Tanrılar Meclisinde Sınav Başlıyor
Stollas gözlerini yeniden açtığında, kendini bambaşka bir dünyanın ortasında buldu. Etrafındaki manzara, önceki karanlık boşluktan tamamen farklıydı. Büyük dağlar, aralarından akan nehirler ve gökyüzünde asılı duran devasa gezegenler vardı. Bir yandan her şey muazzam bir güzellikteydi ama diğer yandan garip bir ağırlık hissediyordu. Tüm bu güzellikler, bir savaş alanının habercisi gibiydi.
Portalın içinde beliren bir ses yankılandı:
"Tanrılar Meclisinin huzurunda, varis adayını sınavına sokuyoruz! Güç, bilgelik ve cesaretinle tanrılığını hak etmelisin!"
Stollas bu sözleri duyduğunda içini bir ürperti sardı. Bu sınavın onun kaderini belirleyeceğini biliyordu. Fakat sınavın ne olacağını bilmiyordu. Bir anda önünde devasa bir ışık küresi belirdi. Küre, altın sarısı parıltılar saçıyor ve içinde sürekli değişen görüntüler gösteriyordu. Bir tanrıya yakışır şekilde bu kürenin sırrını çözmek zorundaydı.
Stollas’ın elleri hafifçe titremeye başlamıştı. O an, Soul’un sesini uzaktan duydu:
"Sakin ol, Stollas. Gücünü hisset. İçindeki tanrısal yetenekleri hatırla. Seni bu noktaya kadar getiren yolu düşün."
Stollas derin bir nefes aldı ve zihnini toparlamaya çalıştı. O esnada ışık küresi birden kırıldı ve içinde korkutucu yaratıklar belirmeye başladı. Üç başlı bir ejderha, karanlık sisler içinde dev bir yılan ve korkunç kanatlı iblisler... Hepsi aynı anda Stollas’a doğru hücum etti.
Stollas içgüdüsel olarak ellerini kaldırdı. Boynuna dolanan yılanlar hareketlendi, fısıltılar etrafında yankılanıyordu:
"Emriniz nedir, efendim?"
Stollas, içindeki gücü hissetmeye başlamıştı. Yılanların ona sağladığı bir güç vardı ve bu gücü kontrol etmek zorundaydı. Ejderha büyük bir alev topuyla üzerine hücum ederken Stollas derin bir nefes alarak karşılık verdi:
"Savunun!"
Yılanlar anında büyüdü ve devasa bir kalkan gibi Stollas’ı sardı. Alevler yılanların etrafında dönerek sönüp gitti. Stollas bir an için gücünü nasıl yönlendirdiğini anlayamasa da, içindeki bu kuvvetin gerçek olduğunu fark etmişti. Yılanların kendisine itaat ettiğini biliyordu.
Fakat bu sadece başlangıçtı. Yılanlar onu korumuştu ama saldırmak zorundaydı. Karşısındaki yaratıkların çok daha güçlü olduğunu hissetti. Bu sırada Nidravipra’nın sesi yeniden zihninde yankılandı:
"Sadece savunmak yetmez. Güç, hem yaratmak hem de yok etmektir. Gücünü serbest bırak, yoksa senin sonun olur."
Stollas derin bir nefes daha aldı ve içindeki karanlık enerjiyi çağırdı. Bir anda gözleri değişti. Bahar kadar yeşil olan gözleri karanlık bir griye dönüştü ve boynundaki yılanlar hızla büyüyerek devasa ejderhaya doğru atıldı. Yılanlar ejderhanın etrafını sardı ve onu hızla sıkmaya başladılar.
Ejderha çırpınıp direnirken, yılanlar onu yere indirdi ve karanlık sisler ejderhayı tamamen sardı. Ardından büyük bir patlama sesiyle ejderha yok oldu. Diğer yaratıklar da bu manzarayı görünce duraksadılar. Korkuyla geri çekilmeye başladılar.
Stollas, etrafındaki yaratıkları bir süre izledi. Ama bu zaferden henüz emin olamamıştı. Tam o sırada, karanlık sislerden bir figür çıktı. Bu, Nidravipra’nın tanrısal formuydu. Üzerinde yıpranmış keten kumaşlar, etrafında ise sürüyle yılan dolanmıştı. Stollas’a doğru gülerek yaklaştı.
"İyi iş, varisim," dedi Nidravipra. "Ama sınavın henüz bitmedi. Bir tanrı olmak sadece güç göstermekle olmaz. İçindeki dengeyi bulmak zorundasın."
Nidravipra elini kaldırdı ve gökyüzü karardı. Etraftaki dağlar sarsılmaya başladı, nehirler tersine akıyordu. Stollas, bu ani değişime şaşkınlıkla baktı. O sırada Nidravipra devam etti:
"Gücünü serbest bıraktığında sadece yok etmek değil, yaratmak zorundasın. Bir tanrı, yok olanın yerine yeniyi getirmek zorundadır. Dengeyi koru, Stollas."
Stollas, Nidravipra’nın sözlerini anlamaya çalıştı. Yıkım yaratmak kolaydı ama dengeyi sağlamak, yıkılanın yerine bir şey inşa etmek zor görünüyordu. Yılanlar etrafında dolanırken Stollas, bu gücü nasıl dengeleyeceğini düşünmeye başladı.
Birden etrafındaki yıkılan dünyayı yeniden canlandırmak için bir ilham geldi. Ellerini havaya kaldırdı ve içindeki gücün bu sefer sadece yok etmeye değil, aynı zamanda yeniden yaratmaya odaklandığını hissetti. Nehirler yeniden akmaya başladı, dağlar eski ihtişamına döndü ve gökyüzü yeniden maviye büründü.
Nidravipra gülümseyerek geriye çekildi:
"Başardın, varisim. Artık tanrısal yeteneklerinin farkına vardın. Bu senin son sınavındı."
Tam o sırada, portalın içinden bir ışık huzmesi belirdi ve Stollas, kendini yeniden Tanrılar Meclisi'nde buldu. Meclisin tüm üyeleri sessizce ona bakıyordu. Kart karı, ciddiyetini koruyarak konuştu:
"Stollas Carpenter, sınavını başarıyla tamamladın. Sen, artık Yılanların ve Kabusların Tanrısı Nidravipra'nın varisi olarak kabul ediliyorsun."
Mecliste bir alkış koptu. Stollas derin bir nefes alarak başını eğdi. Kaderini kabul etmişti, ama artık bambaşka bir dünyaya adım attığının farkındaydı. Bu, onun tanrısal yolculuğunun sadece başlangıcıydı.
---