‘’Evet. Herkes bura da olduğuna göre konuya başlayabilirim." Dedi Gizem. Eh bir zahmet başla.
"Prensesimiz kayboldu." Herkes tabi ki kafasına takmadı. Eh zaten bu yüzden prenses diyoruz demi. Bizde
iş farklı kraliçeye eğer prenses deniyorsa halkı ve kral onu sevmediği içindir. "Kralımız beni görevlendirdi.
Eğer bu görevi başarırsak bir kaç üst rutbeye atlıycaz." Dur ödül para değilmiydi? Bir anda herkes olayı
ciddiyetle dinlemeye başladı. Biranda Ros ayağa kalktı "Afedersiniz ama ben de işimize yarıyacak bir şey
var." Ros pembe saçlı asi ve kendini beğenmiş biriydi, gerçek adını bilen yok. Burada olmamalıydı zaten
kesin Gizem bu görevi aldığı için kızmıştı. Nasılsa kendisi baş muhafızdı. Ros masanın üstüne çıktı ve
Gizem'e doğru bir dosya fırlattı. Gizem dosyayı aldı ve ayaklandı "Bu dosyayı sen getirdiğine göre
bakmaya değer bir şey yoktur, toplantı bitti.’’ Ros kıkırdadı. Aramızda bir hain var ve umrunda değil
sanırım. Biliyor olamazdı. Gizem ciddiğleşti. ‘’ Ne demek istiyorsun?’’ Ros gözlerimin içine bakıp gülümsedi
ve Gizem’e döndü. ‘’Diyorum ki kuklanı konturol etmelisin.’’ Tama bu kadar yeter. Uzun toplantı masasının
üstüne çıktım ve koşmaya başladım. Ros’un yanından geçmeme rağmen hiç bir şey yapmadı masadan
atladım, kapıyı tüm gücümle açtım ve dışarı çıktım. Arkam dan gelen adım seslerini duyabiliyordum.
Bir anda Doruğu gördüm hızla kolundan tuttum ve onu da peşimden sürükledim. A harika bir ilerde bir
araba vardı ve kapısı açıktı. Belki de şanslı günümdeyimdir. Doruk’u arkaya atıp kendim öne bindim ve
gaza bastım. ‘’E... sinirli gibisin. Neyse ben taşlardan birini buldum.’’ Ne? Bu harika belkide gerçekten
şanslı günümdeyimdir. ‘’ Peki nerede?’’ Doruk yüzünü buluşturdu. ‘’ Şeker diyarda.’’ Vazgeçtim şansız bir
gündeyim. Ya da dur değilim. Orada hayatta kalabilecek bir kaçık tanıyorum. Tek sorun nasıl gideceğimiz.
Ve arkamdakileri atlatmam lazım.
"A... şey nereye gidiyoruz." Ciddimiydi. "Taşın yerini bulduğunu söyledin ya hani." Doruk tutunucak bir şey
bulup doğruldu "Evet ama orada hatta kalabilecek biri yok. " Güldüm. "Hemen emin olma ben orada
hayatta kalabilecek bir kaçık tanıyorum. " Bir anda Doruk öne atılıp direksiyonu sağ kırdı. " Önüne bak!"
Arabanın kapısını açıp dışarı çıktım. Yerde duran Amelya'ya baktım. "Rol yapmayı kes yanımda para yok."
Aniden ayaklandı."Hadi ya." Diyip üstündeki tozu, toprağı silkeledi. "Sana çarpmamıştım bile. Neyse bir
işimiz var bizimle geliyorsun. " Tabiki redetmiycekti macerayı severdi. " Tamam. Ama benim çıkarım ne."
Ah hiç değişmiyecek. "Senin sayende evreni kurtarıcaz. " Amelya yeşil gözleriyle bana bakmaya devam
etti. Bir yandanda kısa beyaz saçlarının perçemleriyle oynuyordu. "E..." dedi. "Başka." Offff. " Tamam sana
bide bir şeyler alırız. " Amelya gülümsedi. "Güzel. Ama beni kandırıyorsan o zaman bu senin sonun olur
haberin olsun." Ona ne şüpe. Tam elimi uzattığım anda yok oldu. Arkamı döndüğümde ne araba ordaydı
ne de Doruk. Tabi ya bu bir ilizyondu. Bir anda etraftan sesler gelmeye başladı. Sesin kaynağına doğru
ilerledim ben ilerledikçe sesler netleşiyordu. ‘’Vur onu.’’ gülme sesleri. ‘’Ben değildim sendin.’’ ‘’Tik tak tik
tak zaman doluyor.’’ Tekrar gülme sesleri. Bir dakika. Sesler benle alakalı değildi Amelya'yaya alakalıydı.
Artık yürümüyor koşuyordum, tüm gücümle. Acı çekiyor olmalıydı en sonun da bir bina ya girdim. Amelya
ordaydı yerde, dizlerinin üstüne çökmüştü. Arkası dönüktü ‘’Amelya kendine gel!’’ Beni duymuyordu
yavaşça ilerledim ve omzuna dokundum. Bir anda sesler kesildi. ‘’İyimisin?’’ Amelya’nın kafasında
soytarıların taktığı bir şapka belirdi. O hayır. Geri çekildim. ‘’Tak tak. Kimo’’ Bu Amelya değildi. Bir anda
kafasını çevirip bana baktı. Şansıma tüküreyim. Bir anda üstüme atladı. Onu geri savurdum. ‘’ A hadi ama
bir soytarıyı incitmekten mi korkuyorsun.’’ Botumun içindeki katlanabilir sopamı çıkardım. ‘’ O soytarının
bedeninden hemen çık.’’ Güldü. ‘’ O bana ait. A sahi...’’ Bir anda kayboldu. Arkam da bir nefef hissettim.
‘’Senin sahibin nerde?’’ Hızla arkamı dönüp onu duvara yapıştırdım. Ve sopamı karnına sertçe bastırdım.
Bir den bire Amelya’nın gözleri normale döndü. Hızla geri çekildim, ama bir yandan da ellerimle
omuzlarından tutuyordum. Öksürdü ve ağzından biraz kan çıktı. O nu kucağıma alıp hızla ordan
uzaklaştım. Doruk arabaya yaslanmış beni bekliyordu. ‘’Nereye kayboldun az önce budaydın.’’ Arka kapıyı
açıp Amelya’yı koltuğa yatırdım. Arabanın arkası büyüktü hatta o koltuk olmasa buranın bagaz olduğunu
düşünebilirdiniz. Doruk ta arkaya geçti. Hızla ön koltuğa geçip gaza bastım.