Bazen sessizlik,en yüksek çığlık olur.Ve o sabah,her şey suskundu.
Birkaç dakika öylece durdum.Bazen bir şeyleri idrak etmem zaman alabiliyordu.Az önce gördüklerim gerçek miydi? yoksa hepsi beynimin bana oynadığı bir oyun muydu? iğrenç olsa da o şeye dokunup her şeyin gerçekliğini kendi kafamda doğruladım.Ve yavaşça geri çekildim sanki o yerde ki şey ürkek bir hayvan ve ben onu korkutup kaçırmak istemiyormuş gibiydim.Hemen sonra acil yardım merkezini aramak için telefon rehberine girdim.Ama gözüm son aramalarda ki arkadaşım Mert'in numarasına kaydı.Biraz duraksadım ve düşündüm.Kimi aramalıydım?
Yanlış seçim olduğunu bile bile Mert'i aradım.O ve ben böyle şeyleri çok severdik ve bu fırsatı kaçırmak istemedim.
-"Hey Mert! Naber?"
-"İyi kanka da bu saatte aramanın sebebini öğrenebilir miyim?"
-"Az önce gördüğüm şeye inanamayacaksın oğlum."
-"Ne? ne gördün?"
-"Telefonda söyleyemem hemen buraya gelmen gerek."
-"Nerdesin?"
-"Ormanda ki büyük çınarın yanındayım."
Hemen sonra telefon kapandı ve ortam sessizleşti.Doğruyu söylemek gerekirse biraz tırsmıştım.Böyle durumlarda müzik açar ve kendimi güvende hissetmeye çalışırdım ama bu sefer o bile işe yaramıyordu.Neyse ki çok geçmeden Mert gelmişti.Ama görünen o ki tek değildi.Bizim dörtlü grubumuzdan Afra ve Açelya'da buradaydı.
"ooo kimleri görüyorum?Süslü Afrodit de gelmiş.Mert bunu buraya getirmeye nasıl ikna ettin?"Hem isim benzerliğinden hem de görüşünden ve aşka olan inancından dolayı Afra'ya bu ismi takmıştık.
"İnan bana onu buraya getirmek hiç kolay olmadı kanka."dedi Mert.
"Sen sussana Aras. " Bu kızı pek sevdiğim söylenemez fakat Mert ve Açelya için bir şekilde katlanıyordum.
"Tamam,didişmeniz bittiyse buraya gelmemizin sebebini öğrenebilir miyim artık? " Bu konuşanda grubumuzun meraklı,cesur ve zeki kızı,Açelya.
Onlara yeri işaret ettim fakat anlamaz gözlerle bana baktılar.Telefonumun flaşını açarak eğildim ve tekrar gösterdim.Bir anda yüz ifadeleri değişti.Dehşete düşmüş gibilerdi.
"Hey o kadar da korkacak bir şey yok"dedim.Ardından süslü,"O şey de ne?"dedi iğrenerek.Mert bir anda hazine bulmuş gibi heyecanla yeri eşelemeye başladı.Biraz çabaladıktan sonra bize döndü ve "öyle bakacağınıza yardım etseniz diyorum" dedi.Birkaç saniye sessizlik oldu ve sonra Açelya eline yerden bulduğu kısa bir ağaç dalı alıp Mert'e katıldı."Tamam ama bu iş böyle olmaz" dedim.Biraz duraksadılar ve bana döndüler."Başka bir alternatif fikrin varsa söylede yapalım"dedi Açelya.Tanrım bu kız bazen gerçekten çok sinir bozucu oluyor."Var"dedim. "Bizim garajda bir kürek ve birkaç çapa olacaktı onu alıp gelelim" bu fikrimin ardından hepsi onaylar şekilde başını salladı.Ardından hemen yola koyulduk.Onlar geldikleri yönü bildikleri için kolayca ormandan çıkabildik.Evim ormana yakın olduğu için çok geçmeden eve vardık.Tam garaj kapısına doğru ilerliyorduk ki karanlık sokağın ortasında yüzü belli olmayan evsiz giyinimli bir kişi öylece duruyordu.Sanki bir slüet gibiydi."O salak ne yapıyor orda?"dedi Afra.Doğrusu biraz korkutucuydu.Pek umursamdan tekrar garaj kapısına yöneldik.Ben tam kapıyı açarken o aniden üzerimize koşmaya başladı.Paniğe kapıldım."Hadi Aras hızlı ol!"diye bağırdı Mert.Telaşla,"Elimden geleni yapıyorum"dedim.Şu lanet kapı bir türlü açılmıyordu ve o garip şey giderek bize yaklaşıyordu.Ben açmaya uğraşırken Mert aniden kapı kilidine bir kurşun sıktı ve kapı sonunda açılmıştı.Ama benim aklımda tek bir soru vardı,Mert o silahı nerden bulmuştu?
Hepimiz koşar adımlarla içeri doluştuk ve hızla içeriden kapıyı kapattım.Biraz sakinleştikten sonra hepimiz soran gözlerle Mert'e baktık.Mert,ona baktığımızı anlayınca "Hey,öyle bakmayın,her ihtimale karşı babamı silahını alayım dedim.Ve bakın işe yaradı" dedi gururla.Ardından "O şeyi bana doğrultmayı kes.Senin salaklığın yüzüne ölmek istemiyorum" dedi Afra.Mert panikleyip silahı hemen arkasına,yerine koydu."Umarım silah sesini kimse duymamıştır"dedim."O kadar da ses çıkmadı hem bu saatte herkes uyuyordur kimse duymamıştır"dedi Açelya.Ardından Afra hemen söze girdi"Ama o vahşi kılıklı şey uyumuyordu" doğru ya onu unutmuştuk.Hızla kapıya yöneldim ve içimde bir korkuyla kapıdaki küçük camdan etrafa baktım.Görünürde kimse yoktu.Ardından sevinçle onlara dönüp,"Çocuklar iyi haber dışarıda kimse yok" dedim.Herkes sonunda rahat bir nefes almıştı.
Zaman kaybetmeden bahçe işlerinde kullanılanları koyduğumuz dolaba yöneldim.Tahmin ettiğim gibi içinde sadece bir kürek ve dört çapa vardı.Küreği ben alıp,onlara birer çapa uzattım.Ve onlara dönüp,"Hepimiz tamamsak gidelim" dedim.Sonra Mert kısık bir sesle,"Sanırım lavaboya gitmem gerek" dedi.Bu zamansız istekten sonra kınayan gözlerle üçümüz,"Şimdi mi?" dedik."Ne var bunda? yaşadığımız onca atraksiyondan sonra normal bir şey değil mi?" dedi Mert."Of Mert bazen çok çekilmez oluyorsun.Gel götüreyim"dedim.Ve garajdan eve açılan kapıya yöneldik.İçeriye girdikten sonra kısık sesle "annemler büyük ihtimalle uyuyordur sessiz ol"dedim.Başıyla beni onayladı ve üst katta ki lavaboya çıktık.
Yaklaşık beş dakika kapıda Mert'i bekledikten sonra nihayet çıkabilmişti.Biraz önce olduğu gibi sessiz adımlarla tekrar garaja indik.Sonra onlara dönüp,"Tamam,başka kimsenin bir isteği yoksa gidelim"dedim.Herkes hayır dercesine kafasını salladı ve garajdan çıktık.Etrafı hızlıca kolaçan ettim.Görünürde neyse ki kimse yoktu.Hepimiz koşar adımlarla tekrar ormana doğru gittik.
Korkak adımlarla biraz yürüdükten sonra tekrar aynı yere geldik."Bunu yapmak istediğinize emin misiniz? polisleri aramak için hala geç değil"dedi Afra."Önce bir kazalım orasını sonra düşünürüz"dedim.Diğerleri beni onaylar şekilde bakıyordu."Siz bilirsiniz ama ben hiçbir şeye elimi sürmem" dedi ve birkaç adım geri çekildi."Tamam süslü sen orda bizi izle"dedim öfkeli bir şekilde.Bu kızın neden hala aramızda olduğunu sorguluyordum sürekli.Sonra vakit kaybetmeden kazmaya başladık.
Birkaç dakika sonra ceset yavaş yavaş görünmeye başlamıştı.Burdan sonrasını zarar vermemek için elimizle yapmaya karar verdik.Biraz eşeledikten sonra yüzü sonunda gözüküyordu fakat bu yüz hiçbirimizin beklemediği bir yüzdü.Dehşet içinde aniden ayağa kalkıp geri çekildik.Birkaç gündür bekliyor olacak ki korkutucu bir hal almıştı bu yüz...
Bu yüzün sahibi bir haftadır eve gelmeyen ağabeyim Alaz'a aitti.