İçeriğe geç

Nevermore’un Gölgeleri

Bölüm 7 · 7 dk okuma

Nevermore’un Gölgeleri

Bölüm 7

Thornill’in Dosyaları

Sabahın ilk ışıkları, Nevermore'un pencerelerine kanatsız ölü kuşlar gibi düştüler — renksiz, sessiz, beklenmedik bir umutsuzluk taşıyan. Enid uyandığında, Wednesday'in yine uyanık ve masanın başında olduğunu gördü, ama bu sefer elinde daktilo değil, dün gece mezarlıktan getirdikleri eski nesneler vardı.

"Uyumadın yine," dedi Enid, esneyerek, saçları bir kutup keşif ekibinden dönen maceracı gibi her yöne dikti.

"Uyku, ölümün küçük kardeşidir," dedi Wednesday, bir bilekliği ışığa tutarak. "Ve ben ölümden fazla kardeşim."

"Bu cümle... bilmiyorum, bir şeylere benziyor ama tam emin değilim." Enid, yatağından kalktı, Wednesday'in omzunun üzerinden bakarak. "Ne buldun?"

Wednesday, masanın üzerindeki nesneleri işaret etti — Rowan Laslo'nun bilekliği, birkaç eski madalyon, ve mezarlıktaki raflardan çaldıkları (evet, "çalmak" kelimesi burada teknik olarak doğruydu) kişisel eşyalar. "Hepsinde aynı sembol var: karga ve kırık ay. Ama bak —" Bir madalyonu Enid'e uzattı. "Bunun arkasında farklı bir işaret var."

Enid çevirdi — madalyonun arka yüzünde, çok daha küçük, neredeyse mikroskopik harflerle yazılmış bir tarih vardı: 1865-1875-1885... liste, on yıllar halinde devam ediyordu, son tarih 2015'ti.

"Bu... kurbanların yılları mı?" diye sordu Enid, sesi titrek.

"Kurbanların değil," dedi Wednesday, gözleri parlayarak. "Rahiplerin. Dorian 'otuz yıldır bu görevdeyim' dedi. Ama bu liste, 1865'ten beri süren bir görev sırasını gösteriyor. Yani Dorian, tek baş rahibi değil — sadece sonuncusu."

"Bir rahip zinciri mi? Her on yılda biri ölüyor, yerine başkası geçiyor?"

"Ya da," dedi Wednesday, sesi düşünceli, "bir şey onları yaşıyor, ve her on yılda bir yeni bir 'vücut'a ihtiyaç duyuyor."

Bu düşünce, odadaki havayı dondurdu. Enid, masaya oturdu, elleri titreyerek. "Yani... bu bir kurban ritüeli değil. Bu bir... varlık transferi. Gölgeler İmparatorluğu dediği şey, aslında bir... bir şeyin bedenden bedene atlaması mı?"

"Kurucu aileler anlaşma yaptı, güç karşılığında," dedi Wednesday, parçaları birleştirirken zihninde. "Ama gücün bedeli, bu varlığın her on yılda bir yeni bir 'konak' bulması. Ve kurucu ailelerin çocukları, törenin bir parçası olarak, bu işlemi kolaylaştırıyor. 'Onur' dedikleri şey bu — ailelerinden birinin, bu varlığın yeni vücudu olması."

"Bu çok daha kötü," dedi Enid, yüzü bembeyaz. "Bu, ölmek değil. Bu... sahiplenilmek. Bütünüyle."

Kapı vuruldu — üç kez, hızlı, panikli. Xavier'in sesi duyuldu: "Wednesday, Enid, çabuk açın!"

Kapıyı açtıklarında, Xavier'in yüzündeki ifadeyi gördüler — soluk, terli, gözleri kırmızı, sanki geceyi ağlayarak veya uykusuz geçirmiş gibi. Ve elinde, yine o defter, yeni bir çizimle.

"Bunu sabah uyandığımda buldum," dedi, titreyerek. "Yine trans hâlinde çizmişim, ama bu sefer... bu sefer farklı. Bakın."

Çizimde, kapelin içi vardı — yarın geceki toplantı yeri. Ortada sunak, üzerinde bir figür yatıyordu, cüppeli figürler çevrelemişti. Ama bu sefer, figürün yüzü netti: Enid.

Ve sunağın arkasında, duvarın içinde, büyük, karanlık bir şekil beliriyordu — insansı değil, gölgelerden oluşmuş, ama gözleri vardı, iki parlayan nokta, ve ağzı sanki gülümsüyordu.

"Bu... ben," dedi Enid, sesi fısıltıdan başka bir şey değil.

"Ve bu," dedi Wednesday, parmağıyla karanlık şekli işaret ederek, "muhtemelen 'Gölge'. Gerçek varlık, bu zeminin altında bekleyen. Törende, seni ona 'sunacaklar'."

"Bu resimde beni durduran kimse yok," dedi Enid, fark ederek. "Siz neredesiniz?"

Xavier, defterin bir sonraki sayfasını çevirdi — boştu. "Bilmiyorum. Belki... belki bu tek olasılık değil. Belki sadece... en güçlü olasılık."

"Güzel," dedi Enid, sesi tınlıyordu — o tuhaf, öfkeli kahkahaya yakın bir ton. "Yani en güçlü olasılık, benim bir gölgeler canavarı tarafından ele geçirilmem. Hafta sonum planlanmış gibi görünüyor."

Bianca ve Ajax da odalarına geldiğinde, grup tekrar bir araya toplandı. Bianca, annesiyle olan telefon konuşmasının devamını anlattı — gece boyunca üç kez daha aramış, sonunda bazı isimler öğrenmiş: eski öğretmenlerden bazıları, yerel iş adamları, hatta Jericho'nun belediye başkanının kocası. Eski Öğrenciler Kulübü, sadece mezunlardan oluşmuyordu; aynı zamanda kasabanın seçkinlerinin gizli bir derneğiydi.

"Ama annem bana bir şey daha söyledi," dedi Bianca, sesini alçaltarak. "Her on yılda bir, törenden önce, 'hazırlık' yapılırmış. Seçilen öğrenci, törenden birkaç gün önce, belirli bir mekâna çekilir — genelde, geçmişte seçilenlerin bulunduğu yer. Orada, 'Gölge' ile bir tür... bağ kurulur. Bir işaret bırakılır."

"İşaret mi?" diye sordu Ajax.

"Fiziksel bir işaret. Sembol, yara, ne bileyim... bir tür bağlantı. Törende, bu işaret sayesinde transfer kolaylaşır."

Enid, aniden, sol elinin bileğine baktı — orada, dün gece tüneldeyken fark etmediği ama sabah uyandığında gördüğü küçük, soluk bir leke vardı. Karga şeklinde, ama kırık kanatlı. "Bu... bu mümkün değil. Dün gece buradaydık, kimse bize dokunmadı."

Wednesday, hızla yaklaştı, Enid'in bileğini tuttu, inceledi. Gözleri karardı. "Tünel. Dorian oradaydı, ama belki de sadece o değildi. 'Gölge', fiziksel olmayan bir varlık — belki de o anda, temas kurdu seninle."

"Bu ne demek?" diye sordu Enid, panikle.

"Demek ki," dedi Wednesday, sesi sert, "zaman daralıyor. Töreni durdurmamız yetmez; bu bağlantıyı kırmamız lazım. Yoksa, tören olsun olmasın, 'Gölge' seni bulur."

Odada sessizlik çöktü. Sonra Thing, masanın üzerinde belirdi, parmaklarıyla hızlı bir şekilde işaretler yaptı — Wednesday onu izledi, kaşları çatıldı, sonra hafifçe gülümsedi (bu, iyi bir şeyin işaretiydi, nadir ama değerli).

"Thing," dedi, "Thornhill'in ofisini aramış. Kadının kapısı açık bırakılmış, içeride kimse yok. Ve masanın üzerinde... açık bir dosya var. 'Gölge Bağlantısı: Kesme Ritüeli'."

"Thornhill mi?" dedi Enid, şaşırmış. "Ama o da... yani o da mı?"

"Belki değil," dedi Wednesday. "Belki de bu bilgiyi saklıyordu, korumak için. Ya da belki de ikilemde — cemiyete ait ama içinde değil. Her iki durumda da, o dosya şu an bizim için hayati."

"Hemen gidiyoruz," dedi Enid, ayağa kalkarak, ama Wednesday onu durdurdu.

"Hayır. Ben gideceğim, sen kalacaksın."

"Ne? Hayır! Sen deli misin—"

"Enid," dedi Wednesday, sesi yumuşak ama kesin, elleri Enid'in omuzlarındaydı. "Senin üzerinde bir işaret var. 'Gölge' seni hissediyor, biliyorum hissediyor. Ne kadar kalabalıkta olursan, o kadar zorlanır. Burada kal, Bianca ve Ajax'la birlikte. Ben, Thing ve Xavier gideceğiz — Xavier'in vizyonları bize koridorlarda rehberlik eder."

"Ve ben?" dedi Enid, sesi kırılgan.

"Bekleyeceksin," dedi Wednesday, alnını Enid'inkine dayayarak, kısa ama yoğun bir an. "Ve ben döneceğim. Bu bir söz."

Thornhill'in ofisine vardıklarında — Wednesday, Xavier ve omzunda Thing — kapı gerçekten de aralıktı. İçeri süzüldüler, odayı hızla taradılar.

Masada, açık dosya duruyordu, sayfalar el yazısıyla doluydu. Wednesday, okumaya başladı, gözleri hızla satırları takip etti:

"Gölge, seçilenle fiziksel veya zihinsel temas kurduğunda, bir bağ oluşur. Bu bağ, bir işaret şeklinde görünür. Törende, bu işaret sayesinde tam transfer gerçekleşir. Ancak, eğer işaret, törenden önce, kutsal toprakta, seçilenin kendi kanıyla yıkanırsa, bağ zayıflar. Transfer mümkün olur, ancak 'Gölge' tam kontrol sağlayamaz — seçilen, kendi zihninde direniş alanı bırakır."

"Kendi kanıyla, kutsal toprakta," diye tekrarladı Wednesday, sesi düşünceli. "Bu ne demek?"

Xavier, dosyayı inceledi, bir sayfa daha çevirdi — orada, eski bir harita vardı, Nevermore'un etrafındaki toprakları gösteriyor, üzerinde bir nokta işaretlenmiş: "Kutsal Toprak: Kurucuların Eski Mezarlığı, Şehir Dışında."

"Jericho mezarlığı," dedi Wednesday. "Ama 'şehir dışında' diyor. Yani... başka bir mezarlık daha var."

Sonraki sayfada, bir not daha vardı, bu sefer daha yeni, daha taze mürekkeple yazılmış: "Wednesday, eğer bunu okuyorsan, bil ki ben senin tarafındayım. Ama bunu tek başına yapamazsın. Cemiyetin gözü üzerinde. Acele et, ama dikkatli ol. —E.T."

"E.T.," diye mırıldandı Xavier. "Evelyn Thornhill."

Wednesday, dosyayı kapadı, gözlerinde yeni bir ifade vardı — umut, ama temkinli bir umut. "Thornhill bize yardım ediyor. En azından bilgi veriyor."

"Ya da bizi bir tuzağa çekmeye çalışıyor," dedi Xavier.

"Herkes birer tuzak olabilir," dedi Wednesday. "Ama şu an başka seçeneğimiz yok."

Ofisten çıkarak, hızla yurtlara döndüler — Enid'i almak, mezarlığa gitmek, törenden önce bu bağlantıyı kırmak. Her dakika değerliydi, her dakika 'Gölge'nin Enid'e olan tutuşunu güçlendiriyordu.

Ama yurtların kapısına vardıklarında, içeriden gelen ses onları durdurdu — Bianca'nın çığlığı, sonra keskin bir sessizlik.

Wednesday, kapıyı açtı, içeri daldı.

Oda boştu.

Enid'in yatağı dağılmıştı, bir yastak yerde, perde yırtılmıştı. Ve masanın üzerinde, Wednesday'in daktilosunun yanında, küçük bir not vardı, kan kırmızısı bir mürekkeple yazılmış: "Çok geç, küçük Addams. 'Gölge' zaten uyandı. Tören, bu gece."

Wednesday'in elleri titredi — ilk kez, gerçekten, derinden titredi. Daktiloya vurdu, tuşlar çıngırdadı, ama çıkan ses boştu, anlamsızdı.

Xavier, arkasından duruyordu, Thing sessizce omzunda. "Wednesday," dedi dikkatle, "ne yapacağız?"

Wednesday, döndü, yüzünde bir ifade vardı ki, Xavier daha önce hiç görmemişti — o soğuk, hesaplı Wednesday yoktu; yerinde, gözleri alevle dolu, dudakları titreyen, ama sesi kesin bir kız vardı.

"Onu geri alacağız," dedi. "Ve bu sefer, kimse duramayacak bizi. Ne Dorian, ne Gölge, ne de o lanet olası kırık ay."

Pencereden dışarı baktı, güneş batmak üzereydi, ve ilk yıldızlar, geceyi bekleyen gölgeler gibi, ufukta titriyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.