Lidya, Londra'da Kraliyet Müzik Akademisinden bugün mezun oluyordu, onca sene türlü zorluklara katlanıp bitirmenin mutluluğu, yeni bir hayata başlamanın korkusu, geleceğimi nasıl kuracağım merakı gibi çeşit çeşit duygular içinde hazırlanmaya başlamıştı. Dolabının önünde özenle asılmış saten kumaş bebek mavisi askılı elbisesini giydi, gümüşi ayakkabılarını ve elbisenin tonlarında olan çantasını takmıştı. Hazırlığı biten Lidya aynanın önünde kendisini süzdü elbisesi belini iyi kavramıştı saçlarını yana atmış dalgalandırmıştı elbisesiyle de çok güzel tamamlanmıştı makyajını elbisesinin ortaya çıkması için abartmamıştı tam anlamıyla prensesler gibi görünüyordu.
*
"Mesaj sesi"
-Ben aşağıdayım seni bekliyorum :)
Telefonumdaki mesajı okuyup son kez aynada kendime baktım saçlarımı düzenleyip utangaç görünmemeye çalışarak dışarı çıktım, arabasından inmiş olan Tolga'nın beni beğendiğini yüzünden anlamıştım. Arabaya yaklaştığım anda kapıyı açıp:
- Buyrun hanımefendi, dedi
Gülümsememi gizleyemeyip centilmenliğine teşekkür ettim. Tolga ile ben Londra'ya geldiğim ilk sene tanışmıştık onun ailesi Tolga doğmadan önce Londra'ya taşınmışlar kısaca bana Londra'yı tanımamda yardım etmişti okulumda yardımcı olmuştu dilini öğrenmemde yardım etmişti birçok anımda hep yanımdaydı çok iyi bir arkadaştı.
- Elbisen çok yakışmış Lidya her zamankinden daha güzel olmuşsun
- Teşekkür ederim Tolga bulmak için baya uğraştım
- Sana ne giysen yakışırdı zaten kızım, ee heyecan var mı
- Hemde nasıl terlemeye başlıyorum stresten
Tolga'nın çok hoşuna gitmişti ki baya bir süre gülmüştü. Mezuniyet alanına geldiğimizde Tolga evin önünde yaptığı hareketin aynısını burda da yaparak beni çok mutlu etmişti, kolunu bana uzattığında bende koluna girdim ve arkadaş grubumun yanına ilerledik. Tolga'yı daha önce arkadaşlarımla hiç tanıştırmamıştım. Beş tane Türk, bir tane Brezilyalı, iki tane de İngiliz'in olduğu bir grubum vardı. Yanlarına gittiğimde hepsi beni beğendiğini ifade eden sesler çıkardığında Tolga beni etrafımda döndürmüştü. Hafifçe öksürerek:
- Gençler, bu Tolga, hepsi "memnun oldum" diyerek sıcak kanlı şekilde selamladılar ve bende diğerlerini tanıtmaya başladım
- Tolga bunlarda, Gökçem, Sarp, Doğa, Berkan ve Aylin
Tolga hepsine aynı şekilde gülümseyerek ve "memnun oldum" diyerek karşılık verdi. Gökçem ve Sarp, Doğa ve Berkan beraber gelmişlerdi,
- Aylin, Lucas nerde?
Gözlerini devirerek
- Perşembeden beri kusuyormuş gelemeyeceğini söyledi, dedi. Elimle boşver şeklinde sallayarak tolga'yı işaret ettim
- Ben seninle kavalyemi paylaşırım, dedim. Tolga ya Aylin'e bakarak sırıtıyordu, Aylin bana teşekkür edici bakışlar atarken mezuniyet çoktan başlamıştı o esnada ingiliz arkadaşlarim Emily ve Carl gelmiş Tolga ile tanışmışlardı, Uzun konuşmalardan bölüm temsilcilerinin tanıtımından sonra güneş artık batmaya yakın kep atma töreni de gelmişti.
*
Tören bittikten sonra, after party için üzerimi değiştirdim pembe straplez inci bağlamalı mini bir elbise tercih ettim, parti mekanında Lucas hariç hepimiz vardık. Sarp, Berkan ve Tolga içecekleri sipariş ettikten sonra dans etmeye karar verdik böyle şeyler biraz benim havama uymuyordu ben daha sakin müziklerden hoşlanıyordum deniz kenarında kayalara çarpan suların ve rüzgarın sesi benim için en güzel melodilerdendir. Onları baş başa bırakıp locaya oturdum, hepsi iyi eğleniyor görünüyordu Aylin ve Tolga anlaşmaya başlamışlardı diğerleri de içeceklerle oyunlar deniyorlardı. Geriye yaslanıp bundan sonra ne yapacağımı düşündüm iş bulmak için şimdiden başlamam gerekiyordu diğer arkadaşlarımdan farklı bir şekilde gelmiştim buraya, burda ki ailem Tolga'ydı, Tolga olmuştu ne yapacağımı kimden destek alacağımı bilmiyordum.
- Noldu güzelim, suratın neden düştü birden, dedi birisi, Tolga galiba beni görmüş gelmişti.
- Düşünüyorum Tolga, bundan sonra ne yapacağımı acilen bir iş bulmam lazım. Diğerleri de ardından yanıma gelmişti Aylin diğer tarafıma oturup elini koluma koydu destek olduğunu belirterek Gökçen de karşıya oturup diğerlerinin konuşmalarını dinlemeye başladı.
- Önce eğlenmeye bak bugün mezun oldun Lidya tadını çıkar, dedi Tolga
Sarp:
- Lidya, bunu mezuniyetin ertesi günü söylemeyi planlamıştım ama ne yazık ki arkadaşım yufka gibi bir yüreğim var senin üzgün olmana dayanamadim, dedi elini alnına koyup bayılmış gibi yaparak. Hafif üzgün bir tonla kahkaha atarak "Neymiş o?" Dedim
- Babama seni yaklaşık senedir bahsediyorum, piyano çalmada ne kadar iyi olduğunu.
Hepimiz aynı anda "Eeee" sesi çıkarak konuşmasının sonucunu bekledik
- Daha önce bir tanıdığının restaurantın korosunda yer açılmış, senin için rica etmiş iki gün sonra görüşme için bekliyorlar seni.
Çok şaşırmıştım "Sarp?" dedim doğru anlayıp anlamadığımı teyit etmek için.
- Şimdi sen bana, benim için bir iş bulduğunu mu söylüyorsun, dedim gülümseyerek kafasını sallayınca yerimden kalkıp hemen boynuna atladım. "ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM! ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM" Diğerleride alkışlayarak bana sarıldılar. Saatin de baya ilerlemiş olduğunu görüp iş bulma mutluluğunu sindirmeden evlere geçmeye karar verdik. Tolga ile yolda günün nasıl geçtiğini konuştuk beni birkaç defa tebrik etti onun dışında Aylin'le neler konuştuklarından Berkanla aynı tenis kortuna gittiklerinden ama daha önce karşılaşmamalarindan, Sarpla aynı liseden mezun olmalarından derken evimin önüne gelmiştik.
- Yanımda olduğun için teşekkür ederim Tolga, iyi ki varsın
- Ne demek kızım ben senin hep yanındayım, iş görüşmesine giderken haber et seni ben bırakırım
- Centilmenliginiz için tekrar teşekkür ederim Tolga bey ama görüyorsunuz ki -arabami nazikçe işaret ederek- benim bir arabam var.
- Nolmuş yani arkadaşımı ben götürmek istiyorsam
Elimi yüzüne koyup
- Farkındayım Tolga ama bunu kendi başıma yapmak istiyorum, dedim hafifçe gülümseyerek kafasını salladı ona sarıldıktan sonra arabadan indim son kez el salladım eve girene kadar Tolga'nın gitmediğini anladığımda arkamı dönüp elimle artık gitmesini gösteren bir işaret yaptım.
Ayakkabılarımı çıkarıp kapının önüne bırakarak yine heyecanlı bir şekilde kendimi koltuğa attım. Düşünemeyecek kadar yorgun olduğumu hissetmeye başlamıştım ki yavaş yavaş uykumun geldiğini de anladım, nasıl olsa yatağıma çıkarım diye kendimi uykuya bıraktım.
*
Restaurantın kapısının içerisinden girdim, üzerimde bedenimi saran lacivert bir elbise onun üzerinde ise taşlarla işlenmiş bir pelerin, kimseler yoktu etrafta çok karanlıktı nereye gideceğimi bilmiyordum burada ne yaptığımı koronun neden burda olmadığını derken etrafımda ayak sesleri duydum hatta tek bir kişinin adım sesleriydi bu bana mı yaklaşıyordu anlayamıyordum. Çekilen bir sandalye sesi daha duydum tabağa temas eden çatal ve bıçak sesi de, sesler gittikçe artmaya tek bir kişiden ziyade bir çok kişiden geliyormuş gibi çıkmaya başladı, adım sesleri arttı kadın ve erkek kahkahaları birbirine karıştı, ışıkların hepsi birden yandığında restaurantın ne kadar kalabalık olduğunu gördüm garsonlar yemekleri servis ediyor ordan oraya koşturuyor içeriye akın akın çiftler geliyor masalarda kadehler tokuşturuluyordu, koronun da platformda yerini aldığını görmüştüm ama beni beklemiyorlar bensiz çalmaya başlıyorlardı ortalarında ise bir piyano duruyordu oraya gitmem gerektiği hissine kapılıp platforma doğru ilerledim piyanonun önünde ki koltuğa oturduğum anda tüm sesler kesildi ışıklar tekrar söndü herkesin sesi kesildi yine tek ben kalmış gibiydim ama ilk baştaki o tek bir kişiye ait kişinin çatal ve bıçak sesini duyuyordum ondan önce varlığını hissediyordum. Üzerime aniden vuran ışıkla gözlerimi kısmak zorunda kaldım kolumu acıyan gözlerimden yavaşça indirirken masanın birinde arkası bana dönük oturan bir adam gördüm. Beni hiç fark etmemiş gibi yemeğine devam ediyordu. Takım elbiseli ve masada yalnızdı ona seslenmeye cesaret edemedim ayağa kalkıp yanına gitmek istiyordum ama yapamadım çünkü burda oturmak zorunda olduğumu hissediyordum. Yemeğini bitirdiğini bıçak ve çatalı yerine bırakmasından anladım onu izlemeye devam ederken o kafasını bana doğru çevirmeye başlamıştı, "LİDYA... LİDYA...LİDYAA.."
