İçeriğe geç

O BİR ZORBA

Bölüm 10 · 6 dk okuma

O BİR ZORBA

Bölüm 10

Ep.10 : Çete ☠️

Çırağan Koleji sıradan bir kolej değildi.

Okulun iki düşman çetesi vardı.

İki düşman lider.

Kara ve Korkmaz.

Kaan KARA ve Uraz KORKMAZ...

Bir de başları vardı.

En tepede olan kişi. Her şeyi ve herkesi yöneten.

Alp GÜVEN

Okulun sahibi Sadri Güven'in oğlu.

Bir şeyi yapmadan önce mutlaka ondan izin almalıydınız.

Aksi takdirde canınız yanardı.

Çırağan Koleji dışardan görüldüğü kadar masum değildi.

Hem de hiç...

Uraz Korkmaz , sadece babasının şımarık oğlu değildi. O aynı zamanda kafes dövüşleri yapıyordu. Alp ile tanıştıktan sonra bulaşmıştı bu işe. Ama iyi de geliyordu. Öfkesini , nefretini ne varsa bu dövüşler sayesinde dizginleyebiliyordu. Yeraltına hiç birebir temas etmemişti. Etmeyi de düşünmüyordu zaten. Kalbinde onca nefrete rağmen yine de orada bir yerlerde beyaz bir nokta olduğunu hissediyordu Uraz. Annesi için iyi bir adam olacaktı.

Alp , 3 sene üst üste sınıfta kaldığı için şuanda 21 yaşındaydı. Okul babasının olduğu için dersleri pek takmaz , genelde asardı. Yeraltında kendine bir nam salmıştı. Genç olmasına rağmen şimdiden bir çok isim önünde saygıyla eğilmeye başlamıştı bile. Karanlığın verdiği bu gücü seviyordu.

Lisenin asayişinden de Kaan ve Uraz sorumluydu. Birbirinden haz etmeyen ikili kısa sürede Alp'in dikkatini çekmiş ve kaostan beslenen birisi olduğu için çokça hoşuna gitmişti. Onların nefretini ve düşmanlığını keyifle izliyordu. Sanki onları birbirine düşüren ta kendisi değilmiş gibi..

Kaan Kara , o bu kadar karanlıkta kalmayı sevmezdi. Daha eğlenceli ve tehlike riski düşük görevler tam ona göreydi. Uraz kadar gözü kara değildi Kaan'ın. Bu yüzden Alp her zaman Uraz'ı daha çok severdi. Kaan genelde Alp'in gece kulüplerinde ya da yarışlarda takılır onların düzeniyle ilgilenirdi.

Ve okul çevresi bu üç adamın etrafında şekillendirdi. Uraz'ın tayfası , Kaan'ın tayfası ve Alp.

Her hafta bu iki gruba da Alp tarafından görevler verilirdi. Ve hafta sonunda kazanan taraf ayrıcalık kazanırdı. İlk başta pek önemsenmese de daha sonra ayrıcalıklı olmak iki tarafın da hoşuna gitmişti. Bu yüzden birbirleriyle rekabet etmeyi hiç bırakmıyorlardı.

Ne yazık ki , Uraz'ın yeni eğlencesi yüzünden biraz dikkati dağılmıştı.

~

Annemin yüzünden bir kez daha istemediğim şeyler yapmak zorunda kalıyordum.

" Tamam" dedim güçsüzce. Çünkü başka şansım yoktu.

Zaten benim hiçbir zaman şansım olmadı ki!

Sırıtarak bana döndü. ' Kazandım ' dercesine.

Ellerini elime geçirdi.

" Bundan sonra bu eller hep burada duracak , anlaştık mı?"

Susmak istedim ama susarsam canımı yakardı.

" Senden nefret ediyorum." dedim.

" Seni seviyorum" dedi gülerek.

Umarım geberirsin Uraz!!

" Derse gidelim mi artık?"

" Gidelim."

Sınıfa çıktık.

Hocadan saniyeler önce gelmiştik.

Ders gayet verimli geçti.

Yine not almıştım bir sürü.

Ve en sonunda dersin bitimini haber veren zil de çalmıştı.

Uraz beni de her zamanki gibi kendisiyle birlikte sürükleyerek sınıftan çıkardı.

" Artık arka bahçeye girmen yasak."

" Niye?"

" Çünkü çetedesin ve bizim bölgemiz ön bahçe."

" Bölge mi?"

" Bak sana kısaca anlatacağım. Bugün gördüğün dingil yani Kara. Ben ve o iki düşmanız. Okulda bize bazı görevler veriliyor ve bu doğrultuda ayrıcalık kazanıyoruz. Seninle uğraşacağım diye işimizi zamanında yapamadım ve bu yüzden bölgem elimden alındı."

" Peki başka nereler yasak?"

" Ne yapacaksın öğrenip?"

" Bilerek oralarda takılacağım."

" O biraz sıkar. Hele de biz sürekli dip dibeyken."

" Ben belki Kara'nın çetede olmak istiyordum , bana niye sorulmuyor bu?"

" Sen benimsin anladın mı? Bunu o aptal kafana sok. Benden başka hiçbir yerde olamazsın."

" Ben kimsenin değilim , babasının oğlu! "

" Göreceğiz annesinin kızı..göreceğiz.."

Uraz'ı arkamda bırakıp gitmek istedim ama tabiki de yine ve yine izin vermedi.

O sırada bize doğru gelen dörtlü erkek grubuna kaşlarımı çatarak baktım.

" Bu elemanlar da senin çeteden mi?"

" Evet."

" Yani onlarla konuşabilirim."

" Konuşamazsın."

" Neden?"

" Benim dışımda hiçbir erkekle konuşamazsın , Leyla!"

Onu hem kışkırtmak hem de cidden merak ettiğim için:

" Sen beni kıskanıyor musun?" diye sordum.

" Ne alaka şimdi?"

" Yok erkeklerle konuşma. Yok bu eteğin boyu ne demeler. Karaya kız benim demeler falan. Sen hayırdır babasının oğlu? Son kez soruyorum bak , aşık mı oldun bana?"

" Rüyanda belki."

" Tabi canım tabi tabi.." güldüm.

" Ama.. boşuna heveslenme bebeğim çünkü sen platoniksin. Benim sana karşı hissettiğim ve geri kalan hayatımda da hissedebileceğim tek şey nefret olacak."

Sırıttı.

" O kadar da emin olma bebeğim ya. Bir gün gelir , bir bakmışsın Uraz diye ölüyorsun. Kapımda köpek olmuşsun."

" İkinci tekilleri birinci tekil yaparsak ve bir de Uraz kısmını Leyla olarak değiştirirsek o günün gelmesi pek de uzak değil. Benden söylemesi."

Uraz'ın bir süre beyni yetmedi.

Nasıl yetsin ki? Onda beyin mi var?

Bu düşünceme deli gibi güldüm içimden.

Sonra da yanımıza çete geldi.

" Selam:)"

" Ben artık gideyim."

Tam hareketlenmiştim ki benim bey bırakmadı.

" Ya bıraksana artık. Tamam sevgilinim. Tamam senden başka erkekle değil konuşmak , bakışmak bile yok. Tamam söz."

Sırıttı.

Tatmin olmuş bir ifadeyle çetesine döndü.

" Yengenizi nasıl dize getirdim ama?" dedi sorarcasına.

Çocuklara döndüm.

Acılı bir ses tonuyla:

" Köpek gibi yalvardı , sevgilim ol , benden başkasına bakma diye " dedim.

Daha sonra da arkamdan gelen kahkaha ve Urazın adımı böğürme seslerini duymazdan gelerek okulun içine girdim.

Uraz derse gelmedi.

Kurcalamadım. Canıma minnet.

Dersin bitiş ziliyle yerimden kalktım.

Öğlen arasına son teneffüs.

" Leyla!" dedi tanımadığım bir kız.

" Tanıyamadım?" dedim sorarcasına.

" Aa..şey İzel ben. Uraz seni çağırıyor da."

" Tamam , sağol. Nerede o?"

" Kantin."

Hafifçe bir baş selamı vererek kızın yanından ayrıldım.

Kantine indiğimde toplu arkadaş grubuyla - çetesiyle - yine dünkü masada oturuyordu.

" Selam" dedim onlara yaklaşırken.

" Selam " dedi Efe. " Resmi olarak tanışmadık , ben Efe." Eliyle diğerlerini gösterdi.

" Bunlar da ; Kerem , Caner , Sinan."

Hepsiyle ayak üstü merabalaşıp tanıştım.

" Şimdi bana şu Kara'dan kim bahsetmek ister?"

O zamana kadar suskun olan Uraz havlarcasına çemkirdi.

" Sanane Kara'dan?"

" Ay tamam be sormadık bir şey. Havlama hemen!"

" Leyla!"

" Uraz!"

" Bak şansını zorlama. "

" Zorlarsam?"

" Zorlarsan ne?"

" Zorlarsam ne olur , babasının oğlu?"

" Bu olur " dedi ve ben daha hiçbir şey dememişken eline ne ara aldığını bile bilmediğim kediyi yüzüme yaklaştırmaya başladı.

Tabiki de hemen kaçtım.

" Uraz! Sakın yapma bak sakın!"

Sırıttı.

" Ne o , annesinin kızı korktun mu?"

Korkmak da laf mı? Titriyorum lan!

" Tamam , birdaha asilik falan yapmayacağım. Yeter ki gelme üzerime."

" Söz mü" dedi.

Söz vermek istemiyordum. Onun istediği hiçbir şeyi yapmak zorunda değilim.

" Sanane ya? Sanane. Ben istediğim şeyi yaparım. Sen kimsin de karışıyorsun bana?"

Birden tüm kantini inletecek şekilde bağırdı.

" SEVGİLİNİM KIZIM BEN. SEVGİLİ!"

" Vaaaay " dedi arkadan alkış tutarak gelen birisi.

Bu oydu , Kara.

" Ne var Kaan? "dedi Uraz. Demek adı Kaan'dı.

" Hâlâ sevgili misiniz diye bakmak istemiştim sadece." dedi.

" Maalesef öyleyiz." dedim.

Sırıttı.

" Seni daha önce hiç görmedim. Yeni kız mısın?"

" Dün ilk günümdü."

Yanımdaki Uraz 'a döndüğümde sinirle bana baktığını gördüm.

Kaan ile konuşmam onu kızdırmıştı.

" Ve bugün de sanırım son günüm."

Bölüm sonu

1 yorum