Kapıyı açtığımızda Yonca nın çığlık atması bir oldu. Ben mi? ben donmuştum. Babam yerde kanlar içinde yatıyordu. Bir adım geriye attım. Yonca çığlık atmayı bırakınca hemen telefonunu eline aldı. Ve 112 acil arama butonuna bastı. Bense yerde kanlar içinde yatan babama bakmaya devam ediyordum. Bir adım attım, bir adım daha ve bir adım daha başına geldiğimde yüzünün rengi gitmişti. Soluk bir cildi vardı. Sakin gözüküyor. Etraf darmadağınıktı; sabah kırılan camlar aynı yerinde duruyordu, oturma odası dağılmıştı, oturma odasının kapısında kanlı bir el izi vardı ve yerde bir bıçak vardı. Kanlı bir bıçak. Etraf kandan geçilmiyordu. Ev, kan kokuyordu. Hemen ayağa kalktım ve binadan çıktım. Gidiyordum. Nereye gittiğimi bilmiyordum zaten bir önemi de yoktu Yonca'nın arkamdan bağırışını duyuyordum. Ne dediğini anlamıyordum. Hiç bir şey duymuyordum. Aklım düşüncelerle doluydu. Sanki birileri beynimi kemiriyordu. Ağlamıyordum. İçimden ağlamak gelmiyordu, ama gözlerimin dolduğunu gözümün yandığından anlıyordum. Yonca bana yetiştiği zaman kolumdan tutup " dur artık nereye gidiyorsun? Ne yaptığını sanıyorsun? Polisler geliyor! Geri dönüyoruz!" Dedi sonra kendini toparlayıp" Özür dilerim fazla çıkıştım, iyi misin?, benim sorduğum soruya bak baban öldü veya öldürüdü tabiki üzgün olacaksın" sonra gözlerimin içine bakıp" pardon boş konuşuyorum hadi dönelim nolur sonra konuşuruz." Dedi kolumu tutup, geri dönüyorduk ben ise bir ruh gibiydim. Evin önüne geldiğimizde polisler gelmişti, apartman boşaltılmıştı. Binanın önü dopdoluydu, bazıları bağırıyordu, bazıları kendi aralarında ne olduğunu konuşuyordu. Polisler şerit çekiyordu. Yonca içeri girmek için kolumu çekerken yan komşumuz olan Feride teyze beni tuttu ve sarıldı ardından hemen kendisini geri çekti ve " Allah rahmet eylesin kızım, ama boşver veren yaradan alan yaradan, ben arkandayım" dedi Yonca şaşırmış şekilde kadına " teyze sen iyi misin kızın babası ölmüş, sen hayat dersi veriyorsun" dedi ve içeri girmek için yine beni çekmeye başladı. Tam girecekken bir polis izin vermedi. Ama Yonca bizim ihbar ettiğimizi söyledi. Bizi hemen içeri aldılar. Hemen yukarı çıktık, evin kapısı açıktı ve içerden sesler geliyordu. Bir adam bizi gördü. Tam bizi durduracakken bizi ilk tutan polis " inbar eden şahıslar bunlar amirim" dedi. Adam başıyla ona gitmesini söyledi ve adam gitti. Adam bize bakıp " içeri geçelim ifadenizi alacaz." Dedi. Yonca koluma girip odama çıkardı, yatağa oturduk ve bana bakıp " Sara iyi misin?, ağlamadın bile." Başımı çevirip "evet iyiyim, sonra konuşalım mı? Lütfen." Dedim başını salladı ve önüne eğdi. Tam o sırada içeri geçmemizi söyleyen polis memuru geldi ve kapıyı kapattı. " Meraba ben Sait Bulgu bu davayı çözmek içinburadayım. İhbar eden siz miydiniz?" Diye sordu. Yonca hemen "evet biz ihbar ettik." Dedi. "Ölen Ahmet Aksu tam olarak kiminiz oluyordu? " Dedi. Yonca tam cevap verecekken başımı kaldırdım ve " Babam" dedim adam bana baktı. " Babanız mı peki babanız niye öldürüldüğünü biliyormusunuz veya herhangi bir düşmanı olduğunu biliyormusunuz?" Dedi " hayır, babamın düşmanı yoktur." Dedim. Adam gözlerini kısarak bana baktı. Ve " Bugün neredeydin?" dedi. Yonca hızla adama bakıp " Siz ne demeye çalışıyorsunuz, kızın babası ölmüş siz gerçekten onu mu suçluyorsunuz? Bence siz zaman kaybedene kadar gidin dışarıda adamı arayın çünkü çoktan gitmiştir." Diye adama çıkıştı. Hemen elini tuttum ve yanıma çektim. " Sakin olsana adam işini yapıyor boş boş konuşma." Dedim ve adama bakıp " okuldaydım sonra derslere girmeyip parka gittik, okul çıkışında da eve geldik." Dedim. Adam bana baktı ve " Çok soğukkanlısın ve biz geldiğimizde yoktunuz neden?" Dedi. " Babamla aramız yoktu, ailem beni sevmezdi bu yüzden pek umrumda değil. Ve evet ilk geldiğimizde evde yoktuk çünkü kafamdaki düşüncelerden kurtulmak için dışarı çıktım." Dedim."Nereye gittin bilmiyorum sadece gidiyordum aklım başıma değildi." Dedim. Adam ikimize de baktı ve " Tamam bir sorun olursa sizi ararız , gidibilirsiniz." Dedi ve çıktı. Ben hemen odamın lavabosuna gittim ve yüzümü yıkadım. Kendimi iyi hissedene kadar çıkmadım. Lavabodan çıktığımda Yonca çantamı topluyordu. " Ne yapıyorsun?" Dedim. "Çantanı topluyorum, gidiyoruz" dedi. Kaşımı çatıp" Nereye gidicez acaba bir yer mi var?" Dedim durdu. "Bilmiyorum" dedi." Hiç bir şey bilmiyorum " dedi ve yanıma oturdu." Sara ne yapıcaz?, nereye gidicez?, kime gidicez?" Tam o sırada aklıma bir şey dank etti. Annem yoktu, ne sabahtan beri beni aramıştı, ne de mesaj atmıştı. Saate baktım saat 6.28 di. Normalde çoktan gelirdi. Yonca' ya baktım ve " Annem geldi mi? Dedim. Bana baktı ve " Hayır neden ki?" Dedi. " Normalde bu saatte evde olurdu." Dedim. Yoncaya hemen çantamı toplamsını istedim hemen kalktı ve toplamaya başladı, annemin odasına gittim ve annemin kıyafet dolabına baktım çoğu yoktu,takılarına baktım yoktu. Annem gitmişti yada KAÇMIŞTI. Balkona çıktım araba kapıdadı. Arabayı almamıştı. Sanırım annem babamı ÖLDÜRMÜŞTÜ. Belkide ben yanılıyordum yada yanılmak istiyordum. Bilmiyorum ama bu kadar ileriye gitmiş olamaz, gitmemeli. Odama doğru koştum tam odaya girerken Yonca çıktı. Elinde çantam vardı. Aşağa inmesini söyledim.başını sallayıp indi, odama girip üstümü değiştirdim. Şükür ki Yonca tüm kıyafetlerimi almamıştı. Hemen üstümü giyindim, bu arada telefonum şarj edilmişti. Şarj aletiyle yanıma aldım ve aşağıya indim. Kapıdan çıkacakken son kez eve baktım; yerdeki kana,kırılmış camlara, dağılmış oturma odasına, kanlı kapıya. Yonca'nın sesiyle irkildim. Ve hemen aşağıya indim. Bina kapısını kappattıktan sonra Yonca 'ya baktım. O da bana bakıyordu. Ona bir adım attım ve o da bana bir adım attı. Karşı karşıya geldiğimizde bana sadece sarıldı sadece bir koca sarılma ama o bana yetti. Sarılmak gerçekten iyi geliyormuş, ve bu duygu hiç tatmadığım bir tat ama en sevdiğim duygu artık bu. Sonra koluma girdi. İlerledik, sadece ilerledik. Ne o ne ben o yolu biliyorduk sadece ilerliyorduk. Zaten yolun sonu belliydi. Yollar yolcuya göre belli olur. Yol yolcuyu severse iyiye,sevmediyse kötüye ama benim yolum hep nokta'ya çıkardı,çıkıyordu,çıkacakdı. Nokta başım ve sonum,sağım ve solum, kenarım ve köşelerim her yolumun sonu. Biraz daha ilerledik. Artık ana yola kadar gelmiştik,tam o sırada önümüzde bir siyah araç durdu. Ve bir adam aşağıya indi. Bu sabah beni suçlayan polis memuruydu. "Selam, tekrardan ben acilen karakola bekleniyorsunuz,yeni bir ceset bulduk" dedi. Yoncayla birbirimize baktık, sonra polis memuruna baktım ve başımı salladım. Korkuyordum, biri öldüyse bile bizi ne alakadar ederki, benimle,bizimle alakası neydi bilmek istiyordum. Ve artık yorulmuştum. Gerçekten. Artık. Çok. Yorulmuştum.
Bölüm 2
2. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.