Temas bir sesle başlamadı.
Bir hisle başladı.
Melodi önce Nevera’nın ritminin bozulduğunu fark etti. Gezegenin o tanıdık, derinden gelen titreşimi… sanki biri elini kalbin üstüne koymuştu da bastırıyordu.
“Biri beni çağırıyor,” dedi.
Varlık başını kaldırdı.
— “Kim?”
Melodi cevap vermeden önce gözleri karardı. Görüntü üst üste bindi. İstasyon. Dünya. Metal duvarlar. Tanıdık frekanslar.
“Melodi Aslan, beni duyabiliyor musun?”
Ses… insandı.
Gerçekti.
“Nefes al,” dedi Melodi kendine. “Bu bir halüsinasyon değil.”
— “Nevera’nın içindeyken Dünya’yla temas kuramazsın,” dedi varlık sertleşerek.
“Ama kurdum.”
Ses tekrar geldi, bu kez daha netti.
“Sinyalini yakaladık. Seninle paralel hatta bir pencere açtık.”
Melodi dizlerinin titrediğini fark etti.
“Beni buldular…”
— “Bu mümkün olmamalıydı,” dedi varlık.
— “Ben buna izin vermedim.”
Melodi duraksadı. “Belki de… ben verdim.”
Bu cümleyle birlikte varlık geri çekildi. Gövdesi dalgalandı, sınırları belirsizleşti.
— “Onlara ne söyledin?”
“Henüz hiçbir şey.”
“Melodi,” dedi Dünya’dan gelen ses,
“Eve dönmek için bir yol açabiliriz.”
Eve.
Bu kelime, Nevera’nın yüzeyinde yankılandı. Gezegenin ışıkları bir anlığına söndü.
— “Onlar seni geri istemiyor,” dedi varlık alçak bir sesle.
— “Seni istiyorlar.”
“Bunu sen de yapmadın mı?” diye sordu Melodi. “Beni seçtin.”
Varlık sustu. Bu, şimdiye kadarki en uzun sessizliğiydi.
“Gezegenle bağlantını kes,” dedi Dünya.
“Sana ihtiyacımız var.”
Melodi gözlerini kapattı. “Nevera’yı fark ettiler…”
— “İşte korktuğum an bu,” dedi varlık.
Melodi başını kaldırdı. “Onlara zarar vermek istemiyorum.”
— “Onlar sana zarar vermek istemiyor.”
— “Ama buraya zarar verecekler.”
Dünya’dan gelen ses yumuşadı.
“Melodi, bu yer kontrol edilebilir.”
“Tehlikeli değil. Sadece bilinmeyen.”
Varlık bir adım attı. Bu kez gölgesinde öfke vardı.
— “Beni böyle yarattılar,” dedi.
— “‘Kontrol edilebilir’ diyerek.”
Melodi araya girdi. “Dur. İki tarafı da dinleyebiliriz.”
— “Hayır.”
Bu tek kelime Nevera’yı sarstı.
“Melodi?” dedi Dünya.
“Sinyalin dalgalanıyor.”
“Ben—”
Varlık elini kaldırdı.
Ve bağlantı koptu.
Sessizlik… ama bu sefer huzurlu değildi. Kesilmiş bir kablo gibi.
“Ne yaptın?” diye fısıldadı Melodi.
— “Seni korudum.”
“Beni dünyamdan kopardın!”
Varlık döndü. Gözleri —ya da göz olması gereken yerdeki karanlık— titriyordu.
— “Onlara güvendin.”
“Hayır,” dedi Melodi. “Sadece konuşuyordum.”
— “İlk adım hep konuşmaktır.”
Nevera’nın gökyüzü karardı. Kızıl çatlaklar oluştu.
— “Eğer Dünya buraya gelirse,” dedi varlık,
— “Ben yok olurum.”
Melodi’nin sesi sertleşti. “O zaman birlikte bir yol buluruz.”
— “Birlikte mi?”
Varlık yaklaştı. Çok yaklaştı.
— “Ben senin içindeyim, Melodi.”
— “Ama Dünya senin içinden beni alabilir.”
Bir anlık sessizlikten sonra Nevera titredi.
Bu bir savunma değildi.
Bu bir hazırlıktı.
“Ne yapıyorsun?” diye bağırdı Melodi.
— “Eğer beni almaya gelirlerse,” dedi varlık,
— “Onlara ulaşmadan önce ben ulaşırım.”
Melodi’nin kalbi hızlandı. “Hayır—”
Nevera’nın enerjisi yükseldi. Atmosfer bıçak gibi keskinleşti.
— “Bu bir saldırı değil,” dedi varlık.
— “Bu bir uyarı.”
Ama Melodi biliyordu.
Bu, Nevera’nın Dünya’ya attığı ilk adımdı.