İçeriğe geç

O'na karşı

Bölüm 1 · 10 dk okuma

O'na karşı

Bölüm 1

BÖLÜM 1

1.BÖLÜM:"OYUNLAR VE

KURALLAR"

"Asi kaldır kıçını da oyna." diyen Çilay'a gözlerimi kısmış bakarken düştüğüm yerden nefes nefese kalmış bir şekilde titreyen ellerimi iki yana koyup destek alarak kalktım.

Alnıma düşen ter parçacıklarını elimin tersiyle sildim. Oynadığım yere geri gelerek orta sahanın birkaç adım gerisinde beklerken topu gözlerim takip ediyordu.

Üstüme terden yapışan şort ve kısa kollu tişört beni aşırı derecede rahatsız ediyordu.

Kolumda ve dizimde olan korumalıklar tenime batıyordu ve iz bırakmış olmalıydı.

Karşı takımın Liberosu yerine geçip manşet atarak topu havalandırdı, top havada süzülürken takım arkadaşı havada topa sert bir smaçla bizim tarafa yolladı. Alnıma gelen sert topun yüzüyle birkaç adım gerileyip ayaklarımın birbirine takılmasına engel olamayıp arkaya düştüm.

Tribün sahası taraftarları arasından gür bir erkek kahkahası sesi salonu doldurdu. Alnımın acısını es geçip tribün sahasına baktığımda daha çok gülen Sarper'i gördüm.

Dağınık ve alnına düşen siyah saçlarını, kemikli ve yüzük dolu elleriyle geri yatırdı. Üstünde siyah kotu ve geri kalan siyah eşyaları ile okul forması giyen çocukların içinde dolanan Azrail'den farksızdı. Uzun ve yapılı bedeni buradan bile tribün koltuğuna zor bela oturduğu görünüyordu.

Kısık koyu renkte ki gözleri üzerimdeydi. Dudakları gözlerimizin kesişmesiyle yukarıya doğru kıvrıldı.

Dudaklarını oynatarak bana havada öpücük atması ile yanaklarım yanmaya başladı.

Pis herif.

"Bana kızma kendi dikkatsizliğin sonucu yere düştün."

Bakışlarım karşı tarafın takım kaptanı olan Çilay'a çevrildi. Sıkıca topladığı kızıl saçlarının uçlarını parmağına dolayarak sinsice parlayan mavi gözleri beni izliyordu.

Yanında duran Delfin kahküllerini düzeltirken gözleri Sarper'in yanında oturan Gencer'deydi.

Aralarında sevgili olan ve en tuhafları onlardı. Delfin, Çilay'ın yanında sessiz biri gibi duruyor olsada, daha önce koridorun ortasında bir erkeğin burnunu kırdığını görmüştüm.

Gencer'in kütüphanede bir çok kere uyuduğunu gördüğüm olmuştu. Dışarıdan uzun ve yapılı biri olarak gözüktüğü için korkutcu duruyordu. Üstüne sert ve soğuk olunca kimse yanına yaklaşmıyordu.

Onunla ilk kez olayım merdivenlerden hızla çıkarken ayağım kaymış ve beni düşmekten kurtarmıştı. Kaslı ve kalın kolunu belime sarıp beni kendine çekmişti ve ayaklarımı yerden kesmişti. Bacaklarım yere değmemesi bir yana aşırı derecede utanmış ve zorla teşekkür ederek ondan kaçmıştım.

Bu olay yüzünden Delfin beni haşat edecek düşüncesi ile onu gördüğüm her yerde kaçmıştım.

Hepsi ayrı bir problemdi.

Zihnimin uyuşması daha yeni yeni yerine gelirken dudaklarım benden bağımsız açılmış cevap vermek için konuşacakken düdüğün çalınmasıyla bizim takım ve karşı takım sahanın sağ tarafına bakışlarımız dönmüştü.

Koçun yardımcısıydı düdüğü çalan kişi; Alden'di. Sinirli olarak sahaya girmesiyle hızlı adımlarla Çilay'ın tam karşısında durdu. "Alıştırma mıydı az önceki oyun yoksa benim bilgi kabiliyetim mi yetersiz bu konuda." Çilay ağırlığını tek ayağının üstüne verip diğer ayağını sinirle sallıyordu.

"Hayır yetenekti tatlım." diyerek böbürlendi.

Deran, Gencer ve Sarper tribünde yüksek sesli bir şey konuşuyorlardı. Gencer telefonuna bakıyordu Deran ise soğuk bir yüz ifadesi ile sahaya donuk bir şekilde bakarken Sarper'le konuşuyordu. Sarper ise mosmor olan göz altlarının ve yorgun görünümünün aksine tehlikeli, parıldayan gözlerle bir şeyden bahsediyordu.

Aynı ortamda bile olmamam gereken insanlardı. Sarper yine bir şeyler çekip okula geldiği belli oluyordu. Geçen senenin ortalarında beşi birlikte transfer olmuşlardı.

Onlar geldikten sonra hiç bir şey eskisi gibi olmamıştı. Okulumuzda defalarca polisler gelip Çilay ve Delfin hariç geri kalan oğlanları dersten alıp karakola götürdüklerini kendi gözlerim ile tanık olmuştum.

Okulda dönen dedikodulardan Deran'ın okulda uyuşturucu sattığını kızlar tuvaletinde fısır fısır konuşurlarken duymuştum. Gencer'in kantinde kanamasının olduğunu fark ettiklerini ve Sarper'in hakkında rezil şeyler duymuştum.

Daha nice örnekleri vardı.

Hiç biri tekin değildi.

Tekrar gelen gülme sesiyle her iki takım o tarafa döndü. "Komik olan ne, Sarper Arzen?"

Gülmeyi kesip buz gibi bir sesle "Bu kadar meraklı olma." diyerek Alden ile aralarında keskin bakışlar gidip geliyordu.

"Kızların dikkatini dağıtıp oyunu etkilersen beni ilgilendirir. Sorun çıkaracak isen git başka yerde eğlen." diyerek boynunda ki düdüğü avuç içine aldı.

Sarper, Alden'i umursamayıp yanında ki arkadaşına geri döndü. Alden iç çekerek bize döndü.

"Ya adil bir şekilde oynayın ya da şuan bırakıp gidelim. "diyerek bizi alttan alttan tehdit ediyordu.

Delfin,"Siktiğimin." diyerek arkasını dönüp oturma kısmına yürüyerek kendi suyunu alıp içmeye başladı.

Çilay göz devirip takım arkadaşından aldığı topu elinde çevirip, "Bu kadar kuralcı olma yardımcı Alden."dedi çizginin dışına doğru yürürken, "Daha smaç atamayan birinin bana tavsiye vermesini dinleyecek değilim." Alden'in bunu demesi ile Çilay omuzları sarsılarak sinirle kıkırdadı.

"Benden daha beceriksiz olanlara bunları söylemen gerekir."diyerek omzunun üstünden bana bakması ile kaşlarımı çattım.

Oturmuş bizi izleyen Delfin ne olacağını merakla bekliyor gibiydi.

"Benim seviyemin uçlarını sorgulamak sana kalmadı." dediklerime karşı Çilay yürümeye devam etti.

"Sesinin volümünden dolayı neyse ki seni ciddiye alamıyorum."

Yüzündeki sinirin yerini alaylı sırıtması aldığına emindim yüzünün ortasına yumruk yaptığım elimi geçirmek istedim. Aklı sıra boyum kısa olduğu için sesin gelmiyor diyordu.

Geri zekalı.

Ayaklarım, karşımda elinde topu çevirip servis atmayı bekleyen Çilay'ın yanına gitmek için hazırlandığında "Kal orada Okyanus." Alden'in kesin çıkan sesiyle yerimden kıpırdayamadım. Yan taraftan çıkan tok sesle hepimizin bakışları gelen sese dönmüştü.

Sarper tribünlerden aşağıya atlayıp dimdik ve emin adımlarla Çilay'ın yanına gelip omzuna elini atıp yanına çekmişti. "Sakin ol kaptan." dediği şeye gülmemek için yüz ifademi sabit tutmaya çalıştım.

Kaptan mı, ondan olsa olsa gemi kaptanı olurdu gerçi onu da batırırdı ya. Aklımdan geçen düşünceyle elimi belli belirsiz salladım.

"Maç bitti. Yarın ki maçta iptal bugünün sonuçları olmalı değil mi?" itiraz etmek için hepimiz ağzımızı açmıştık. "Yardımcı Alden maça birkaç hafta kaldı bugünün sonuçları başka olamaz mı?" dediklerime Çilay bile katılmıştı.

"Bu kadarı biraz fazla." Alden umursamazca kolundaki tokayla saçını toplayıp "İki gün sonra görüşürüz." deyip salondan çıkmak üzereyken Çilay'ın sesiyle durmuştu ayak sesleri.

"Senin buna yetkin yok. Koçtan habersiz yapamazsın öyle değil mi, Yardımcı Alden?" bir kaç saniye sessizlik oldu Yardımcı Alden yerinden kıpırdamadan sırtı dönük duruyordu.

Çilay sinir bozucu gülümsemesini yüzünde durdururken Yardımcı Alden acele etmeden bize döndü gerçi bakışlarının doruğunda sadece Çilay vardı.

Yavaş adımlarla aramızda belirli mesafe bırakacak kadar durmuştu karşımızda. "Koç burada yokken koçun bütün yetkilerine sahibim bunu yanınızda söyledi."

Önüne gelen perçemli kahküllerini sağ eliyle yana doğru itip konuşmasını sürdürdü. "Kafama göre davrandığımı düşünüyorsan Koça söylersin. sonuçta yapmadığın şey değil, değil mi Kaptan?" Kaptan kelimesini söylerken Çilay'ı alayla süzdüğüne yemin edebilirdim.

Çilay'ın yüzünde ki gülümseme yavaşça solsa da belli etmemeye çalıştı. ikisi haricinde salonda kimsenin sesi çıkmıyor aralarındaki gerilimi herkes dikkatle izliyordu.

Yerdeki hırkasını alırken " Olduğun yeri korumaya devam et." Çilay'ın söyledikleriyle başımı yana çevirip gözlerimi devirdiğim sırada Deran'la göz göze gelmiştik donuk bakışları ve sert kemikli yüz hatlarını hala yüzünde tutarken bakışlarımı kaçırıp başımı çevirdim.

O sırada Çilay ve takımı salondan çıkmış Alden'de başını olumsuz anlamda arkasından sallayıp çıkmıştı.

Sinirlenmişti.

Ayaklarımı yere sürte sürte salondan çıkıp soyunma odasına geçip dolabımdan kıyafetlerimi ve gerekli olanları alıp duşa kabinin içine girdim.

Bedenimin birkaç yerinde morluklar görmemle sesli bir nefesi dışarı bırakmıştım. Kapıda olan küçük aynadan yüzümü görebiliyordum. Alnımın sol tarafında morluk oluşmuştu. Bedenimde ki bazı yerler sızlıyordu.

Akan soğuk suyu kapatıp duşa kabinin yanında ki kuru olan bölmeye geçip üzerimi hızla giyindim.

Astığım kıyafetlerimi çantaya koyup dışarı çıkmıştım. Okuldan çıkıp yürümeye devam ederken önümde duran arabaya kısa bir bakış atıp açılan kapıdan arabaya binecekken üzerimde bir rahatsızlık hissedip etrafa baktığımda Sarper'in doğrudan bana baktığını gördüm.

Şeytan diyor kaldır orta parmağını ama yemiyor. 'Nerede bende o cesaret'

Tek kaşımı kaldırıp umursamazca bakıp karşılık vermesine izin vermeden binmemi bekleyen şoförüme bakıp arabaya bindim.

Şoför arabayla okuldan hızla çıkmış eve doğru gidiyorduk. Bugün ne yaşadığımı kendi iç kararımca sorgulamaya başlamıştım.

Huzursuzlanarak müzik dinlemeye karar verdim. Yol boyu bu böyle devam etti. Araba durunca bir şey demeden inerek çantamdan anahtarı alıp büyük çelik kapıyı açtım. İçeriye girmemle bacaklarımın arasına dolanan Şansı hissettim.

Kapıyı geri kapatıp yere eğilerek onu kucağıma alıp merdivenlerden çıkarken bir yandan onunla konuşuyordum.

"Oğlum bugün ne yaptın ? Umarım yine bir şeyler kırmamışsındır. Yaramaz çocuk seni. Seni şişko kilo almışın taşıyamıyorum." diye konuşarak odama çıktım.

Şansı yere bırakıp çantamı yere atarak ayakkabıları çıkarıp üzerime kısa ince bir şort giyerek üstüme askılı bir badi geçirip telefonumu şarja koyup aşağıya indim.

Mutfağa geçerek bir süre ne yiyebileceğime baktım. Üşenip homurdanarak, ev telefonunu alıp oturma odasına geçtim.

Ezberlediğim bir kaç tuşa basarak her zaman olan siparişimi verip telefonu kapadım. Bedenimi büyük ve yumuşak koltuğa atarak televizyonun kumandasını ararken kedimin koltuğa çıkarak yanıma gelip bana sürtündü. Kumandayı bulup açtıktan sonra kanallarda dolaşırken boşta kalan elimle Şansı seviyordum.

Bir süre sonra kapının zili çalması ile iç çekerek oturduğum yerden kalkıp dış kapının önünde durup kapıyı açtım.

Karşımda tanıdığım bir sima ile hemen kapıyı kapatmaya yeltendim ancak eliyle kapıyı tutup ben sanki hiç güç uygulamıyormuşum gibi açarak içeriye kirli botları ile girdi.

Pislik herif. Delirmemek elde değildi.

Sinirden dişlerimi sıkarken o oturma odasına doğru yürüyordu. Kapıyı kapatıp peşinden gittim.

"Defol git evimden." diye sesimi yükselttim.

"Düzgün konuş şişko." diyerek elinde ki pizza kutusunu sehpaya bırakıp az önce oturduğum yere oturup bacaklarını cam sehpaya uzattı.

"Sen ne biçim bir adamsın? Çek ayaklarını oradan burası senin evin değil." diyerek ellerimi belime yerleştirip tepesine dikildim.

Kısık gözleri bedenimde dolanırken irkildim. Bunu fark etmesi ile dudakları kıvrıldı.

Tehlikeli ışıltılı gözleri, gözlerime çıkıp beni bulunca gözlerimi kaçırdım.

"Canım sıkıldı ve seni görmek istedim." sesindeki alay beni germişti.

"Eminim öyledir." diye homurdandım.

Ceketini çıkarıp Yan tarafa attı. Koyu gri kazağının kollarını yukarıya çekip, "Gösterme mi ister misin?" diyerek pis pis bana bakarken yüzümü buruşturup ayaklarının üstünden geçeceğim sırada ayaklarını geçemeyeceğim kadar yukarı kaldırdı "Diğer taraftan dolaş." belli belirsiz oflayarak masanın diğer tarafından dolaştım. Pizza kutusunu alıp koltuğun diğer tarafına oturdum.

Ben pizza yerken o da kumandayı eline almış kanallara bakıyordu. Pizzanın kokusunu alan Şans yanıma gelerek pembe burnunu havaya dikerek kokladı. Elimi burnuyla ağzının üstüne koyup hafifçe sıktım mırıldanmasıyla gülümsedim. "Sana iyi dayanıyor." Kısık siyah gözleri televizyonda olsa da benimle uğraşmaktan vazgeçmiyordu.

Şans üstüme çıkıp yemeğe çalışırken dirseğimle onu kendimden uzaklaştırmaya çalıştım, sadece çalıştım. Ancak miyavlayarak üstüme tırmanırken o Şansı çağırması ile kuyruğunu sallayarak yanına gidip karnının üstüne çıkıp oturdu.

Şansın ona alışmasına haz etmiyordum.

Kemikli ve yüzük dolu parmakları siyah kürkünde dolanırken boşta kalan eliyle cebinden sigara kutusu çıkardı. İçinden uzun bir dal sigara çıkarıp dolgun dudaklarının arasına yerleştirip çakmakla ucunu yakıp içine çekmesi ile yanakları çukur oldu.

Dumanın kokusu odayı doldururken kendime sabah camı açmam gerektiğini aklımın bir köşesine not ettim.

Spor kanallarından birini de durup izlemeye başladı. Pizzamı yerken bende yan koltukta ki tableti alıp sosyal medyada dolanmaya başladım.

Bir süre ikimizde farklı şeylere odaklı iken kalın ve keskin sesini işittim.

"Buraya gel."

Başımı kaldırıp ona baktığımda gözleri pizza kutusundaydı. "Getir." diye emretmesiyle kutuyu suratına atmamak için kendimi zor tuttum.

Tableti kapayıp kalkıp yanına giderek kutuyu ona uzattım. Elini kaldırıp bileğimi kavrayıp beni yanına oturttu.

Pizzanın geri kalanını yemeğe başladı. "Bu benim akşam yemeğim." diye çıkışırken o sigarasından derin bir nefes çekti. Dumanı geri bırakıp, "Sus adamların dediklerini duymuyorum." demesiyle sinirle güldüm.

Şans patileriyle pizzaya dadanarak kavradığı dilini ağzını şapırdatarak yemeğe başladı.

"Git kendi evinde izle." diye çıkışmıştım. Elinin birini ağzımın üzerine koymasıyla bir anlık yüzüne bakakaldım. Metal yüzüğün soğukluğu dudaklarıma dokunurken "Sus." deyip maçı izlemeye geri döndü.

Elimle elini zorda olsa itip derince bir nefes aldım. "Ne yaptığını sanıyorsun. Bu kadarı da fazla ama." beni duymamazlıkdan gelip hiç istifini bozmadan salak saçma maçı izleme devam ediyordu.

Manyağın tekiydi.

Sigarasını kalın parmakları arasına sabitleyerek, "Orospu çocuğu yüzünden iki gol yedik." diyerek kendi yorumunu eklerken gözleri yorum yapan adamlardaydı.

Ben ne diyordum, o ne diyor.

"Bacağını sikeyim senin." diyerek ekranda şut çeken ama kaleye vuramayan adama küfür etmeye başladı.

Ellerimi saçımda gezdirip derin bir nefes aldım.

"Düzgün konuş."

"Nerden geliyor bu cesaret?" diyerek bana kısa bir bakış atarak televizyona geri döndü.

"Bıktım artık senden. Kaç aydır bana yaptığın yetmedi mi? Ne istiyorsun?" diyerek sinir boşalması yaşarken ellerim titremeye başladı.

"Seninle uğraşmak hoşuma gidiyor." dedi donuk bir sesle.

Ruhsuz piç.

"Borderline falan mısın?"

"Biraz daha bana karşı koy." diyerek benimle oynarken sinirle dizimi sallamaya başladım.

"Sen sapık bir piçin tekisin." sinirle dişlerimin arasında mırıldandım.

Yaslandığı yerden doğrulup üstüme eğilirken gözlerim endişe ile büyüdü.

"Beni çıldırtma Okyanus."

Sarper, kuduz bir köpekten farksızdı.

Cani ve gaddardı. Aç bir canavar gibi etrafa saldıran bir şeytandı.

"Beni suçlayamazsın. Kendi aptallığın yüzünden bunları yaşıyorsun. Eğer kapını kilitleseydin." diyerek telefonunu yüzüme doğru tutarak kendi iç çamaşırlı olan fotoğrafımı gösterdi. "Bu benim elimde olmayacaktı." deyip telefonu kapatarak cebine koydu.

"Sil şunu." diye çaresizce fısıldadım.

"Şuan sana istediğimi yapabilirim ya da yaptırabilirim biliyorsun değil mi? Bana karşı koyamazsın." dedikleriyle gözlerim doldu.

Zehirli gülümsemesi yüzünde yer edinirken Şansın yediği pizza kutusunu alıp sehpaya koydu. Şans kucağından inerek gözden kayboldu.

"İğrençsin" diye ona doğru fısıldadım.

Elimin tersi ile göz yaşlarımı silip burnumu çektim. "Ne istiyorsun?" diyebildim sadece.

Sigarasını cam sehpaya atarak geriye yaslandı.

"Yapabileceğinden emin değilim."

Sarper ve mide bulandırıcı oyunları.

Elini bacağının üstüne iki kez vurup, "Kucağıma oturursan belki fotoğrafını silebilirim." dedi sırıtarak.

● ● ●

Merhaba ♡

Kitap için yorumlarınızı bekliyoruz. Beğendiğiniz veya beğenmediğiniz kısımları belirtirseniz seviniriz ve hatalarımızı düzeltiriz.

Bol bol yorumlarınızı ve oylarınızı bekliyoruz.

Yazar:Sora_Zenji

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.