İçeriğe geç

Numara Komşusu 2 (Texting)

Bölüm 49 · 3 dk okuma

Numara Komşusu 2 (Texting)

Bölüm 49

48.❤️

İlyas kendinden emin adımlarla Cemre'nin oturduğu masaya yaklaştı. Cemre'nin hemen yanındaki sandalyeyi çekiştirip üzerine kuruldu.

Gözleri yeğenine değdiğinde gülümsemeden edemedi. Daha çok kısa bir süre önce kundakta emzik emiyordu bu kız. Ne ara bu kadar büyümüştü?

Tabii kendisinin gözünde hâlâ minik bir bebek olduğu için elini kafasına getirip bir güzel saçlarını dağıttı.

Cemre hemen dudak bükerek amcasının elini ittirdi. ''Ya n'apıyorsun amca ya!? Saçımı bozdun bak.''

İlyas kıkırdadı. ''Oy oy benim yeğen büyümüş de saçlarını mı düşünüyormuş?'' dedi sesini yükselterek. Malum davul ve müzik sesinden insan kendi sesini duyamıyordu.

Cemre'den ters bir bakış yiyince aklına takılan başka bir konuyu sormak üzere Cemre'ye biraz daha yaklaştı. Halayda babasının koluna giren Mete'yi işaret etti başıyla. ''Bu pezevenk neden kalktı masadan ben gelince?''

Cemre yutkundu. Kimden bahsettiğini anlamamış gibi yaptı. ''Kim?'' diye sordu kaşlarını çatarak.

''Mete işte.''

''Haaa!'' dedi Cemre aydınlanmış gibi. Sonra omuz silkti. ''Bilmiyorum ki. Oynayası gelmiştir belki.''

İlyas öyle mi dercesine dudak büktü. ''Şu çocuğu hiç gözüm tutmuyor biliyor musun? Çocukluğunda ona babasına ve amcalarına çektirdiğim şeyleri çektirmediğim için pişmanım. Şükretsin ki tatlı çocuktu.''

Cemre'nin aklına babasının, amcasının yaptıklarını anlattığı anılar gelince Mete yerine kendisi şükretti. Aksi bir durum yaşansaydı sevdiceği psikolojik destek almak zorunda kalabilirdi.

Bir şey çaktırmamak adına sessiz kalıp ortamı izlemeye daldı. Malum bu durumlarda en iyi çare sessiz kalmaktı.

Hacer nene ve birazdan nikahlı olacağı adam birbilerine bakıp cilveli cilveli sırıtıyorlardı. Bu yaşta bile hâlâ bunu yapabiliyor olmaları takdire şayandı.

Hacer nenenin yıllar sonra ilk defa ciddi bir ilişki yapmış olması her anlamda fazlasıyla şaşırtıcıydı.

Mert bir kolundaki Yağızı çekiştirirken diğer kolundaki Mete'ye biraz hızlansın diye işaret veriyordu. 'Biraz enerjiiii!' diye bağırmasına ramak kalmıştı.

Yağız ise içinden düştüğü duruma küfürler savuruyordu. Yandan yandan da karısına ona yardım etmesi için yalvaran bakışlar atıyordu ama Merve'nin çok da umrunda değildi bu durum. Hatta ve hatta bu görüntüden son derece zevk alıyordu.

Ziya masada eşinin yanına oturmuş, saniye başı fenalık geçiren Derya'nın bileklerine kolonya döküyordu. E kadının kaynanası evleniyordu. Mecbur yüreğine inecekti.

Nesrin ve Erdem durumun saçmalığından dolayı gülüp duruyorlardı. Hayatları boyunca gördükleri en fena emrivaki buydu.

Kerem ve Pera el ele sakince halayda yer almışken ara ara birbirlerine bakıp gülüyorlardı. Ortamın ciddiyeti sıfırın da altındaydı.

Gökhan ve Nazlı ise bir köşeye çekilmiş kendi dünyalarına dalmışlardı. Gökhan, Nazlı'nın güzelliği karşısında erirken ona iltifat edip duruyordu. Her bir iltifatta utanan Nazlı'nın ise yanakları kızarmış, alev alev yanıyorlardı. Gökhan'ın ise tam şu saniye o yanakları doya doya öpemediği için içi yanıyordu. Kimse farkında değildi.

Emre ve Tuğba da bir masaya oturmuş düğünü inceliyorlardı. Tuğba hayatında ilk defa bir kır düğününe geliyordu. Emre ise ona her şeyi tek tek tanıtmak için muazzam bir çaba sarfediyordu.

Banu ise tek başına bir masaya kurulmuş düğün pastası, servis edilen tatlı ve kuruyemişleri afiyetle yiyordu. Açıkçası ne düğün ne de evlenenler hiçbir şekilde umrunda değillerdi. Onun tek derdi yediği yemekler ve buralardan topladığı dedikodulardı.

Göktuğ, İlayda ve Bulut kafa kafaya vermiş düğünün her bir anını kayda almak için can çekişiyorlardı. Hayatlarında katıldıkları en ikonik düğün buydu. Videoları tekrar tekrar izleyip bol miktarda gülmeyi amaç bilmişlerdi.

Yani kısacası zılgıtlar, davullar, zurnalar çalarken herkes kendi kafasına göre takılıyordu. Ortalık da tam bir Rönesans dönemi tablosunu andırıyordu. Her zamanki gibi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.