---
İki Dünya Arasında
Stollas gözlerini hafifçe araladığında odasındaki tanıdık eşyalarla karşılaştı. Birkaç saniye boyunca nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Yastığının yanında duran kitap, masasındaki dağınık defterler ve pencereyi hafifçe aralayan sabah güneşi... Rüya gibi yaşadığı tanrılar dünyası, şimdi ona uzak bir anı gibi geliyordu. Ama gerçekti. Boynundaki hafif sıcaklığı hissettiğinde bir kez daha farkına vardı—Oroc hâlâ oradaydı, küçük yılan onun etrafına dolanmıştı.
"Bu sadece başlangıç," dedi Oroc, ince ve hırıltılı sesiyle.
Stollas, yorgun bir şekilde yataktan doğruldu. Bugün okula gitmek zorundaydı, fakat zihni rüyalar, tanrılar ve garip olaylarla dolup taşıyordu. Her şey çok hızlı gelişiyordu; Uma, Nidravipra, Soul ve şimdi de Asmodai’nin gizemli teklifi...
Bir an kendisini yalnız hissetti. Ailesi hâlâ iş seyahatindeydi, evde kimse yoktu. Bu kadar büyük bir sırla baş başa kalmak ona ağır gelmeye başlamıştı. Ama hayat devam ediyordu. Sıradan bir liseli öğrenci gibi görünmek zorundaydı.
Okul Yolu ve Yeni Sırlar
Stollas, ağır adımlarla evden çıkıp her zamanki gibi okul yoluna koyuldu. Sokaklar tanıdıktı; aynı dükkânlar, aynı insan kalabalığı... Ama her şey ona bir nebze farklı görünüyordu. Sanki etrafındaki dünya, gerçek ve rüya arasında ince bir çizgide asılı kalmıştı.
Yolda Clara ve Soul’u okul kapısında beklerken gördü. Clara her zamanki gibi neşeliydi, ama Soul ona sessiz bir bakış attı. Sanki her şeyin farkındaymış gibi...
"Sabah, Stollas!" dedi Clara, heyecanla ona el sallayarak. "Bugün matematik sınavı var, çalışabildin mi?"
Stollas, Clara’nın sorusuna cevap vermekte zorlandı. Rüyalar ve tanrılar dünyasında geçen olaylar, sınavları neredeyse unutturmuştu. Bir yandan da bir lise öğrencisi olarak normal hayatını sürdürebilmesi gerekiyordu. Kafasında karışık düşüncelerle bir gülümseme yerleştirmeye çalışarak başını salladı.
"Evet, çalıştım biraz," dedi dalgınca. Gerçekte çalışmamıştı, ama bu detayları şimdilik düşünmek istemiyordu.
Soul ise sessizce ona yaklaştı ve alçak bir sesle konuştu:
"Dikkatli ol, Asmodai’yle yaptığın anlaşmanın yankıları olabilir. Tanrılar dünyası sessiz kalmaz. Ama öncelikle günlük hayatına devam etmelisin."
Stollas, Soul’un ciddiyetini fark etti, fakat şu anda bir tanrılar savaşıyla ilgilenmek yerine sadece sıradan bir gün geçirmek istiyordu. Belki de bir süreliğine her şeyi unutmak onun için en iyisi olabilirdi.
Sınıfta Sessiz Gerilim
Matematik dersinde Bay Hanry her zamanki gibi tahtaya bir şeyler yazarken, sınıfın büyük kısmı onu umursamıyordu. Arka sıralarda Peter ve diğer "badboy"lar yine kendi aralarında mırıldanarak öğretmene dalga geçiyorlardı. Stollas, her zamanki yerinde, Soul’un yanında oturmuştu. Garip bir şekilde kendisini rahat hissetti. Her şey normalmiş gibi görünüyordu. Fakat bu sessizlik uzun sürmedi.
Tam dersin ortasında, Stollas'ın boynundaki yılan Oroc hafifçe hareketlendi ve fısıldadı:
"Bir şeyler geliyor. Hazırlıklı olmalısın."
Stollas, tedirgin bir şekilde etrafına baktı. Gözlerinin köşesiyle, sınıfın köşesinde bir karaltı fark etti. O şey, insan değildi. Ama kimse fark etmiyordu. Karaltı yavaşça büyümeye başladı ve duvardan süzülürcesine hareket ediyordu.
Soul, Stollas’a bir bakış attı ve sessizce yerinden kalktı. Kimse farkında değildi, ama bir şeyler hızla değişiyordu. Tanrılar dünyası, Stollas’ın normal hayatını işgal etmeye başlamıştı.
"Sakin ol," dedi Soul, "Bu sadece bir gözcü. Asmodai, seni izlemeye başladı."
Stollas, derin bir nefes aldı ve kafasını toparlamaya çalıştı. Tüm bunlar arasında, sıradan bir hayat sürdüremeyeceğini anlıyordu. Artık hem tanrılar dünyasıyla başa çıkması, hem de okuldaki normal hayatına devam etmesi gerekiyordu.
---