🌙
***
Geçmiş...
Aybora: Ay parçası
Aşağıdayım ben
[16.34]
Güzelim tam bir saattir bekliyorum neredeyse
Neredesin?
[17.35]
Mehir: Hva çoj soguk git, beklme
Aybora: O ne demek öyle
Aşağıdayım diyorum
Çilekli süt getirdim bak yine
Hiçbir yere gitmiyorum
İyi misin sen
Mehir: Gst
Git
Aybora: İyi değilsin sen
Ne oldu
Güzelim şimdi seni arıyorum ve sen hemen açıyorsun
Tamam mı
İtiraz etme hakkın yok
Aklım sende kaldı bak
Hadi
Aybora arıyor...
Neden açmıyorsun
Mehir: Konuasmam ben
Aybora: Tamam konuşma sen
Ben konuşurum
Hadi aç aramamı
Çok merak ediyorum seni bak
Mehir: Git
Aybora arıyor...
Aybora: Sen açana kadar aramaya devam edeceğim
Bu yüzden hadi aç
Aybora arıyor...
Aybora: Şükür açtın sonunda. İyi misin? Bir sorun mu var? Ah! Konuşmayacaksın diye anlaşmıştık değil mi? Merak ediyorum ama seni. Nasıl iyi olup olmadığını öğrenebilirim ki acaba? Kapınızı çalsam çok kızar mısın?
Mehir: Ya-yağmur yağmaya ba-başladı Aybora. Git. Hasta o-olacaksın.
Aybora: Asıl hasta olan sensin gibi ama güzelim. Sesin titriyor. Ne oldu?
Mehir: Sa-sadece gitsen olmaz mı?
Aybora: İyi olduğundan emin olmadan şuradan şuraya gitmem.
Mehir: İ-iyiyim ben. Git.
Aybora: Pencereye çık o zaman. İyi olduğunu kendi gözlerimle göreyim. Sonra giderim. Hem sana bir şey göstereceğim.
Mehir: Aybora... Ya-yapamam.
Aybora: O zaman sen gerçekten kötüsün. Yanına geleceğim. Kendi gözlerimle ne olduğunu görmem gerekiyor.
Mehir: Ta-tamam. Dur. Gel-gelme. Ben pencereye çıkarım.
Aybora: Hadi o zaman. Seni bekliyorum ay parçası.
Mehir: Ya-yanındaki motor se-senin mi?
Aybora: Eveeet! Nasıl? Beğendin mi? Ben seni hâlâ göremiyorum bu arada ay parçası. Şu perdeyi ittir biraz.
Mehir: Bu-bununla mı gideceksin e-eve?
Aybora: Hm hm.
Mehir: A-ama yağmur yağıyor. Ya ka-kayıp düşerse?
Aybora: Merak etme. Olmaz öyle şey. Neyse... Konumuz motor değil. Yüzünü göster bana.
Mehir: Gi-git Aybora. Hatta dur! Gitme. Ya kaza yaparsan? Ha-hava da kararmış.
Aybora: Çok tatlısın güzelim ama ne yapayım ben o zaman? Sabaha kadar böyle ıslak halde dışarıda mı kalayım?
Mehir: E-evet. Ya da hayır! Ya hasta olursan?
Aybora: Sen de bir karar ver artık güzelim. Gideyim mi kalayım mı?
Mehir: İçeri gel.
Aybora: Ne? Evine mi davet ettin şimdi? Hani annen istemezdi? Rahatsızlık vermeyeyim şimdi.
Mehir: O ev-evde değil.
Aybora: Oha! Bak bu çok edepsiz bir teklif oldu. Beni eve atmaya mı çalışıyorsun sen? Alo? Kapattın mı? Ah! Sadece şaka yapmıştım ama! Belki moralini biraz düzeltirim diye düşündüm. Ayıp değil mi yüzüme böyle kapatmak?
Aybora: Davetinde ısrarcıysan gelebilirim bak hâlâ
Götüm dondu da biraz
Mehir: Gel
Kapı açk bıraktm
Aybora: Tamam geliyorum o zaman
Yazarın anlatımıyla...
Aybora binanın içine girip merdivenleri hızlı hızlı çıktı. Nedense kalbi bir hoş atıyordu. Mehir'in onu eve davet edeceğini birkaç saniye önce söyleseler 'Yav he he.' der dalga geçerdi ama şimdi bu ciddi ciddi yaşanmıştı.
Mutlu olsa da bir yandan da endişeliydi. Mehir'in sesi çok kötü geliyordu. Ona bir şey olmuş olma düşüncesi Aybora'nın çok canını sıkıyordu.
Mehir'in evinin karşısında durdu adımları. Kapı hafif aralık bırakılmıştı. Hafifçe öksürerek vardığını belirtti. Sonra da yavaşça kapıyı ittirdi.
Karşısında Mehir'i göremeyince biraz şaşırdı. Bozuntuya vermeden ayakkabılarını çıkarıp içeri girdi, kapıyı kapattı.
''Mehir? Bu nasıl bir misafirperverlik? İnsan bir kapıda karşılar. Neredesin?''
Odaların birinden bir şeyin kırılma sesi gelince Aybora panikledi. Hızlıca o yöne yönelip sesin geldiği odaya daldı.
Mehir komodinin kenarına çökmüş, dizlerini kendine doğru çekmiş, çok fena bir şekilde titriyordu. Nefes almakta zorlanıyor gibiydi. Bir eliyle kalbini tutuyordu.
Kriz geçiriyordu.
Hemen yanında ise yere düşüp parçalanmış olan bir kar küresi vardı.
Aybora 'Sakin ol! Sakin ol oğlum! Sen araştırdın zaten. Ne yapman gerektiğini biliyorsun. Onu da sakinleştirebilirsin.' gibisinden birçok cesaret verici cümle kurdu kendi kendine.
Ama bilemekle yaşamak arasında büyük bir fark vardı. 'Ne yapmam gerekiyordu?' diye düşündü Aybora. Öğrendikleri aklına bir bir üşüşünce Mehir'e yaklaştı. Tam karşısında durup yere çöktü.
''Ay parçası, bak bana.'' Mehir titrek bakışlarını Aybora'ya çevirdi. ''Şimdi 3-3-3 kuralını uygulayacağız. Tamam mı? Bana etrefında gördüğün 3 şeyin ismini söyle.''
Mehir nefesini düzenlemeye çalışırken cevap vermeye çalıştı. İçinde yaşananlara değil, dış dünyaya odaklanmaya çalıştı. ''Komodin, dolap...'' Aybora'ya baktı. ''Aferin güzelime. Hadi son bir şey daha.''
''Aybora.''
Aybora gülümsedi. ''Evet. Ben de varım. Şimdi duyduğun üç ses say bakalım.''
''Ya-yağmur sesi, Aybora'nın se-sesi, rüzgarın sesi.''
''Aynen öyle. Çok güzel gidiyorsun. Şimdi vücudunun üç bölümünü oynat bakalım. Elin, parmakların, kolun...''
Mehir yapmaya çalıştı ama bu çok zordu. Tamamen titriyordu. Aybora da bunu fark etmişti zaten. ''Müsaade edersen yardım edebilirim sana.''
Mehir bir şey demeden öylece baktı Aybora'ya. Aybora bunu bir onay olarak kabul edip sakince tuttu kızın elinden. Önce yavaş yavaş kolunu hareket ettirmesini sağladı. Sonra da bileklerini oynattı.
Parmaklarına yöneldi parmakları. Her birini yavaş yavaş hareket ettirdi. Ara ara da Mehir'in tepkisini kontrol ediyordu. Rahatsız olduğunu hissettiği gibi geri çekilecekti.
Ama Mehir hiç rahatsız olmadı.
Mehir'in titremesi azalmış, nefes almakta daha az zorlanmaya başlamıştı. ''Bittiii.'' dedi Aybora gülümsemeye devam ederken.
Gülümseyerek Mehir'i rahatlatmaya çalışıyordu. Oysa kendisi de gerilmişti ama şimdi bunu çaktıramazdı. Şu an güçlü durması gereken kişi kendisiydi.
''Şimdi yavaş yavaş ayağa kalkalım. Tamam mı?'' Mehir yutkunup başını yavaşça olumlu anlamda salladı.
Aybora ayağa kalktı. Mehir'in ellerini tutmaya devam ederken onu da kaldırdı. ''Şimdi dik dur bakalım güzelim. Gayet iyisin. Tamam mı?'' Mehir yine başını salladı.
''Bak, şimdi biz buradayız. Odandayız. Her şey yolunda. Sen iyisin. Korkulacak bir şey yok. Sakinsin. İyiysin. Güvendesin. Hadi derin derin nefesler alıp verelim.''
İkisi de aynı anda nefes alıp verirken Mehir biraz olsun sakinleşmeye başlamıştı bile. Aybora da avuçlarının içinde olan ellerin titremelerinin azalmasından daha iyi olduğunu anlayabilmişti.
''Daha iyi misin ay parçası?'' Mehir'in gözleri dolmaya başladığı an Aybora daha fazla dayanamadı. Sanki kendi canı yanmış gibi hissetmişti.
''Sana sarılmama izin verir misin ay parçası?'' Mehir yine sessiz kaldı. Ağlamamak için alt dudağını ısırıp gözlerini tavana dikti ama yine de Aybora'dan uzaklaşmadı. Bu demek oluyordu ki ona izin vermişti.
Aybora da bunu anlamış saniyesinde kızı kollarının arasına almıştı. Başını omzuna yaslayıp bir elini saçlarına getirerek usulca okşadı.
''Şşşş, tamam. İyisin artık. Geçti.'' Mehir tam anlamıyla sakinleşene kadar yanından ayrılmadı ve dediği gibi o titreyen ellerinin titremesini durdurana kadar onları tutmaya devam etmişti.
***
Bölüm sonuu
Bir sonraki bölümde görüşürüz yıldızlaarımm

