İçeriğe geç

Numara Komşusu 2 (Texting)

Bölüm 30 · 2 dk okuma

Numara Komşusu 2 (Texting)

Bölüm 30

29.❤️

Mete elindeki poşeti neşeyle sallaya sallaya Cemrelerin evinin önüne kadar yürüdü. Tam karşısında durunda başını kaldırıp Cemre'nin odasının penceresine baktı.

Işığı yanıyordu. Gülümsedi Mete. Onun şu anki tipini çok net bir şekilde canlandırabiliyordu gözünde. Masanın başına oturmuş, bir hafta süresi olan ödevlerini iki saatte bitirmek için muazzam bir efor sarfediyor, yapamadığı sorularla didişiyor, omuzlarına düşen saçları ensesini kaşındırdıkları için onlardan rahatsız olsa da toka almaya üşenip en sonunda bir kalem yardımıyla topuz yapıyor, tabii bir yandan da gözlerini sorulardan ayıramıyor...

Her bir hareketini ezberlemişti artık Mete. Çocukluklarından beri gördüğü, düşündüğü, önemsediği, kıskandığı tek kız Cemre'ydi. Henüz hoşlantının ne olduğunu bilmediği dönemlerde bile ondan hoşlanıyordu. Onun için ondan başkası yoktu. Olamazdı da.

Gülümsemesini koruyarak kapıya doğru ilerleyip zili çaldı. Kısa bir süre içinde Pera teyzesi kapıyı açtı. ''Aaa sen mi geldin yavrum!? Hoş geldiiin.'' dedi neşeyle.

''Hoş buldum Pera teyze.'' Kısaca sarıldıktan sonra içeri aldı onu Pera. ''Cemre yukarıda.'' deyip göz kırptı Mete'ye. Mete de utançla dudağını dişledi.

''Şey... Ben yanına çıkayım o zaman.''

''Tamamdır. Ben de mutfaktayım.''

Mete, Pera'yı başıyla onaylayıp merdivenlere yöneldi. Az önce utandığı için silinen gülümsemesi tekrar yüzüne yerleşmişti. Şimdi ona aldığı hediyeyi görünce Cemre'nin vereceği tepkiyi düşündü.

Yatak odasının kapısına gelince Cemre'nin sinirli söylenmelerini duymaya başladı. Yine sorularla kavga ediyordu deli kız.

Kapıyı tıklatıp cevap beklemeden içeri girdi. Tam tahmin ettiği görüntü vardı karşısında. Girişte gözünde canlandırdığı şimdi gözünün önündeydi.

Cemre hırsla son sorusunu çözüp arkasına yaslandı. ''Sen mi geldin Mete?''

''Ben geldim.'' dedi sakin adımlarla çalışma masasına doğru ilerlerken. Vardığından poposunu masanın kenarına yaslayıp Cemre'ye baktı.

''Sana bir hediye getirdim.''

Cemre'nin gözleri ışıldadı saniyesinde. ''Ne!? Ciddi misin seeeen?''

Mete gülümsedi hemen. İşte beklediği tepkinin başlangıcı buydu. Onun için bu ışıldayan gözler dünyalara bedeldi.

Elindeki poşeti Cemre'nin kucağına doğru fırlattı. ''Aç da beğenecek misin, bakalım.''

Cemre hiç vakit kaybetmeden poşetten paketi çıkardı. Onu da açtıktan sonra karşılaştığı üç tane, birbirinden şirin, ayıcıklı telefon kılıflarıyla ışıldayan gözlerini Mete'ye çevirdi.

''Ya Meteeee! Şapşal mısın sen acabaaa? Çok güzel bunlaaar!''

Mete başını yana eğip gülümsedi. Tatlıydı işte bu kız. Her bir sözü yüreğine işliyordu sanki. Kalp ritmi değişmişti bile bu güzel tepkiden dolayı.

Cemre elindeki hediyelerini masanın üzerine bırakıp ayağa kalktı. Mete'nin hemen önünde durduktan sonra hızlıca boynuna sarıldı. ''Çok teşekkür ederim Meteee! Çok mutlu ettin beni.''

Mete yaşanan anın gerçekliğinden emin olamazsa da bu fırsatı kaşırmak istemediği için kollarını Cemre'nin sırtına doladı hemen. ''Rica ederim. Güzel günlerde kullan.''

Onlar böyle tatlı tatlı sarılırken zil sesi duyuldu. Cemre uzaklaştı yavaş yavaş. ''Kesin babam geldi.''

Mete yüzünü buruşturdu. 'Ah be Kerem amca! Güzel anlarımın katili mi olacaksın sen hep?' diye geçirdi içinden.

Yapacak bir şey yoktu. Başa gelen çekilir, gülü seven de dikenine katlanırdı.

Bölüm sonu

2 yorum