Çarşamba sabahı, Nevermore'un çan kulesi yedi kez çaldığında, ses bu sefer tamamen boğulmuştu — sanki çan, su altında çalınıyormuş gibi, ağır ve uzak. Enid, yatağında doğrulurken, zemini titreşirken hissetti — bu sefer daha güçlü, daha uzun, neredeyse bir dakika boyunca.
Wednesday, hâlâ uyuyordu — ya da öyle görünüyordu. Enid, onu izledi, sonra pencereye gitti. Avluda, çatlak, artık bir karıştan genişti, ve içeriden altın ışık, neredeyse gün ışığı kadar parlaktı. Toprak, çatlağın kenarında, hafifçe kabarmıştı, sanki bir şey, yukarı itiyordu.
"Wednesday," dedi Enid, sesi alçak. "Kalk. Yer titriyor."
Wednesday, gözlerini açtı — bu sefer yavaş, gerçekten uykudan. "Ne kadar süre?"
"Bir dakika kadar. Ve şimdi durdu, ama..."
"Yaklaşıyor."
"Evet."
Wednesday, kalktı, giyindi, ve birlikte kahvaltıya indiler. Yemekhane, sessizdi — öğrenciler, geceki titreşimi hissetmişti, ve korku, havada asılıydı. Ama kimse konuşmuyordu, çünkü kimse, ne olduğunu bilmiyordu.
Masada, grup toplandı — Wednesday, Enid, Bianca, Xavier, Ajax, Yoko. Lionel ve Ophelia da, bir köşede, sessizce oturuyorlardı. Bianca, kitabı kucağında, yeni çevrilmiş sayfalarla geldi.
"Ritüelin pratik adımlarını buldum," dedi, sesini alçaltarak. "Üç aşama var. Birincisi, kurucu ailelerin kanı — bir damla, yeterli. İkincisi, anlaşma metninin yüksek sesle okunması. Üçüncüsü, 'bağ' — iki kişinin, birbirine dokunarak, sevgilerini açıklamaları. Bu, ritüeli tamamlayan son adım."
"Nerede yapılacak?" diye sordu Wednesday.
"Çan kulesinin altında, kapının önünde. Ritüel, kapıya yapılır — ve eğer doğru yapılırsa, kapı, güçlenir, varlık ise, zayıflar."
"Yani," dedi Enid, "ritüel, varlığı öldürmez, ama yeniden bağlar."
"Evet. Ve bu sefer, kurban olmadan — sevgiyle."
"Ama," dedi Xavier, "bir sorun var. Ritüel, 'iki kalbin birleşmesi' diyor — bu, sadece söz değil, fiziksel bir bağ da gerektirir. Yani, iki kişinin, ritüel sırasında, birbirine dokunması lazım. Sürekli, kesintisiz."
Wednesday, bir an durdu, Enid'e baktı — kısa, ama yoğun. Sonra, "Bu, sorun değil," dedi. "Ben ve Enid, ritüeli yapacağız."
" Wednesday," dedi Enid, sesi yumuşak. "Emin misin?"
"Eminim. Çünkü sen, benim... kalbimsin. Ve bu, sadece bir söz değil, bir gerçek."
Masada, bir an sessizlik oldu. Bianca, hafifçe gülümsedi; Xavier, defterine baktı, ama dudağı kenarında bir kıvrım; Ajax, kaskını düzeltti, bir şey söylemedi ama yüzünde bir şey vardı — bir anlayış, bir kabul.
Tam o sırada, Wednesday'in eli, masanın altında, Enid'in bacağına kaydı — yavaş, neredeyse fark edilmez, ama Enid, kurt duyularıyla, her saniyeyi hissetti. Wednesday'in parmakları, Enid'in dizinin üstünde, hafifçe durdu — nazik, sakin, ama orada, sıcak.
Enid, nefesini tuttu, gözleri bir an büyüdü, sonra sakinleşti. Wednesday, ona bakmıyordu — masadakilere, Bianca'ya, kitaba bakıyordu — ama eli, Enid'in bacağındaydı, ve parmakları, çok yavaşça, dizinin üstünde gezindi, hafifçe.
"Ritüel, ne zaman yapılacak?" dedi Wednesday, sesi normal, soğuk, sanki eli masanın altında değilmiş gibi.
Bianca, bir an durdu — bir şey mi fark etti? Yoksa sadece düşünüyor muydu? — sonra, "Mümkün olduğu kadar çabuk," dedi. "Ama önce, metni tam olarak çevirmeliyiz. Bir hata, her şeyi mahvedebilir."
"Ne kadar sürer?"
"Bir gün, belki iki. Bazı semboller, hâlâ belirsiz."
"O zaman, iki gün. Ve sonra, ritüel."
Enid, bu konuşmayı dinlerken, Wednesday'in eli, hâlâ bacağındaydı — dizinin üstünde, hafifçe, parmakları yumuşak. Enid, bir an, dudağını ısırdı — çok hafif, çok kısa — ve Wednesday, bunu gördü, ya da hissetti, çünkü parmakları, bir an, durdu, sonra, çok hafifçe, dizinin iç kıvrımına doğru kaydı.
Enid, "Ah," dedi — alçak, neredeyse bir fısıltı, neredeyse bir nefes. Ama masadakiler, bunu duymadı, ya da duymamış gibi yaptı. Yoko, bir an, Enid'e baktı, kaşını kaldırdı, ama bir şey söylemedi — sadece, güneş gözlüğünün arkasından, bir vampirin her şeyi gören gözleriyle, bir anlık bir bakış.
"İki gün," dedi Wednesday. "O zaman, bu süre içinde, hazırlıklarımızı tamamlayacağız. Bianca, Xavier, kitabı bitirin. Ajax, Yoko, çan kulesinin altındaki kapıyı izleyin — çatlaklar büyürse, hemen haber verin."
"Ya ben?" dedi Enid, sesini toparlamaya çalışarak.
Wednesday, ona döndü — eli hâlâ masanın altında, Enid'in dizinin üstünde. "Sen," dedi Wednesday, sesi normal ama gözleri Enid'e kilitlenmiş, "benimlesin. Ritüel hazırlığı boyunca, benimle kalacaksın. Çünkü ritüel, ikimizi gerektirir — ve biz, birbirimizi tanımaya, birbirimize alışmaya ihtiyacımız var."
"Alışmaya mı?"
"Ritüel sırasında, kesintisiz dokunma gerekiyor. Bu, bir bağ. Ve bağ, ancak iki kişi birbirine alıştığında, güçlü olur."
" Wednesday, biz, birbirimize zaten alışığız."
"Ama ritüel, farklı bir şey. Ritüel sırasında, sadece fiziksel değil, duygusal bir bağ da lazım. Ve bu, sadece 'seni seviyorum' demek değil — bunu, hissetmek lazım. Gerçekten, derinden."
Enid, bir an durdu, sonra elini masanın altında Wednesday'inkinin üstüne koydu — sımsıkı, sıcak. Wednesday, geri çekilmedi, sadece parmaklarını Enid'inkilerle kenetledi.
"O zaman," dedi Enid, sesi alçak, "alışacağız. Birlikte."
Öğleden sonra, Bianca ve Xavier, kütüphaneye çekildiler — kitap ve defterlerle, sembolleri çevirmeye devam ettiler. İkisi, baş başa, sessizce çalışıyorlardı, ama arada bir, Bianca bir sembol soruyordu, Xavier çiziyordu, ve ikisi, bir an, birbirlerine bakıp duruyorlardı.
"Bianca," dedi Xavier, bir süre sonra. "Bu sembol — 'kalp' — yanında bir de 'kök' işareti var. 'Kalp ve kök' — bu, 'sevgi ve aile' anlamına geliyor olabilir."
"Yani, ritüel, sadece iki kişinin sevgisini değil, aynı zamanda aile bağlarını da gerektiriyor?"
"Belki. Ve eğer öyleyse, ritüel, sadece Wednesday ve Enid'i değil, aynı zamanda kurucu ailelerin temsilcilerini de gerektiriyor."
"Ama kurucu ailelerin çoğu, cemiyetin parçasıydı. Onlardan kim güvenilir?"
"Sen, bir Barclay'sın. Wednesday, bir Addams. Ve ben, bir Thorpe. Üç kurucu aile, üç temsilci."
"Ve dördüncü?"
Xavier, defterini karıştırdı, bir sayfa buldu. "Dördüncü kurucu aile... Laslo. Rowan'ın ailesi. Ama Rowan, kayıp."
"Rowan'ı bulmamız lazım mı?"
"Belki. Ya da, Laslo ailesinden başka birini."
Bianca, bir an durdu, düşündü. "Lionel. Lionel Marsh, benim akrabam — annemin tarafı. Ama Laslo ailesinden değil. Yine de..."
"Yine de, Lionel, kurucu ailelerin bir kolundan. Ve o, aynadan kurtarıldı. Belki de o, ritüelin bir parçası olabilir."
"O zaman, Lionel'e sormalıyız."
İkisi, bir an sessizce oturdular. Sonra, Bianca, çok hafifçe, Xavier'ın eline dokundu — masanın üstünde, açıkça, kimseden saklamadan. Xavier, ona baktı, bir an, ve ikisi de bir şey söylemedi, ama elleri bir arada, sıcak.
Akşam, Enid ve Wednesday, odalarına döndüler. Yer, gün boyunca birkaç kez daha titremişti — her seferinde biraz daha güçlü, biraz daha uzun. Kapı, zayıflıyordu, ve ritüel, henüz hazır değildi.
Wednesday, masasına oturdu, notlar aldı — ritüelin adımları, gerekli kişiler, zamanlama. Enid, yatağın kenarına oturdu, onu izledi.
"Wednesday."
"Hm?"
"Bu sabah, masada... senin elin, bacağımdaydı."
Wednesday, bir an durdu, kalemi yavaşladı. "Evet."
"Bunu, neden yaptın?"
"Çünkü... orada olmak istedim. Sana dokunmak, beni sakinleştiriyor. Ve bu sabah, yer titriyordu, korkuyordum — ama sana dokununca, korku azaldı."
" Wednesday Addams, korktuğunu söylüyor."
"Sadece bir an. Ama evet."
Enid, kalktı, Wednesday'in yanına geldi, masanın kenarına oturdu. "Bil bakalım, ben de ne hissettim."
"Ne?"
"Senin elin, bacağımda, beni... sakinleştirdi. Ama aynı zamanda, bir şey daha — sıcaklık. Burada." Enid, göğsünü işaret etti. "Ve bu sıcaklık, korkuyla değil, seninle ilgili. Çünkü sen, benim... güvende hissettiğim tek kişisin."
"Sinclair."
"Evet?"
"Bu sefer, ben de, senin bacağına dokunmak istiyorum. Ama bu sefer, masanın altında değil. Açıkça. Çünkü gizlemek, benim için... artık doğru değil."
Enid, bir an durdu, sonra gülümsedi — yumuşak, sıcak, davetkâr. "O zaman, dokun."
Wednesday, yavaşça elini Enid'in dizine, bacağının üstüne koydu — açıkça, masanın üstünde gibi, saklamadan. Parmakları, dizinin üstünde durdu, hafifçe, ve Enid, nefesini tuttu.
" Wednesday..."
"Bu, ritüel hazırlığı. Kesintisiz dokunma. Alışma."
"Alışma mı?"
"Evet. Sana, senin tenine, senin varlığına alışma. Çünkü ritüel sırasında, bu bağ, güçlü olmalı. Ve güçlü bir bağ, ancak alışkanlıkla gelir."
" Wednesday, bu, çok mantıklı bir bahane."
"Bahane değil. Plan."
"İkisi de güzel."
Wednesday, parmaklarını Enid'in dizinin üstünde gezdirdi — yavaş, nazik, dizinin iç kıvrımına doğru, ama çok hafif. Enid, gözlerini kapadı, dudakları hafifçe aralandı, ve bir ses çıktı — alçak, sıcak: "Ah."
"Enid."
"Hm?"
"Sen, inliyorsun."
"Çünkü senin dokunuşun, beni... çok şey hissettiriyor. Kurt içgüdüleri, hassastır, ama bu, sadece kurt değil. Bu, sen."
"Ben mi?"
"Evet. Senin dokunuşun, başka hiç kimseye benzemiyor. Soğuk ama sıcak. Hesaplı ama nazik. Wednesday."
Wednesday, bir an durdu, ensesi kızardı, ama eli geri çekilmedi. "Alışıyor musun?" dedi, sesini normale döndürmeye çalışarak.
"Evet. Ve sen?"
"Ben de. Ama benim alışmam, daha yavaş. Addams'lar, dokunuşa kolay alışmaz."
"O zaman, pratik yapmalıyız."
"Pratik mi?"
"Evet. Her gece, biraz. Birbirimize dokunarak, alışarak. Ritüel gününe kadar."
"Bu, bir plan."
"Bu, bir ihtiyaç."
İkisi de güldü — Wednesday'in gülüşü kısa, yumuşak; Enid'inki uzun, rahat. Ve bu an, ritüel hazırlığı, varlık, kapı, tüm ağırlık — hepsi, bir dokunuşla, bir nefesle, hafifledi.
Perşembe sabahı, yer yine titredi — bu sefer, daha erken, saat dörtte, ve daha güçlü. Enid, uykudan sıçrayarak uyandı, Wednesday de aynı anda. İkisi de, bir an, birbirine baktı, ve hiçbir şey söylemeden, aynı şeyi düşündüler: zaman daralıyor.
Kahvaltıda, Bianca, yeni çevrilmiş sayfalarla geldi — yüzü solgun ama kararlı.
"Ritüel, bu gece yapılmalı," dedi. "Kitap, bir uyarı içeriyor: 'Eğer kapı, tam açılırsa, ritüel işe yaramaz.' Yani, kapı, tam açılmadan önce, ritüeli yapmalıyız. Ve kapı, bir-iki gün içinde, tam açılabilir."
"O zaman, bu gece," dedi Wednesday.
"Bu gece," dedi Bianca. "Ve ritüel, dört kişiyi gerektiriyor — üç kurucu aile temsilcisi ve bir dördüncü. Wednesday, ben, Xavier, ve... Lionel."
"Lionel mi?" dedi Enid.
"Evet. Lionel Marsh, kurucu ailelerin bir kolundan — Marsh, Laslo ailesinin bir dalı. Ve o, aynadan kurtarıldı, bu yüzden, o, hem kurucu aile, hem de 'ışıktan gelmiş' biri. Kitap, 'ışıktan gelmiş bir kurucu, ritüeli güçlendirir' diyor."
"O zaman, Lionel'e sormalıyız."
Lionel, bir köşede, Ophelia'yla oturuyordu. Bianca, ona yaklaştı, durumu anlattı. Lionel, bir an düşündü, sonra: "Ben, bu ritüelin bir parçasıysam, yaparım. Çünkü bu okul, beni kurtardı. Ve ben, ona borcumu ödemek istiyorum."
"Peki," dedi Wednesday. "Bu gece, çan kulesinin altında, kapının önünde. Dört kişi: ben, Bianca, Xavier, Lionel. Ve ritüelin merkezinde, ben ve Enid."
"Beş kişi," dedi Enid.
"Hayır. Dört kurucu, ve sen — sen, ritüelin kalbisin. Kurt, ama Nevermore'un parçası. Ve benim..."
"Kalbin," dedi Enid, gülümseyerek.
"Evet."
Ophelia, bir köşeden, "Lionel, dikkatli ol," dedi, sesi titreyerek. "Ve geri dön."
"Geri döneceğim," dedi Lionel, ona bakarak. "Söz."
Ophelia, başını salladı, gözleri doldu, ama gülümsedi — kırılgan, ama umutlu.
Akşam, saat dokuzda, grup, çan kulesinin altında toplandı. Kapı, bu sefer, neredeyse tamamen çatlamıştı — altın ışık, çatlaklardan fışkırıyordu, ve kapı, bir kalp gibi, ritmik olarak atıyordu — bum, bum, bum — her atışta, taş, biraz daha çatlıyordu.
"Çabuk," dedi Wednesday. "Ritüeli başlatalım."
Bianca, kitabı açtı, metni okumaya hazırlandı. Lionel, bir köşede, eli kapıya dokunarak. Xavier, defterini açtı, sembolleri çizerek. Ve Wednesday ile Enid, kapının önünde, birbirine bakarak.
" Wednesday," dedi Enid. "Hazır mısın?"
"Hazırım. Sen?"
"Hazırım."
Ellerini tuttular — sıkıca, parmakları kenetlenmiş, sıcak ve soğuk birleşmiş. Wednesday, diğer eliyle, hançeri çıkardı — parmağını ısırdı, bir damla kan, hançerin üstüne damladı. Bianca, kendi parmağını ısırdı, kanını da hançere damlattı. Xavier, aynı şekilde. Lionel, son olarak, damlattı.
"Dört kurucu aile, dört damla kan," dedi Bianca. "Şimdi, metni okuyorum."
Bianca, kitaptan yüksek sesle okumaya başladı — eski bir dilde, ama somehow anlaşılır, sanki kelimeler, havada kendilerini çeviriyordu:
"Nevermore'un kurucuları, bu anlaşmayı yapıyoruz: gölgelerin altındaki varlık, bizim elimizde bağlanacaktır. Kanımızla, sözümüzle, kalbimizle. Ve bu bağ, sevgiyle yapıldığı için, hiçbir kurban gerektirmeyecek. Çünkü sevgi, en güçlü bağdır."
Kapı, bir an, titreşti — altın ışık, parladı, ve sonra, kapı, yavaşça, çatlamaya başladı. Ama bu sefer, çatlak, aşağı değil, yukarı büyüdü — ve çatlağın içinden, altın ışık değil, beyaz bir ışık süzüldü, parlak, sıcak, neredeyse güneş gibi.
" Wednesday," dedi Enid, eli sıkıca. "Bir şey oluyor."
"Biliyorum. Ama elimi bırakma."
"Bırakmıyorum."
Bianca, okumaya devam etti — metnin son kısmı:
"Ve iki kalp, birleşsin. Addams ve Sinclair. Soğuk ve sıcak. Gölge ve ışık. Birleşsin, ve bağlansın. Çünkü bu, sevgidir. Ve sevgi, gölgelerin bile kıramayacağı tek şeydir."
Wednesday, Enid'e baktı — uzun, derin, savunmasız. "Enid."
"Evet?"
"Seni seviyorum."
"Biliyorum."
"Hayır. Bunu, ritüel için değil, gerçekten söylüyorum. Sen, benim kalbimsin. Ve bu, hiçbir ritüelle, hiçbir anlaşmayla, hiçbir gölgeyle değişmeyecek."
Enid, gözleri doluyor, "Ben de seni seviyorum," dedi. "Ve bu, ritüelin bir parçası değil — bu, benim gerçeğim."
İkisi, bir an, birbirine baktı — ve sonra, elleri kenetli, bir adım öne çıktılar, kapıya doğru. Wednesday, hançeri, kapının merkezindeki sembole sapladı — kalbin ve anahtarın olduğu yere.
Bir ışık — beyaz, parlak, sıcak — kapıdan yayıldı, tüm odayı kapladı. Kapı, bir an, çatırdadı, ve sonra, çatlaklar, yavaşça kapanmaya başladı — altın ışık, azaldı, ve kapı, yeniden, sağlamlaştı.
"Oluyor," dedi Bianca, gözleri parlak ışıkta. "Bağ, yeniden kuruluyor."
Kapı, son bir kez, titredi — ve sonra, sessizleşti. Çatlaklar, kapandı. Altın ışık, söndü. Ve kapı, artık, sağlam, kilitli, ve sessizdi.
Varlık, yeniden bağlanmıştı.
Odadan çıktıklarında, sabahın ilk ışıkları, çan kulesinin merdiveninde bekliyordu. Dışarıda, Nevermore'un avlusu, sessizdi — çatlak, kapanmıştı, toprak, sakin, ve çan kulesi, yedi kez çaldı, bu sefer net, temiz, boğulmadan.
"Bitiyor mu?" diye sordu Ajax, kaskını çıkarak.
"Bağ, yeniden kuruldu," dedi Wednesday. "Varlık, artık, bağlı. Ve bu sefer, kurban olmadan — sevgiyle."
"O zaman," dedi Yoko, güneş gözlüğünü düzelterek, "bu, bir son mu?"
"Bir son," dedi Wednesday. "Ama aynı zamanda, bir başlangıç. Çünkü Nevermore, artık, bir cemiyetin değil, bir anlaşmanın değil — ama insanların. Ve bu, yeni bir başlangıç."
Lionel, Ophelia'ya sarıldı — sıkıca, uzun, bir söz gibi. Bianca, Xavier'ın elini tuttu — açıkça, kimseden saklamadan. Ve Wednesday, Enid'in alnına, bir öpücük kondurdu — kısa, nazik, ama herkesin gözü önünde, ilk kez.
" Wednesday," dedi Enid, kızararak. "Herkes görüyor."
"Biliyorum. Ve bu sefer, gizlemek istemiyorum."
"Neden?"
"Çünkü sen, benim kalbimsin. Ve kalbimi, gizlemek, artık doğru değil."
Dışarıda, sabah, Nevermore'un üstüne çöktü — yeni bir gün, yeni bir başlangıç, ve gölgeler, artık, sadece gölgeydi.