Karnındaki ağırlık ile açtı gözlerini Aslı kucağındaki yiğeni ile tebessüm etti. 'Daha şimdi uyumuştum ama' diye düşünse bile kızamıyordu onlara. Çok seviyordu yiğenlerini. Ona bakarken içeri giren abisinin sesi ile abisine çevirdi kafasını onunda kucağında diğer ikiz vardı.
"Millet zil sesine uyanır ben her sabah karnımın ağrımasıyla uyanıyorum ya"
Bu söylentisine karşı yiğeni suratını astı,
"Ne yani ağır mıyım ben o kadar?" dedi ve ne kadar amcasının kucağında da olsa kollarını göğsünde bağlayıp arkasını döndü. Faruk'ta onun suratını taklit etti ve Aslı'ya hadi derecesine kafasını oynattı. Ve aynı anda ikizleri gıdıklamaya başladılar. Aslı gıdıklarken bir yandan da kucağındaki yiğeninin bilekliğine bakmıştı. Kucağındaki çoğu zamandaki gibi Betül'dü. Faruk'taki ise Ebru'ydu. Ne kadar çoğunlukla böyle gelselerde bazen kafalarını karıştırmak için değişik geliyorlardı. Odayı onların gülmeleri doldururken kapıda kapının duvarına yaslanmış Doruk onları izliyordu. Mutluydu bu sahne karşısında hem de huzurluydu. Kız çocuklarının olması için o kadar dua ederken Allah ona 2 kız birden vermişti. İçinden çokça kez şükrederken Aslı abisini fark edince gıdıklamayı bıraktı. Doruk bunu fırsat bilerek
"Çocuklarımı alabilir miyim? Anneleri çağırıyor üstleri değiştirilecek ve kahvaltıya inilecek!"
Kahvaltıdan bilerek bahsetmişti. Kızlarının kahvaltıya düşkünlüğünü kullanmıştı.
Kızlar koşarak gittikten sonra Faruk arkalarından
"Bir kişiye iki kişiyi sattılar" dedi. Ve Doruk da buna karşı gülmemeye çalışarak "Bir kişi iki kişiye bedelse demek" dedi ve kaçtı.
Aslı ile Faruk arkasından aynı anda "HAİN!" diye bağırdılar duysun diye. Bunu duyan Onur
"Babam hakkında öyle demeyin ya"
Demişti. Bunu derken kafasını göstermişti sadece duvarın arkasına saklanarak kapıdan konuşuyordu. Annesi onun üzerini değiştirirken kaçtığı belliydi. Ona gülerlerken kapının diğer ucundan Doruk gözüktü, işaret parmağını dudağına götürdü. Sonra Onur'u gıdıklarak kucağına aldı ve götürdü. Sonrasında Doruk'un Esma'ya
"Getirdim Esma'm son kaçağı da" deyişi duyuldu. Aslı da Faruk'a kahvaltıyı hatırlatarak onunda kahvaltıya düşkünlüğünü kullandı ve onu odasından yolladı. Sonra bir an oturup düşündü.
'Şu yaşıma geldim benimde böyle bir sevdam olur mu ki?'
Sonra vazgeçti. Ne olsa çocukluğundan beri" Ben evlenmeyecem kariyer yapacam"diyordu. Oturduğu yatağından "Aman bee" diyerek kalktı. Üstünü değiştirip kahvaltıya indi. Adeta merdivenlerden sek seke indi. Kahvaltıyı güle güle yaparlarken annesi birden kollarına yana açarak
"Bugün isteme var yaa" diye konuştu ortaya.
Aslı gülerek sofrada gezindirdi gözünü.
O sırada Faruk abisinin asık suratı dikkatini çekti. Kaşlarını çattı.
"Ne oldu abi vermiyorlar mı kızı?"
Faruk bir anda çıkıştı.
"Allah korusun! 'Tövbe' de"
"E o zaman neden yüzün asık"
"Bişey yok ya" dedi zorla gülümseyerek.
Bi şekilde atlamışlardı konuyu. Aslı ise fazla umursamayarak üstünü değiştirmeye gitti.
Üstüne bol bir yeşilli beyazlı bir elbise giyindi. Evin önünde Faruk abisi siyah arabasıyla hazır bekliyordu. Dışarı çıktığında izlendiğini hissetti. Etrafına bakındı bir an ama kimse dikkatini çekmeyince arabaya bindi.
En sonunda araba durduğunda Faruk abisi annesi ve yengesiyle konuşup Aslı ile bir yerde konuşacağını söyledi. Aslı şaşırsa da onayladı. Bir kıyıda oturdular. Faruk derin bir nefes aldı.
"Direkt girecem konuya beni bilirsin uzatmayacağım."
Aslı onlayarak kafasını salladı.
"... Berdel olacak"
Aslı kaşlarını çattı.
"Nası?"
"Miran Ağa sen eğer Fatih ile evlenmeyecek olsaydın bizi de evlendirmeyecekti... Üzgünüm"
Aslı bir an derin düşündü.
"Bana neden sormadınız ki?"
"Sen... Yoğundun... Gerçekten özür dilerim"
Aslı üzerinden gelirim belki diye düşündü.
'Şu okuduğum kitaplardaki gibi anlaşma yaparım ama büyük ihtimalle aşık olmadan hallederim anlaşmayı' diye geçirdi.
Faruk"Noldu çok mu kızgın... Gerçekten öz-"
" Affetim abim hallederim ben inşAllah sen ne kadar uğraştın Derya yengem için.."
🔻🔺🔻🔺🔻🔺🔻🔺🔻🔺🔻🔺🔻
Akşam olduğunda ailecek arabaya binip üzerime kırmızı bir elbise üstüne ise siyah bir şal yaptı Aslı. Bugün Fatih Ağa'yı göreceği için garip hissediyordu. 'Hemen gibip geliriz' diye düşündü. Hemen hızlıca açaşağı indi. Aşağıda herkes onu bekliyordu.
"Çok bellettim mi?" diye sordu.
Herkes kafasını sağa sola salladı. O da tebessüm etti. Herkes arabaya bindi. Miran Ağa'nın konağına varmışlardı hemen.
Kapıda ilk önce Ali Ağa sonra Fatma Hanım sonra Doruk sonra Esma sonra Aslı en sonda da Faruk elinde çiçek ve çikolata ile duruyordu.

Çikolatalısı

Çiçeği(büyük olsun:))
Derya kapıyı açtığında heyecanı gözlerinden belli oluyordu herkes gülümseyerek ve selamlaşarak içeriye girdi. Sıra Aslı'ya geldiğinde o da Derya' ya selam verip girdi. Derya'nın asnnesi ve babası ile de selamlaştıktan sonra onların yanında uzun boylu yapılı birisi vardı(Fatih). Aslı kafasını kaldırmadan "Selamünaleyküm" dedi. O da karşılık verince Aslı hemen içeriye geçti. Derya da gelince Aslı'nın yanına oturdu. Sohbet normal bir şekilde ilerken konu birden Derya' nın kardeşi olan Yavuz ve eşi Meltem'e gelmişti. Onlar şehirdışında oldukları için gelememişlerdi. Derya bir anda kalkınca o da kalkıp arkandan ilerledi. Mutfakta kahve pişiriyorlardı beraber. Derya tuz akmak istemiyordu.
"Ya ne olsa tuz ismediğinde konuyormuş biz şeker koysak?"
Aslı o sırada sırıttı. Derya'nın kuzenleri itiraz ederken Aslı biranda onayladı. Abisi şekeri sevmiyordu ki. Derya yanında bi destekçi buldupu için sevindi ve bolca şeker koydu. O kahveleri koyarken Aslı ve Derya'nın kuzenleri masada oturuyordu. Aslı biranda eğilince hepsi eğildi. Fısıldayarak
"Abim şekeri sevmez" dedi hâla sırıtıyordu. Herkes sessizce güldü. Derya hiç bişey anlamıştı. Derya bir tepsiyi edline aldıktan sonra diğerini almaları için onlara bakmaya başladı. Ama kuzenler direkt eve kaçtı çünkü Aslı ile Fatih'in sevdalı olduklarını duymuşlardı. Mecburen Aslı aldı diğer tepsiyi ve derin bir nefes alarak girdi içeriye. Derya Faruk'a verirken Aslı da Fatih'e veriyordu. Ne yapacağını bilemedi bir an. Eli titredi.Fatih Ağa ona sert ve dik dik bakıyordu. Göz göze geldiklerinde hemen kaçırdı gözünü ve yerine oturdu. O tarafa bakmamaya çalıştı. O sırada gözüne abisi takıldı. Derya'ya bir az sıkıntılı bakıyordu. Derya ise ne olduğunu anlamamıştı. Aslı eğilip onun kulağına abisinin şeker sevmediğini nerdeyse nefret ettiğini söyledi. Derya şaşırmıştı. Özür dilermişçesine baktı Faruk'a.
Derya istenirken Ali Ağa söze başlamadan önce Fatih ile Aslı'ya göz attı. Aslı kapasını bile kaldırmazkan Fatih dik dik ona bakıyordu. Fatma Hanım da Ali Ağa da birbirine baktı. İkisi de alışacaklarını düşünüyordu.
__________________________
Devam Edecek...
917 Kelime
༼ つ ◕_◕ ༽つ
Diğer bölümde görüşmek üzere...
