İçeriğe geç

Nevermore’un Gölgeleri

Bölüm 18 · 6 dk okuma

Nevermore’un Gölgeleri

Bölüm 18

Sonbahar Balosu

Cumartesi sabahı, Weems sabah kahvaltısından önce tüm okulu avluda topladı — nadir görülen bir olay, çünkü Weems toplantıları sevmez, hatta insanları genel olarak pek sevmez, ama bugün yüzünde farklı bir ifade vardı: yorgun ama kararlı, bir zorunluluktan doğan bir tür cesaret.

"Öğrenciler," dedi, sesi taş duvarlarda yankılanarak, "son haftalar, hepimiz için zor oldu. Soruşturmalar, kayıplar, geri dönüşler — ama Nevermore, her şeye rağmen, ayakta. Ve ayakta kalmaya devam edecek."

Bir an durdu, derin bir nefes aldı. "Bu yüzden, bu yıl, geleneksel Sonbahar Balosu'nu iptal etmeme kararı aldım. Balo, önümüzdeki hafta sonu, Cumartesi akşamı yapılacak. Bu, bir kutlama değil — ama bir devam ediş. Nevermore'un, gölgelere rağmen, dans etmeye devam ettiğinin bir kanıtı."

Avluda bir uğultu koptu — bazı öğrenciler heyecanlı, bazıları şaşkın, bazıları (özellikle kurtarılanlar) tamamen kafası karışmış. Lionel, Enid'e döndü, "Balo mu? Bizim zamanımızda da vardı, ama çok daha sade — sadece bir keman ve biraz elma şarabı."

"Şimdi daha gösterişli," dedi Enid. "Müzik, ışıklar, kıyafetler... ve dram."

"Dram mı?"

"Bol bol."

Wednesday, bir köşede duruyordu, kollarını kavuşturmuş, yüzünde her zamanki taş ifade. Enid, ona baktı,Wednesday'in gözlerindeki küçük parıltıyı kaçırmadı — bir korku değil, ama bir hoşnutsuzluk. Balo, sosyal bir etkinlikti; sosyal etkinlikler, Wednesday Addams'ın en sevmediği şeylerin başında gelirdi, hatta ölümden bile.

"Gitmeyeceğim," dedi Wednesday, Enid yanına geldiğinde.

"Wednesday—"

"Gitmeyeceğim. Addams'lar baloya gitmez. Bu, bir kuraldır."

" Hangi kural?"

"Aile kuralı."

"Baban, annenle baloya gitmiş."

"Bu, bir istisna. Ve istisnalar, kuralı doğrular."

Enid, gülümsedi — sabırlı, sıcak, biraz da alaycı. "Wednesday, bu balı, bizim için yapıyoruz. Okul için. Ve ben... ben seninle gitmek istiyorum."

Wednesday, bir an durdu. Enid'in yüzüne baktı — umutlu, açık, kelimesiz bir davet. Ve Wednesday Addams, dünyada tek bir şeye hayır diyemezdi: Enid Sinclair'in yüzündeki o ifadeye.

"Kıyafet giymeyeceğim," dedi sonunda.

"Tamam."

"Ve dans etmeyeceğim."

"Bunu da kabul ettim."

"Ve kimseyle konuşmayacağım."

"Bu, baloda zor olabilir."

"O zaman, köşede dururum."

"Köşede durmak, bir balo etkinliğidir, sanırım."

"Benim için öyle."

Kahvaltıdan sonra, okul, balo hazırlığına girişti — öğrenciler, öğretmenler, hatta Weems bile, bir şekilde bu etkinliğe dahil oldu. Yemekhane, balo için boşaltıldı, masalar kenara itildi, ve orta boş bir dans alanı oluşturuldu. Duvarlara, eski Nevermore bayrakları asıldı, ve bir köşeye, küçük bir sahne kuruldu — müzik için.

Yoko, müzik komitesine gönüllü oldu. "Ben, vampirlerin müzik zevkini temsil edeceğim. Yani, karanlık, melankolik, ama dans edilebilir."

"Bu, bir oksimoron," dedi Ajax.

"Hayır. Bu, sanat."

Bianca, ayrı bir köşede, telefonuyla konuşuyordu — annesiyle. Sesini alçaktı, ama Enid, kurt kulaklarıyla bazı kelimeleri yakaladı: "...annem, baloya geliyor mu? ...neden? ...yani, sadece merak ettim..."

Enid, Wednesday'e döndü, fısıldadı. "Bianca, annesine baloda olup olmayacağını soruyor."

"İlginç."

"Ne düşünüyorsun?"

"Vivienne Barclay, eğer gerçek baş rahipse, baloya gelir. Çünkü balo, tüm okulun toplandığı bir etkinlik — ve bu, gözlemek için ideal bir yer. Hem görünürlüğü sağlar, hem gizliliği."

"Yani, baloda onunla yüzleşeceğiz?"

"Hayır. Baloda, sadece izleyeceğiz. Yüzleşme, Pazar gecesi, Kökler Odası'nda. Ama balo, bize onu izleme fırsatı verir."

" Wednesday, balo sadece gözlem için mi?"

"Hayır. Balo, aynı zamanda senin için, kıyafet giymen ve eğlenmen için."

"Ben? Eğlenmek mi?"

"Evet. Addams'lar eğlenir, sadece farklı bir şekilde."

" Wednesday Addams, benim eğlenmemi mi istiyor?"

"Bir öneri."

"Bunu bir iltifat olarak kabul ediyorum."

"Hayır. Bir gözlem."

"İkisi de güzel."

Öğleden sonra, kıyafet hazırlıkları başladı. Enid, şehirdeki küçük bir dükkandan, pembe ve mavi bir elbise aldı — kısa, neşeli, tam Enid tarzı. Wednesday, hiçbir şey almadı.

"Wednesday, sen ne giyeceksin?"

"Elimdeki kıyafet."

"Bu, her gün giydiğin siyah elbise mi?"

"Evet."

"Baloya siyah elbiseyle mi gideceksin?"

"Bu, benim kıyafetim. Ve ben, her gün bu kıyafeti giyerim. Balo, bir istisna değil."

" Wednesday, en azından bir krallık tak..."

"Krallık mı? Addams'lar krallık takmaz."

"Bir kolye? Bir çiçek?"

"Çiçek, ölür."

"O zaman, ölmüş bir çiçek."

"Bu, hala bir çiçek."

" Wednesday, lütfen. Benim için. Bir şey yap, sadece her gün giydiğin kıyafetten farklı olsun."

Wednesday, bir an durdu, ensesini ovuşturdu. Sonra, çok yavaşça, "Bir ceket," dedi. "Siyah, ama farklı kesim. Ve bir kolye — anneminksi, gümüş, bir örümcek motifli."

"Örümcek kolye mi?"

"Evet. Bu, aile yadigarı."

" Wednesday Addams, baloya örümcek kolyeyle gidiyor. Bu, en Wednesday şey."

"Bu, bir gözlem."

"Biliyorum."

Akşam, Bianca ve Xavier, kütüphanede buluştular — ilk kez, ikisi yalnız. Bianca, pencerenin kenarında oturuyordu, dizleri göğsüne çekilmiş, yüzü düşünceli. Xavier, bir köşede duruyordu, defteri elinde, ama çizmiyordu — sadece bekliyordu.

"Bianca," dedi Xavier, sonunda. "Annem hakkında... ne düşünüyorsun?"

Bianca, bir an durdu, sonra, "Bilmiyorum," dedi, sesi boğuk. "Kafam karışık. Annem, bana yardım etti — en azından, öyle düşünüyordum. Ama ya tüm bunlar, bir oyunduysa? Ya o, beni kullanıyorsa?"

"Kullanmak mı?"

" Wednesday öyle düşünüyor. Vivienne Barclay, gerçek baş rahip olabilir. Ve ben, ona güvenerek, ona bilgi vererek, ona yardım ettim. Ya tüm bu zaman, ben, annemin planının bir parçasıydım?"

Xavier, yaklaştı, yanına oturdu — sessiz, nazik. "Bianca, sen, annenin planının bir parçası olabilirdin. Ama aynı zamanda, kendi kararlarını veren birisin. Sen, Lionel'in adını buldun. Sen, ritüeli okudun. Sen, annenin sana verdiği bilgiyi, kendi kararlarınla kullandın."

"Ya tüm o bilgi, annemin istediği yönde kullanılmak içindiyse?"

"O zaman, şimdi bunu biliyoruz. Ve bilgi, gücü verir. Artık, anneni izleyebilirsin — ne yaptığını, ne söylediğini, ne planladığını. Ve bu, sende bir güçtür."

Bianca, ona baktı — uzun, düşünceli. Sonra, çok hafifçe, gülümsedi. "Sen, hep böyle misin? Sakin, doğru, biraz da ürkütücü derecede mantıklı?"

"Babam öyleydi. Annem daha kaotikti."

"Sen, babana benziyorsun."

"Biliyorum. Ve bu, bazen bir lanet."

Bianca, bir an durdu, sonra, "Xavier," dedi, sesi alçak.

"Hm?"

"Baloya... benimle gelir misin?"

Xavier, bir an durdu — ensesi kızardı, elleri defteri sıkıca tuttu. "Evet," dedi, kısaca.

"Tamam."

"Tamam."

İkisi de bir süre sessizce oturdular, birbirlerine bakmadan, ama birbirlerinin varlığını hissederek. Ve bu, kelimelerin ötesinde bir an — iki kişi, birbirlerine "buradayım" demeden, sadece orada olarak.

Gece, Enid ve Wednesday odalarına döndüler. Enid, balo elbisesini yatağın üzerine serdi, baktı — pembe, mavi, neşeli, tam Enid. Wednesday, kendi köşesinde, siyah ceketini ve örümcek kolyesini hazırladı.

" Wednesday," dedi Enid, yatağın kenarına oturarak. "Bu balo... sadece bir etkinlik değil, değil mi?"

"Hayır. Baloda, Vivienne Barclay'i izleyeceğiz. Ve aynı zamanda, Pazar gecesi, Kökler Odası'na hazırlanacağız."

"İki şey birden."

"İki şey birden. Addams'lar, çoklu görev yapabilir."

" Wednesday, bir şey sorabilir miyim?"

"Sor."

"Kökler Odası'na girmeden önce, ya... ya bir şey olursa? Ya biz, oradan çıkamazsak? Ya Vivienne, bizi bekliyorsa?"

Wednesday, bir an durdu, sonra Enid'in yanına geldi, yatağın kenarına oturdu. “O zaman," dedi, sesi alçak, "en azından, bu baloya gitmiş oluruz. Ve ben, seninle dans etmiş olurum. En azından bir kez."

"Wednesday, daha önce 'dans etmeyeceğim' demiştin."

"Dedim. Ama planlar değişir."

"Bu, bir ilerleme."

"Bir istisna."

" Wednesday Addams, dans etmek için bir istisna yapıyor. Bunu kesinlikle bir yere yazacağım."

"Yazarsan, o kağıdı yakarım."

"Yine de yazacağım."

"Yaz."

Bir sessizlik oldu — sıcak, dolu, dışarıdaki rüzgârın fısıltısıyla dolan. Enid, yavaşça Wednesday'in omzuna yaslandı, ve Wednesday, bu sefer kasılmadı, geri çekilmedi; sadece orada oldu, sıcak, sabit, bir tutamak gibi.

"Pazar gecesi," dedi Enid, sessizce. "Kökler Odası. Ve Cumartesi, balo. Arada sadece bir gün var."

"Bir gün, yeterli. Hazırlığımız var — hançer, ritüel, ve birbirimiz."

"Birbirimiz mi?"

"Evet. Çünkü bu sefer, yalnız değiliz. Ve yalnız olmamak, en büyük silah."

"Bu, çok romantik bir cümle, Wednesday."

"Felsefeydi."

"Yine de romantiğe kaçtı."

"Belki her şey biraz romantik. Sadece bakmasını bilenler için."

Enid, ona baktı, gözleri parlıyordu — yorgun, ama iyi bir yorgunluk, dolu, ama huzurlu. Ve bu an, balo hazırlıkları, Kökler Odası planı, Vivienne Barclay'in gölgesi — hepsi, bir hafta sonu öncesinde, iki kızın arasında sıcak bir sessizlik olarak duruyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.