"Artık kalkmalıyız Kate, geç oluyor."
Kütüphanedeydik. Gece olmuştu. Amy erkenden gitmek istemişti. Sadece Kai ve Ben vardık.
"Ben kalmayı düşünüyorum Kai, anlamadığım bir konu var. Onun için çalışmalıyım."
"Ama çok geç Kate, etraf tehlikeli insanlarla dolu." Endişeli bir şekilde buz mavisi gözlerime baktı.
"Ben kendimi korurum Kaito, endişelenmene gerek yok." Güven verici gülümsememi takındım. Bu gülüşüm Kai'yi neredeyse her zaman rahatlatırdı.
"Sana zarar gelirse kendimi affedemem." Hala ısrar ediyordu.
"Ablana karşı mı geliyorsun sen bakayım?" Dalga geçiyordum ki yumuşasın.
"Sadece yarım saat büyüksün benden!" Dedi itiraz ederek. Kütüphanede kimse yoktu o yüzden istediğimiz gibi konuşabiliyorduk.
"Tamam tamam," Güldüm. "Ama burada kalacağım Kai, sınav yarın."
Homurdandı.
"Tamam ama lütfen dikkat et Katie."
"Ederim Kai, ederim."
Kai eşyalarını topladı, bana uzun bir bakış atarak uzaklaştı.
Ben ise kitaplarıma ve defterlerime dalmıştım...
◇
Bir buçuk saat geçmişti. Saat 01.28 olmuştu. Kitaplarımı defterlerimi topladım ve çantamı sırtıma takıp eve doğru yol aldım.
Hava, ilkbahar mevsiminde olmamıza rağmen fazla soğuktu. Bütün dükkanlar kapalıydı. Etrafa göz gezdirip eve doğru giderken solumdaki ara sokaktan garip uğuldama sesleri geliyordu.
Sağımdaki melek eve gitmemi söylüyordu fakat solumdaki şeytan bir saniyecik oraya bakmamı ve sonra rahatça eve geri dönmemi söylüyordu.
Tabii ki şeytanın söylediği daha mantıklı gelmişti. Merakıma yenik düşmüştüm.
Ara sokağa tedbirli ve sessizce gittim. Belki tehlikeli biri vardı? Bir seri katil? Bir hırsız? Herhangi birisi olabilirdi.
Sesin geldiği yeri görünce donakaldım. Yuvarlak bir şekildi ve lacivert ile siyah arasında bir renkti. Acacip hava üflüyordu.
Bu bir çeşit portaldı.
Bir adım ilerledim ama keşke yapmasaymışım.
Portal beni içine çekti. Ölecek miydim? Nereye gidiyordum? Kai ne yapacaktı?
Kai...
İçimdeki korku alevleniyordu. Endişe vücudumun uç noktalarından merkezine doğru yol alıyor, her yol katettiği zaman iğne gibi batıyor ve zehrini salıyordu.
İçimde bir özlem hissi vardı.
Kai'nin hissi miydi bu? Yoksa ben mi özlüyordum?
İkizlerin birbirlerinin hislerini hissedebildiğini bir dergide okumuştum. Gerçek miydi? Kai'nin hissettiği hisleri bende hissedebiliyor muydum?
Portalın içinde elektrikli süpürgeden çekilmiş toz gibi dönerek neresi olduğunu bilmediğim bir yere gidiyordum. Belki burada sonsuza dek hapsolacaktım? Belki rüyamdaki o canavarı görecektim?
Rüyamdaki canavar...
"SEN BU DÜNYAYA AİT DEĞİLSİN!"
Ne demeye çalışıyordu?
Yoksa? Yoksa bu portala gireceğimi biliyor muydu? Kafamı kaçırmıştım.
Düşüncelerime dalmış, sorularıma cevap ararken gözümü açtım.
Ne oluyordu bana? Aklımı mı yitiriyordum?
Hala kütüphanedeydim. Saat 02.43'tü. Kütüphane çalışanının mesaisi saat üçte bitiyordu. Hızlıca kalkmam lazımdı. Çantamı toplayıp sırtıma taktım. Hızlı adımlarla çıkış kapısına gittim.
Kesinlikle kısa yoldan gitmeyecektim. Şimdi değildi.
Belki festivaldan sonra hala orada olursa Kai ile bakardım.
Portsalın görünüşünü uzun uzun düşünürken eve vardım. Kai'nin uyuma ihtimaline karşı zili çalmayıp anahtar ile kapıyı açtım.
İçeri girip ayakkabılarımı çıkardığımda yaklaşan adım seslerini duydum.
Kai hala uyanıktı.
"Aman tanrım Kaito. Şaka yapıyor olmalısın."
"Ne yapayım, endişelendim."
"Her neyse." Odama gidip üstümü değiştirdim.
"Hadi yat Kai, yarın sınav var."
"Haklısın." Dedi tam dönecekken konuştu.
"Sınav saat kaçtaydı?"
"Sınav saat 07.00'da başlıyor 08.00'da bitiyor. Festivalde 10.00'da başlıyor." Dedim.
"Tamam." Dedi gülümseyip.
Kai odasına gitti. Bende yatağa uzandım ve gördüğüm görüntüyü biraz daha düşünüp uykuya daldım.
◇
B
u hafta ilk defa güzel bir rüya görmüştüm. Festivalde Amy ile eğleniyorduk. Umarım gerçek olur diye tanrıya dua edip yataktan kalktım. Kai'yi uyandırmak için Kai'nin odasına gittim.
"Uykucuu, kalk bakalım."
Kai bezgince gözlerini ovuşturdu. Eskiden olsa bu hareketi yaptığında bebek gibi gelirdi gözüme. Ama şimdi koca adam olmuştu. Yakışıklılığı da artmıştı. Gerçekten de ikizimdi. Erkek halimdi.
Kai yataktan kalktı ve o yeni uyanmış yüzü ile bana gülümsedi.
"Sınava hazır mısın?" Dedi.
"Ah Kaito, ilk uyandığın anda sınav mı diyorsun gerçekten? Daha kahvaltı yapalım enerjimiz yerine gelsin."
"Haklısın." Yorgun adımlarla lavaboya gitti. O lavabodan çıktıktan sonra ben girdim.
Kai mutfağa geçmişti. Kahvaltı hazırlıyordu. Bende üstümü giyinip sofrayı hazırlıyordum. Çok uyumlu bir ekip gibi çalışıyorduk. O yemek tabağını hazırlıyor bana veriyor, bende tabağı sofraya götürüp geri dönüyordum. Bu bir döngü gibi devam etti.
Kahvaltı hazırlığı bittikten sonra sofraya oturduk ve afiyetle yemeğimizi yemeye başladık.
"Ben çok doydum." Kai tabağını öne itti.
"Bende." Ona katıldım.
Çantalarımızı alıp okula doğru yol aldık. Yolda sınavda çıkacak olan konuları birbirimize anlatıp son hazırlığımızı yapıyorduk.
Kai ile aynı üniversitede aynı bölümde okuyorduk. Kaderlerimiz aynıydı.
Kafamda sesler yankılandı.
"SEN BU DÜNYAYA AİT DEĞİLSİN!"
"Kai değil, Edwin. Ama o buraya ait."
"Belki de kaderlerimiz aynı değildir." Diye düşündüm.
Okula vardığımızda Kai bana dönüp
"Sana güveniyorum en yüksek notu alacaksın." Dedi.
Gülümsedim. Ona sıkıca sarıldım. Birlikte sınavın olduğu odaya girdik.
"Sınavınız başladı."
Önemli bir sınav beni bekliyordu. Babamı gururlandırmam lazımdı.
Selam canlarımm. Bu bölümü geç attım ve hatamı telafi edemedim çünkü interneti olmayan bir yerdeyim ve sürekli dolaşıyoruz, dışarı çıkıyoruz. Sonraki bölümü daha eğlenceli kılacağım. Söz (Bu sefer tutacağım). Yalnız o portala girdiğindeki sahnedeki betimlemeyi yapabileceğimi asla düşünmemiştim. Dalmışım yazmaya resmen. :D bolca öpüyorum sizi canlarım Mwaahh.♡