Araba kötü çarpmıştı.. fakat iyi olması en önemli şey idi. İyi olacaktı ki kıran kırana mücadele olacaktı.
F2 zamanları iyi arkadaşlardı. Austin bazen ilişkisini anlatırdı. Daphne'yi yakından hiç görmemişti. Sosyal medyası da olmayan biri idi. Uzaktan birkaç kere görmüştü fakat Austin'in çevresinde 2 kız 1 erkek vardı hep. Kızlar birbirlerine benziyor gibiydi. Eve gidincede tüm gün simülatör ve ardından kalan günlerde ise antreman yapıyordu.
Podyuma çıktıktan sonra kralın ona takdim ettiği ödül ile krala karşı hafifçe eğilmişti. Ödülü alırken FIA başkanının yanındaki kızı görünce orada kalmıştı. Bir an için Ethan da garip bir duygu oluşmuştu. Kahverengi dalgalı saçlı, orta boy uzunluğunda buğday tenli kız.. Başkanla el sıkıştıktan sonra kızın ela gözleri ile bir saniyede olsa göz göze gelmişti. O bir saniye... Ethan hayatı boyunca hep hızlı olmak için yaşamıştı. Saniye değil, salise işle yaşayan biri idi. Ama o gözlerle göz göze gelince hayatın durmasını ve ömür boyu ona bakmak istemişti. Kızı daha önce görmüştü diye hatırlıyordu.. Belkide Austin'in kız arkadaşının yanındaki kız idi.. Bildiği tek şey, ilk defa farklı bir şey hissetmişti.
Bu hayali başkanın 'kızım Daphne' demesi ile yere çakılmıştı. Austin'in sevgilisi olduğunu anlamıştı. Kız sadece hafifce başını sallamıştı. Ethan ilk defa birini kıskanmıştı, o kişi ise bir aralar yakın olduğu arkadaşı Austin idi.. İçinden kendine kızmıştı, birinin sevgilisine karşı ilgisi olduğu için. Fakat kendini durduramıyordu. Kupa merasimi devam ederken yanındakiler ona şampanya fırlatırken, gözleri ile aşağıda olan Daphne de idi. Kızın yanına Austin'in kardeşi gelmişti. Arthur'u tanıyordu, yani tanımamak imkansız bir şey çünkü paddocka gelip 'selam şimsek Mcqueen demişti.' İlk başta Arthur'a böbrek bön bakmıştı ve böyle bir şeyi neden dediğini sorunca 'hem amerikalısın hem de hızlısın demişti' sonra ise kendini tanıtmıştı. Duyduğuna göre normal hali böyle biri imiş. Fakat konusu bu değildi çünkü Daphne'nin gülüşünü görmüştü. Yani aşağıda çoğu insan gülüyordu fakat Ethan kutsalı olan her şey üzerine yemin ederdi ki. hayatında gördüğü en güzel gülümseme idi. Gülünce de kısılan gözleri de cabası idi.
Seremoni bitince aşağıya inmişti. Daphne'yi biraz daha görmek istemişti. Biliyordu, yanlış idi ama kendini durduramıyordu. Elinde olsa ömür boyu görmek isterdi.. Pekala diye geçirdi bu biraz takıntılı bir cümle oldu. Fakat asıl hissi takıntı ile uzaktan alakası yoktu. Çaresiz idi. Hayatında ilk defa bir yarışta mağlup başlamıştı ve bu yarışın sonunda aşk olduğunun farkında idi.
Ethan aşka inanıyordu. Daha önce sevgilileri oldu fakat bu duygu yeni idi. Sevgi, hoşlandı ve aşkın farkını biliyordu. Birinden hoşlanmıştı ve hatta sevmişti. Fakat 25 dakika önceye kadar aşık oldun mu sorusuna hayır diyecek biri idi. Fakat şu an evet diyecek hale gelmişti. Hızlı idi evet ama zaten Ethan hızlı biri idi.. Ama bu özelliği en önemli zamanda işe yarayamacaktı. Yavaş olsa bile bir sonuç çıkmayacaktı, 6 sene ilişkisi olan biri bu saatten sonra ciddi düşünürler diye geçirdi.
Fakat bilmiyordu ki hayatın değişeceğini ve bir zamanlar imkansız bulduğu şeyin artık o kadar imkansız olmayacağını..
Evet, ilk bölümümüz bu kadar.. Aslında daha uzun yazacaktım geçmişi fakat tahminimce 1-2 bölüm daha 2022 senesinden bahsedeceğim. Bu hafta içinde 2022 senesini bitirim. Şimdiden okuduğunuz için teşekkür ederim.