İçeriğe geç

O Geceyi Hatırlamıyorum

Bölüm 1 · 2 dk okuma

O Geceyi Hatırlamıyorum

Bölüm 1

Bölüm 1 — 23.47

Saat 03.16.

Gözlerimi açtığımda tavandaki beyaz ışık gözlerimi yaktı.

Nerede olduğumu anlamam birkaç saniye sürdü.

Beyaz duvarlar.

Keskin bir hastane kokusu.

Kolumda serum.

Ve başımın içinde dayanılmaz bir ağrı.

“Uyandı!”

Bir kadın sesi duydum.

Hemşire yanıma yaklaşırken gözlerimi tekrar kapattım.

“Beni duyuyor musun?”

Dudaklarımı zorla araladım.

“Ben… neredeyim?”

“Hastanedesin.”

“Hastane?”

Sonra bir şey hatırlamaya çalıştım.

Arkadaşlarım…

Müzik…

Kalabalık…

Bir araba…

Sonra…

Hiçbir şey.

“Ne oldu bana?”

Hemşire cevap vermeden önce doktor içeri girdi.

“Bir kaza geçirmişsin.”

“Kaza mı?”

“Evet.”

“Ne zaman?”

Doktor saate baktı.

“Yaklaşık altı saat önce.”

Altı saat.

Kaşlarımı çattım.

“Ben ne yapıyordum?”

Doktor kısa bir sessizlikten sonra,

“Bunu hatırlamıyor musun?” diye sordu.

Başımı salladım.

“Hayır.”

Doktor anneme baktı.

Annem yatağımın yanında oturuyordu. Gözleri şişmişti.

“Son hatırladığın şey ne?” diye sordu.

Gözlerimi kapattım.

Zihnimde bulanık görüntüler belirdi.

Bir parti.

Kırmızı ışıklar.

Yüksek müzik.

Arkadaşım Defne’nin gülüşü.

Telefonumun ekranı…

23.47

Sonra bir mesaj.

Ama mesajın ne yazdığını hatırlayamıyordum.

Sadece gönderen kişinin adını hatırlıyordum.

Ege.

Gözlerimi açtım.

“Ege…”

Annemin yüzündeki ifade bir anda değişti.

“Ne dedin?”

“Ege dedim.”

Annem ayağa kalktı.

“Onun adını bir daha söyleme.”

Şaşkınlıkla ona baktım.

“Anne?”

“Onu tanımıyorsun.”

“Tanıyorum.”

“Hayır.”

Sesi ilk kez bu kadar sert çıkmıştı.

“Ege’yi tanımıyorsun.”

Tam o sırada telefonumu istedim.

Annem vermek istemedi.

Ama telefonum komodinin üzerindeydi.

Elimi uzatıp aldım.

Ekranı açtığımda onlarca cevapsız arama vardı.

Defne.

Annem.

Bilinmeyen numaralar.

Ve en üstte…

Ege.

Bir mesaj.

Mesajın gönderilme saati:

23.47

Titreyen parmağımla açtım.

Mesaj sadece dört kelimeydi.

“Sakın eve dönme, Mina.”

Kalbim hızlandı.

Başka bir mesaj daha vardı.

Bu kez saat 23.51.

“Bana güven.”

Kaşlarımı çattım.

Bir şeyler kesinlikle yanlıştı.

“Anne…”

Annem cevap vermedi.

Telefonumdan fotoğraflara girdim.

Son çekilen fotoğraf saat 23.46’da çekilmişti.

Fotoğrafa baktığım anda nefesim kesildi.

Kalabalık bir partinin ortasındaydım.

Yanımda bir erkek duruyordu.

Siyah gömlekli.

Koyu saçlı.

Bakışları doğrudan kameraya dönüktü.

Ege.

Ama asıl korkunç olan fotoğraf değildi.

Fotoğrafın hemen ardından telefonumda kaydedilmiş bir video vardı.

Videoyu açtım.

Ekranda yine ben vardım.

Ama yüzümde garip bir ifade vardı.

Ağlıyordum.

Arkamda Ege duruyordu.

Ve kameraya doğru eğilip fısıldıyordum:

“Eğer bunu izliyorsam…”

Videodaki ben birkaç saniye sustu.

Sonra Ege’ye baktı.

Ve söylediğim şey kanımı dondurdu.

“Ege’ye sakın güvenme.”

Video bitti.

Odaya ağır bir sessizlik çöktü.

Annem telefonu elimden almaya çalıştı.

“Bunu görmemen gerekiyordu.”

“Anne…”

Boğazım düğümlendi.

“Ben o gece ne yaptım?”

Annem cevap vermedi.

Tam o sırada kapının dışından bir erkek sesi geldi.

Sakin.

Soğuk.

Ama tuhaf bir şekilde tanıdık.

“Bunu ona anlatmayacaktın.”

Annem donup kaldı.

Kapı açıldı.

Ege içeri girdi.

Göz göze geldiğimiz anda kalbim hızla çarpmaya başladı.

Onu ilk kez görüyormuşum gibi hissettim.

Ama içimde bir yer…

Onu çok iyi tanıyordu.

Ege bana baktı.

Sonra telefonumdaki videoyu gördü.

Yüzündeki bütün ifade değişti.

Yavaşça yanıma yaklaştı.

“Videoyu izledin.”

“Evet.”

“Her şeyi hatırlamıyorsun, değil mi?”

Başımı salladım.

Ege birkaç saniye sustu.

Sonra eğilip kulağıma fısıldadı:

“İyi.”

Geri çekildi.

“Çünkü hatırlarsan…”

Gözlerimin içine baktı.

“Benden nefret edeceksin.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.