Dünyada çok ilginç olan olaylar, nesneler, insanlar vb. şeyler vardır. Bunlardan biri de dört erkeğin kol kola, şaşkın şaşkın, ne yapacaklarını bilemez şekilde, tüm gözler üzerlerindeyken Gratis'e girip ürünleri tek tek incelemeleriydi kendilerine göre. Mert dışında tabii ki.
Neden bilinmez en eğlendiği aktivitelerden biriydi bu.
''Ya o olmaz hayatım. Kaç defa diyeceğim Merve yengeme açık renk ruj gitmez diye?'' Mert söylene söylene Yağız'ın elindeki ruju alıp yerine koydu.
Yağız yüzünü buruşturdu. ''Koyu renk de çok dikkat çekiyor oğlum. Olmaz.'' dedi kesin bir dille. Tabii bu Mert'in umrunda bile değildi. Göz devirdi.
''Sus ve bana ayak uydur.'' dedi ve rujların bulunduğu rafları incelemeye başladı. Gözüne kestirdiği kiraz rengi bir ruju kaptı.
Yağız'ın gözüne sokmak istercesine yukarı doğru kaldırdı. ''Bak bu çok güzel olur ama önce bir denemek lazım. Dudağın üzerinde farklı gözükebilir.'' Yağız ters bir bakış attı.
''Nasıl farklı olsun abi? Aynı renk işte. Sürüyorsun çıkıyor. Hem bu çok koyu lan. Hoş değil. Adam palyaço gibi durur bunu sürerse. Hem kimin üzerinde deneyeceksin? Yanımızda kız mı var?''
Mert bir kez daha göz devirdi. Sonra yüzünde hiç de hayra alamet olmayan bir sırıtış oluştu. ''Kıza ne gerek var? Dudak dudaktır. Seninkiler mevcut. İşimizi görür.''
Yağız'ın gözleri dehşetle irileşti. Bu tarz bir şeyin üzerinde denenmesine asla izin veremezdi. Bir ara Merve ona makyaj yapmak istemişti. Yalnız olmalarına rağmen izin vermemişti. Hem de yıllar önce... Değil ki şimdi milletin ortasında... Tüm gözler üzerlerindeydi üstelik. Birilerine çatması an meselesiydi.
''Aklından bile geçirme Mert!'' dedi oldukça net bir sesle. Mert sırıttı. Kollarını sıvadı sakince. Sonra o korkunç sırıtışıyla Yağız'a döndü. Yağız bir adım geri attı. Mert ona yaklaştı.
''Uzak dur Mert.'' Mert daha da yaklaştı. Yağız biraz daha uzaklaştı.
''Yağız'ım sen de ne nazlı çıktın öyle ya... Altı üstü bir ruju deneyeceksin.'' Yağız yüzünü buruşturdu. Hayali bile kötüydü. Hele ki bu kadar koyu bir renk... Silse de gitmezdi lan bu.
Başını iki yana salladı. ''Buna izin veremem.'' Mert biraz durdu. Düşündü. Yağız onun vazgeçtiğini düşünerek rahat bir nefes verdi. Tabii tahmin edememişti iki saniye içinde Mert'in üzerine atlayıp, yere sırt üstü düşmesini sağlayıp ruju zorla süreceğini...
Olayın şaşkınlığını atlatıp kendine geldiğinde çok geç kalmıştı. Çünkü o ruj artık dudaklarına sürülmüştü. Hafif taşmıştı bile.
Kaşlarını çatıp hızla yerinden doğruldu. Henüz üzerinden kalkmayan Mert'i de tek bir hamleyle kaldırıp yüzüne en sinirlisinden bir ifade yerleştirdi ama o rujlu haliyle ne yaparsa yapsın asla ciddi görünmüyordu.
Mert karşısındaki görüntüden dolayı gülüşünü bastıramadı. Dikkatler yeterince üzerlerinde değilmiş gibi daha da arttı. Gelen geçen bakıyordu. Hatta kalabalık daha da artıyordu.
''Şimdi ben senin ağzına etmez miyim!?'' diye gürledi Yağız. Mert gelen tehlikenin farkına vararak kahkahalarını kontrol altına alıp Yağız'ın kollarının arasından bedenini sıyırıp ''KEREM ABİİİİ! GÖKHAN ABİİİİİ! NEREDESİNİZ LAN!? ADAM ÖLDÜRÜYORLAR!!!'' diye bağırarak tüm insanların işi gücü bırakıp sadece onlara bakmalarına sebep oldu.
Tabii bu anırışı Gökhan ve Kerem'in duymaması imkansızdı. Çünkü sağ olsun o gür sesiyle neredeyse tüm AVM'nin dikkatini çekmişti. Onlara abi diye seslendiğine göre işler ciddiydi. Kim bilir yine ne boklar yemişti?
Kerem ve Gökhan tuttukları bakım ürünlerini de sepetin içine atıp sabır dilenerek sesin geldiği yöne doğru sakince ilerlediler. Bir ömrü geçirdikleri arkadaşlarını artık tanıdıkları için her bir duruma aşırı tepki göstermemeyi öğrenmişlerdi.
''Sence ne bok yedi yine?'' diye sordu Gökhan, Kerem'e.
Kerem omuz silkti. ''Allah bilir ama kesin Yağız'ı sinir edecek bir şey yaptı.''
''Büyük ihtimalle. Bulaştığı kişi Yağız olmasaydı yardım için ilk onu çağırırdı zaten.'' diyerek bir çıkarım yaptı Gökhan.
''Doğru. Gidip bakalım ne olmuş.''
Yağız'la Mert'in yanına vardıklarında Mert'in yabancı bir adamın arkasına saklandığını ve yardım çığlıkları atmaya devam ettiğini, Yağız'ın de söve söve onu yakalamaya çalıştığını gördüler. Tahminleri doğru çıkmıştı.
Adamın karısı olduğunu düşündükleri hanımefendi ise kocasını Mert'in ellerinden kurtarmaya çalışıyordu.
Yani anlaşılacağı üzere ortam kaos kaynıyordu.
Kerem bir iç çekti. Ardından baş parmağıyla işaret parmağını burun kemerine yerleştirip sıktı. Cidden ya sabırdı! Bu iki deli aradan yıllar geçmesine rağmen hiçbir şekilde değişmemişlerdi. Birbirleriyle uğraşıp durup sonra hiçbir şey olmamış gibi devam ederlerdi. İlginçlerdi.
''Gökhan... Kardeşim ne olur bizi daha fazla rezil etmeden önce git dertleri neymiş öğren. Benim onları kontrol edecek gücüm de sabrım da kalmadı.''
Gökhan bir iç çekti. O da aynı durumdaydı ama mecbur biri el atmalıydı duruma. Elindeki sepeti Kerem'in eline tutuşturup yanlarına gitti. Elini Yağız'ın omzuna attı. ''Kardeşim ne oluyoru-'' Yağız'ın suratını görmesiyle kısa süreli şaşkınlığın ardından gür bir kahkaha attı.
''Ne olmuş la sıfatına!?'' dedi ve gülmeye devam etti. Bu sayede Yağız'ın öldürücü bakışlarından nasibini almış oldu.
Gülüşünü zar zor durdurup Kerem'e eliyle gel işareti yaptı. Kerem'in aklı karışsa da yanlarına gitti sakince. Yağız'ın yüzünü görünce tepkisi Gökhan'ınkinden farklı olmadı.
''Siktir lan! Tipin kaymış ya oğlum! Ne yaptınız siz?''
Yağız çenesini sıkıp Mert'e en sert bakışını gönderdi. ''Seni o saçlarını tek tek yolmazsam ne olayım!'' diye çemkirdi. ''Gel lan buraya!''
Mert omzuna tutunduğu adama ''Abi ne olur çıkar beni buradan. Bu herif beni çiğ çiğ yiyecek yoksa.'' dedi. Adam da henüz olayın şokundaydı. Boş boş göz kırpıştırdı. Ta ki Mert onu ittirip ''Hadi abi hadi!'' diyene kadar...
Mert'in haline acıyıp onu arkasında bırakarak sakince mağazadan çıkarmaya çalıştı. Karısı da elindeki ürünleri bırakıp peşlerinden çıkmak zorunda kaldı. Bu sırada Kerem ve Gökhan da gülmelerine rağmen Yağız'ı tutup peşinden gitmesini engellediler.
''SENA'NIN HEDİYELERİNİ SEÇTİM BEN! YAĞIZ'IMIN YANINDAKİ SEPETTE HEPSİ! EVE GELİNCE ONLARI DA GETİRMEYİ UNUTMAYIN!'' diye bağırdı Mert mağazanın kapısından.
''Görüyor musun pezevengi? Yine bize kitledi bunların parasını.'' diye söylendi Gökhan.
''Görüyorum kardeşim, görüyorum.'' dedi bıkkın bir sesle Kerem.
''EVDE SANA GÜNÜNÜ GÖSTERECEĞİM MALOŞ!'' diye bağırdı Yağız.
Mert ise götünü kurtardığı ve para ödemeden işini gördürdüğü için son derece mutlu bir şekilde sırıtarak evin yolunu tuttu.
