İçeriğe geç

NİKAHTA KERAMET VARMIŞ

Bölüm 4 · 11 dk okuma

NİKAHTA KERAMET VARMIŞ

Bölüm 4

✨ 4 ✨

Sabah kalktığında huzurluyda yatağında . Aslı dün baş hekimi arayıp 1 hafta izin almıştı. Bu izinin içinde her şeyi halletmek istiyorlardı. Dün Fatih'in ona dediklerini düşündü.

"Gözlerin göz alıcı..."

Onunla anlaşmalı evlilik yapacaklardı. "Onu düşünmemeliyim" dedi kendi kendine. Sonra kafasını iki yana sallayıp yatağından kalktı. Sabah namazı için abdest aldıktan sonra seccadesini alıp hızlıca namaz odasına gitti. Mutlu görünüyordu. Ailedeki herkes onun bu haline şaşırmıştı. Ama Asel Hanım düşüncelerinin doğru çıktığını düşünüyordu. İçinden "Demek kızım da etraftaki genç kızlar gibi onu beğeniyor ve hatta belki seviyor"dedi.

Namazları bitince herkes birkaç sayfa Kuran okuyup odasına dağıldı. Faruk Aslı'nın arkasından gidip onunla konuşmak istediğini söyledi. İkisi de Aslı' nın yatağına oturdular. Faruk lafa nereden başlayacağına karar vermeyince ilk önce özür dilemeliyim diye düşündü.

"Özür dilerim, annem senin de onu sevebileceğini söyleyince..."

Daha fazlasını dile getirememişti. Sonra bu sabah Aslı'nın yüzünün güldüğü aklına geldi.

"Belki de seviyorsundur?" deyip kaşlarını kaldırdı. Bir yandan da sırıtıyordu. Aslı abisini daha da üzmek istemiyordu. Başını önüne eğdi. Abisinin bari onu sevdiğini sanmasını istiyordu. Fatih' in tavırları aklına geldikçe onu sevebileceğini düşünemiyordu. Faruk annaesinin öğlen Aslı ile konuşmak istediğini söyleyip dışarı çıktı. Aslı annesinin ne konuşacağını bildiği için heyecan yapmıştı. Zar zor uykuya daldı. Sabah kucağındaki yiğeni ile oynadıktan sonra kahvaltıya indi neşeli görünerek.

Herkese selam verip oturdu, yemeğini yemeğe başladı. Herkes çok sessizdi. Gözü yüzüğüne takıldı. Evlendiği gerçeği yüzüne soğuk bir rüzgar gibi çarpmıştı,irkildi. Hızlıca yemeğini yedikten sonra yukarı çıkıp Fatih ile buluşmak için hazırlandı. Mor bir elbise üzerine beyazımsı bir şal yaptı.

Telefonuna gelen bildirim ile odasından çıktı. Annesine çarşıya çıkacağını söyleyip büyük kapıdan çıktı. Bir taksi çevirdi. Şöfere konumu gösterip yolu izlemeye başladı. Anlaşma da ne olması gerektiğini düşünürken taksi durdu. Parasını verip etrafına bakındı. Kafeye girdiğinde önceki geldiklerinde oturdukları yerde oturuyordu Fatih. Anlaşmadan vazgeçmişti.

Aslı masaya oturduğunda kağıt falan bekliyordu. Masaya oturduğunda şaşırdı. Fatih ciddiliğini koruyarak

"Anlaşmadan vazgeçtim"

"Neden? Dün o kadar kararlıyken niye vazgeçtin?"

"Oturup düşünce ve annem ile konuşunca gerçek evliliğin doğru olduğuna karar verdim."

Bunu söylerken son sözlerinde dudağı kıvrılmıştı. Kız ona güzel geliyordu. Ama ona bunu söyleyip egosunu okşamak istemiyordu. Annesine güveniyordu. Bu kızın huylarını öğrenince onunla anlaşabileceğini düşündü. Eğer anlaşamazlarsa zaten boşayacaklardı birbirlerini. Eğer ki anlaşırlarsa bunu bir anlaşma ile telikeye atmak istemiyordu.

Aslı bir hışımla cevap verdi.Çok kararlı gözüküyordu.

"Ben anlaşma istiyorum."

Fatih çapkın bir gülümsemeyle

"Ben anlaşma yapmıyorum, kendi kendine yapabilirsen yap"

Aslı dalga geçmesine iyice sinir olmuştu. Ona karşı bir şey yapmamak için kendini tutuyordu.

"Daha birbirimizi tanımıyoruz"

Fatih çapkın gülümsemeyi yüzünden silerek, kararlılıkla

"İllaki tanırız."

Aslı gerçekten şaşırmıştı. Dün o kadar sertken nasıl bu kadar değişti diye düşündü. Sinirle yerinden kalkıp kapıya yöneldi. Tam Fatih'n yanından geçerken Fatih kolundan tuttu. Aslı sinirle kolundaki ele bakıyordu.

"Ne olsa imam nikahlı karımsın, dokunabilirim değil mi?"

Bir şey dememeye kararlıydı Aslı. Bakışlarını kapıya yönelttiğinde içeri giren Doruk abisini ve Esma yengesini gördü. Başını Fatih'e çevirip kolunu kurtarmaya çalıştı. Doruk onları görünce hızla yanlarına varıp kardeşinin

kolunu Fatih'ten kurtardı.

" Bana bak Fatih Ağa ben zaten bu evliliğe karşıyım, gözüm üstünde..." Dahasını söyleyemeden Esma onun kolunu tutup sakinleştirmeye çalıştı. Doruk Esma'ya sevgiyle baktı. Sonra Aslı'ya sözünü söyleyip oradan ayrıldı.

"Arkandayım"

Aslı oradan hızlıca ayrıldı. Onların evlilikleri 1 hafta içinde olacağı için yapılacak bir şeyler vardır diye düşündü. Taksiye binip evine gitti. Zaten evlenince kocasının evinde kalacaktı. Bavulunu hazırlamalıydı. Odasına girdiğinde kapısının tıklatılması ile irkildi. Sinirliyken ani bir şey olduğunda kenine gelip sakinleşip irkilirdi. "Gel" dediğinde odaya elinde 2 bavul ve bir kaç poşet ile içeriye giren Esma yengesine baktı. Gerçekten de tam bir abla olmuştu ona. Esma elindekileri sallayarak ona gülüyordu. Esma elindekileri yere bırakınca Aslı koşarak ona sarıldı.

"O çok dengesiz" dedi. Sanki küçük bir çocuk annesine birisini şikayet ediyormuş gibi söylemişti. Esma ona gülümsedi. Sırtını sıvazlayarak bir yandan diğer eliyle kapıyı kapattı. Sonra onu yatağa oturtup konuşmaya başaladı.

"Doruk'ta öyleydi, hem baksana onun huyunu suyunu annem babam biliyor, kötü bir olsa izin vermezlerdi ki"

Aslı ne diyeceğini bilemeden ayağa kalkıp dolabını açtı. Sonra 2 bavula bakıp yengesine yöneldi.

"Yenge neden 2 tane ki?"

"Kitaplarında var ve benim aldıklarım da var" deyince Esma yerinden kalkıp kıyafetleri bavula dizmeye başladı. Çoğu eşyasını dizdikten sonra geri kalanını düğünden önce dizmeye karar verip akşam yemeğine indiler. Yemekten sonra Esma Aslı'nın elini tutarak Aslı' nın odasına koştu.

O gün işi olduğu için seçtikleri bindallıyı görememişti ve çok merak ediyordu. Odaya çıkarken merdiveni koşarak çıktıkları için odaya girdikleri gibi soluklanmışlardı.

"Hadi bavulları hazırlarken erteledin şimdi göster hadii"

Aslı dolabının alt çekmecesini açarak bindallıyı çıkardı. Esma bindallıyı alıp Aslı'nın üzerine tuttu.

O sırada ikizler durmadığı için Esma' yı çağırmaya gelen Doruk da gördğ Aslı'yı bindallı ile. Duygulandı o an. Sonra annesi ne kadar söylese de Aslı' nın o adamı sevmediği aklına geldi. Yumruklarını sıkıp gözlerini sildi. Ne kadar evde sözü geçebilecek olsa da babasına bir şey diyemiyordu. O bir şey demeden sinirle ayrıldı kapıdan. Esma hâla bindallıyı överken odaya Ebru ile Betül daldı. İkisi de aynı anda

"Anne halam çok güzel olacaak"

Esma da onları gülümseyip kafasını hafif eğerek onayladı. Sonra ikizler Aslı'nın iki elinden tutup odalarına götürdüler. Aslı giderken elindeki bindallıyı yatağa bırakıp gülerek onların odalarına gitti. İkiside giyeceği elbiseyi üzerlerine tutarak Aslı' ya gösterdi.

"Siz benden de güzel olacak tabi" dedi ikisinin ortasına geçerek. İkisi de elbiselerini yatağa bırakarak halalarının kucağına oturdu. Ebru halasını öpüp

"Hala sen gidecek misim şimdi?" diye sordu.

Aslı bir anlık yüzünü assa da tebessüm edip

"Ama ara sıra geleceğim inşAllah" dedi.

Kına günü

Aslı ve Fatih o zamana kadar sadece anneleri ile konuşup birbirlerini öğrenmişlerdi. Birbirleri ile hiç konuşmamışlardı. Aslı kahvaltıdan sonra eve gelen misafir ile ilgilenmekten bir türlü oturamamıştı. Bir yandan avlu ayarlanırken o da içeri de misafirler ile konuşuyordu. Teyzesi anneannesinin neden gelmediğini anlatırken Fatih'i ikisininde gözünün tutmadığını söylemişti. Aslı şaşırsa da bir şey diyememişti. Eğer teyzesine karşı bir şey söylerse teyzesinin onu abartacağını biliyordu. Dışarı akşama yakın hazır olmuştu. Ve erkek tarafından sadece çekirdek aile gelmişti Fatih'e de kına yakılacağı için erkekler içerde iken kızlar dışarı da eğlenecekti. Kına yakılacağı zaman ise Fatih çağırılacaktı. O yüzden içeride takım elbise ile bekliyordu.

Kınada herkes eğlenirken, kızmızı ve yeşil süslü sandalyeler orataya gelince arkadaki müzikte değişince Fatih de gelmişti. Kına yakılmaya başladığında kızlar Aslı elini açmayacak diye düşünürken Aslı elini direkt açmıştı. Kına yakılırken Aslı'nın yüzü açılınca Fatih Aslı' nın ağladığını gördüğünde içi acımıştı. Kızı önemsemiyordu kendince ama nedenini bilmeden üzülmesin de istiyordu. Fatih gece boyunca Aslı'nın yüzünü aklından çıkaramamıştı.

_____________________

Diğer günün sabahı Aslı uyandığında elindeki kınaya bakarak dün geceyi düşünüyordu. Aileler kına bittikten sonra oturup konuşmuşlardı. Fatih evden ayrılasıya kadar Aslı' dan gözünü ayırmamıştı. Doruk da Fatih' e dik dik bakmıştı ama Fatih hiç onu fark etmemişti. Aslı Fatih'in bakışlarını fark ettikten sonra bakışlarını hiç o tarafa yöneltmedi. Fatih düşünür bir şekilde bakıyordu Aslı'ya. Aslı bir kere görmüş olsa bile aklına kazımıştı resmen o bakışları. Aslı kahvaltıdan sonra odasına çıktı. Evde canı sıkılınca mutfağa gidip kek yapmak malzemeleri sehpaya dizmeye başladı. Ama bir kaç malzeme eksik olunca Doruk' u aramak için telefonu eline aldığında errana düşen mesajlara baktı. Fatih ona "Nasılsın?", "İyi misin?", "Napıyorsun" yazmıştı. Aslı mesajlara şaşırsa da mesajları önemsemeyip Doruk'u aradı. Doruk yazılımcı olduğu için her zaman evdeydi. Ama odaya dalmak istemiyordu. Esma da orada olduğu için onları çoğu zaman yanlız bırakmak istiyordu. Doruk telefonu açtığında sırıttığı sesinden belli oluyordu.

"Merak etme dalabilirsin şu odaya zaten daha ne kadar dalabilirsin ki" sonlara doğru sesi ciddileşmişti. Aslı bir şey diyemeyeceği için direkt asıl konuyu söyledi.

"Abi onu boşver de benim için markete gidebilir misin?"

"Tabi ki de ama sen de gel olur mu?" dedi. Doruk Aslı'nın normalde "O zaman ben giderdim" diyeceğini biliyordu. Ama Aslı onayladı. İkisi de beraber Doruk' un arabası ile markete gittiler. Aslı gerekenleri aldıktan sonra bir kaç süs malzemesi alıp pasta yapmaya karar verdi. Doruk abur cubur reyonuna geldiğinde "Sen bunu da seversin" diyip diyip nerdeyse sepetin yarısını doldurdu. Aslı, Doruk tam bir kaç şey daha koyacakken Aslı durdurdu. "Abi yeter bu kadar" diyerek kolunu tutup o çikolatalarını yerine koydu. Marketten çıkarken 1 poşete pasta malzemelerini diğer poşete de abur cuburları koyup Doruk ikisini de aldı. Aslı'ya poşet taşıttırmadı. Yolda giderken Aslı mesajlara cevap vereyim diye düşünüp telefonu açtığında Doruk' un gözüne takıldı. "Kim o?" diye sordu. Normalde sormazken, Aslı arabada telefona baktığı için değişik gelmişti. Dışarıyı izleyip düşünmeyi kimse tercih ettiğini merak etmişti. Aslı da bakışlarını kaçırarak Fatih diyince Doruk "Acaba seviyor mu ki?" diye geçirdi içinden. Aslı da abisine yakalanmış gibi hissettiği için utanarak cevap vermişti. Mesajlara karşılık olarak

"İyiyim, pasta yapacağım", "Sen?" yazıp cebine koydu telefonunu. Dışarıyı izlemeye başladı. Başta sadece cevap vermeyi düşünse de ayıp olabilir diye onu da sordu.

________________________

Fatih gelen bildirim ile bakışlarını bilgisayardan çekip telefona yöneltti. Telefondaki Aslı"dan gelen mesajları görünce gülümsemeye başladı. O telefonu ile ilgilenirken içeriye asistanı Ceren girdi. Üstüne gömlek ve etek birleşik bir parça altına da uzun bir çorap giymişti.

Bu tarzı ile şirketteki zengin adamları etkilemeye çalışıyordu kendince. Fatih kapıyı çalmadan girmesine sinir olarak telefonu bırakıp bilgisayara yöneldi. Ceren Fatih'in dikkatini çekmeye çalışarak günlük programı söylemeye başladı. Ta ki Fatih'in parmağındaki yüzüğü göresiye kadar, yüzüğü görünce ciddileşerek devam etti. Fatih buna şaşırsa da yine de söyleyeceklerimi ben söyleyeyim diye düşünüp Ceren sözlerini bitirince konuşmaya başladı.

"Kapıyı bir daha çalmadan açma hele ki karım ile geldiğim zamanlar..." Bu sözler Ceren üzerinde etki etmiyormuş gibi görünce Fatih gitgide şaşırdı. Ceren

"Başka bir sözünüz var mı efendim?" diyince Fatih'ten "Hayır" cevabını alıp dışarıya çıktı. Niye bir anda ciddileşip o şımarık kızdan ciddi kıza dönüştüğünü düşünürken parmağındaki yüzük gözüne takıldı. Ceren'in yüzüğü görüpte ciddileştiğini anlamıştı.

Aslında şirkette karısından bahsetmek istemiyordu ama dersini alsın diye söylemişti bunları. Ceren'in değişen huyundan sonra bu fikrinden vazgeçti. Ceren'in abisi ve babası şirkette iyi bir konumda olduğu için Fatih, Ali Ağa'ya bir şey dememişti. Ama bunu Ali Ağa kendi fark etmişti. Fark edince Aslı ile Fatih'in evliliğine destek çıkmıştı. Onların evliliğini direkt onaylanmıştı. Ceren'i de Baran'ın asistanı olarak ayarlamayı düşünüyordu. Çünkü Baran'ın Ceren'e karşı bir şeyler hissettiğini düşünüyordu. Ceren onu fark etmediği için Ali Ağa Ceren'e Baran'ı göstermeyi planlıyordu. Bahanesi ise huyu olacaktı. Tabi huyu değişmezse.

Ceren peşindeki sevdalıdan haberi yoktu. Onun için kocası zengin olsun yeterdi. Fatih'i karizmatik bulduğu için onu diğerlerinden daha ön planda tutuyordu. Onun evli olduğunu görünce diğerlerine yönelmeliyim diye düşündü. Fatih onun için artık sadece bir patrondu. Ama ayrılma ihtimallerini de göz önünde bulunduruyordu. O ihtimal aklına gelince sırıtarak çıktı dışarıya.

___________________

Fatih, Aslı'nın mesajını okumak için tekrar telefonu eline alıp arkasına yaslandı. Mesajları görünce Aslı'nın hamarat olduğunu düşünüp gülümsedi. Diğer meşajında kendisini sorması onu mutlu etmişti. Cevap olarak

"Ben şirketteyim çalışıyorum."

"Pazartesi için heyecanlı mısın?"

Yazmıştı. Sohbetin devam etmesini istiyordu içten içe.

_________________

Aslı arabadan inerken dışarıdaki onlardan önce gelmiş olan arabarlara baktı. Arabalar tanıdık gelince halalarının geldiğini anladı. Kuzenlerinin de gelmiş olmasına dua ederek hızlıca içeriye gitti. Doruk da elindeki poşetleri mutfağa ve Aslı'nın odasına koyup misafir geldiğinde toplanılan büyük odaya geçti. Halaları ve kuzenleri gelmişti. Oturup herkesle selamlaştı ve erkek kuzenleri ile derin bir sohbete karıştı. Aslı kız kuzenleri ile pasta yaparken bir yandan da konuşuyorlardı. Konu evliliğe gelince Aslı'ya Gül gülerek

"Sende sevdalıymışsın söylemiyorsun" dedi. Aslı başını eğdi. Utandığını düşünsünler istedi. Yeliz de

"Nasıl biri bari onu anlat, yakışıklı mı?" sonda göz kırptı. Sonra "Dur sen onu niye söyleyesin, karakteri nasıl?" diyerek sorusunu değiştirdi. Bu sırada telefona gelen bildirim ile herkes gülümsemişti Aslı dışında. Bildirim sesinden mesaj olduğu anlaşılıyordu. Aslı'ya bakarak hepsi aynı anda "İyi insan lafın üzerine" dediler. Ve kendilerini tutamayıp güldüler. Aslı iyice utanmıştı. Telefonu eline aldığında hepsi ona bakıyordu sırıtarak. Yeliz Aslı mesajları okurken

"Fotoğrafını göster ya da kişiliğini anlat" dedi. Aslı onu en meraklı kuzen olarak tanımlıyordu. Tam da hakkını veriyordu Yeliz. Aslı

"Başka zaman" diyerek mesaj yazdığını belli ederek yazmaya başladı. Mesaj yazdığını görünce kuzenler mesajlara karışmak isteselerde bugün daha fazla utandırmayalım diye bir birlerine kaç göz yaparak pastaya yöneldiler. Aslı masaya oturup düşündü. Aslı kişiliğini yavaş yavaş tanırım, onu anlatamam diye fotoğraf göstermeyi düşündü. Kendinde fotoğrafı olmadığı için ondan fotoğraf isteyecekti. Mesajlara

"Evet biraz heyecanlıyım"

"Şey ben senden bir şey isteyecektim" yazdı. Yazarken utanmıştı. Kızlar onu öyle görünce utandığını anlayıp birbirlerine bakıp sırıttılar ve pastayının pandispanyasını fırına sürüp Aslı'nın yanına masaya oturdular. Telefonlarını eline alıp hem pastayı hem de Aslı' yı bekliyorlardı. Aslı mesajları yazdıktan bir az sonra cevap geldi.

"Buyur" demişti sadece Fatih. Aslı ise

"Bana fotoğrafını atabilir misin?" yazıp beklemeye başladı.

Fatih fotoğrafını atıp

"Neden istedin ki?" diye yazdı. Aslı fotoğrafta Fatih' in karizmatik çıktığını düşündü. Sorusuna "Lazımdı" diye cevap verip başka bir fotoğrafını istediğini yazdı. Fatih ise

"Nedeni söyle ona göre atayım" dediğinde kızlara göstereceğini söylemek istemedi.

"Kocamın fotoğrafı olmayacak mı galerimde" yazdı. İlk defa ona böyle bir şey dediği için hem şaşkın hem de heyecanlıydı. Fatih ise başta şaşırsa da mutlu olarak cevap yazdı.

"Tabi ki de olacak:)" gerçekten de bunu yazarken sırıtıyordu. Sırıtarak bir kaç çeşit fotoğrafını daha attı. Sırıttığını fark ettiğinde kaşlarını çattı. "Ne oluyor bana?" diye düşündü. Yazdıklarını tekrar okuduğunda gülücüğü kullandığının farkına daha yeni varıyordu. Daha önce hiç kimseye bunu atmamıştı. "Kafam iyice gitti benim, çok yoruldum herhalde" diyerek masasını toplayıp ofisinden çıktı. Şirketteki kişiler yavaş yavaş çıkıyorlardı. Saatin kaç olduğunun farkına daha yeni varıyordu.

__________________________

Devam edecek...

Bölümleri cumartesi günü atmayı planlıyorum.

Gelecek bölümde görüşmek üzere...

Bölüm sonu

2 yorum

  • Fatih lütfen üzerine alın ama tam bir odunsun

  • Ulan sana inat Aslı ile anlaşma yapmak vardı ya