————————————-
Bölüm:1
-Ne için varım-
————————————
"Hep bu zamana kadar hayatta kalmış birisin sen.
Sadece hayatta kalmışsın, ama bu hayatı yaşayamamışsın
olandan başkası da değilsin sen....O giderken gidememişsin.
Sen kala kalmışsın orada. O anda yaşamışsın...O andan başka bir şey hissedememişsin. Hayatın orada durmuş senin. Ama varlığın bilinçsizce yaşamaya devam etmiş."
"Sus"dedi düşüncelerine , "Ben öyle birisi değilim."
Kendi kendisine konuşurken Kaan, kafasındaki seslerin içinde kaybolduğunu hissetti.
Bir daha öyle bakan ve gülen hiç kimse hayatına girmemişti.
Sonra ise ona dair her şeyden sadece hayali , hayatına girmişti varlığı değil.
Evet o kişi, hayatında yer edinmemişti. O kişi, bir başkasını severken, kaanı nasıl sevebilirdi ki ?
O bile belki de kaanı hiç sevmemişti. Sadece anlık bir histi. O ana ait bir his. O andan başka bir yere ait olmayan bir his gibi.
Sadece o anda yaşamış, o hisle yaşamış gibiydi Kaan.
Yine de hep geleceğini düşünmüştü.
Her anını onu düşünerek geçirmek istiyordu. Ama her hatırladığında nasıl da onu kaybettiğini de hatırlıyordu.
O anlarda, onunla geçen zaman ona inandığım içindir, zamanın bu kadar güzel geçmesine neden olan şey onun gözlerinin içidir.
Sanki ikimizden başka hiçbir şey yokmuş gibi hissediliyordu bu. Hissedebileceğim en güzel hissin, bu olduğuna karar verdim.
Bu hissi benimseyeceğim, kendimden sayacağım ve onu kötülemeyeceğim. Bu his ikimiz sayesinde oluşan bir histir.
Onun ve benim bir parcammış gibi, bizi bir bütün yapan tek şey buymuş gibi, bu hissi kendime ait yapacağım. Yapacağım ki hep benimle olsun, hep benimle olsun ki, bir daha hissiz hissetmeyeyim kendimi diye.
Neyin esiri olduğunu düşündü.
İçinden kendi kendisine konuşurken düşüncelerine cevap arayışı şu şekildeydi:
"Neden Şuan kendimi iyi hissetmiyordum, beni Şuan mutlu etmeyen şey neydi? Hayatım da ne olacaktı da kendimi mutlu hissedebilecektim. Mutlu olmak için neye ihtiyacım vardı? Ne yaparsam mutlu olabilirdim."
Hiçbir şey aklına gelmiyordu.
Daha kendisi bile, ne istediğini bilmiyorken yine aynı şekilde uyanmak vardır,
Nasıl uyandığını anlamadığı yarınlara!
Gözlerini açmakta zorluk çekiyordu.
Hiç bir şey yapası yoktu. Böyle sabahlara uyanmaya alışmıştı. Her sabaha böyle uyanmasına artık şaşırmıyordu.
Tüm günü böyle üzgün mü geçecekti?
Artık Böyle sabahlara uyanmak istemiyordu. Hayatında biri olmalıydı, ailesinde bulamadığı sevgiyi başkasında bulabilme düşüncesi, hayatını giren herkesi kabul etme düşüncesiydi.
Sadece sevilebilmek için hayatına herkesi alıyordu. Bu zamana kadar hayatına aldıklarından hangisi kendisini sevmişti?
Hiçbiri!
Sevilmenin nasıl bir duygu olduğunu anlamak için her şeyi yapabilirdi. Eğer sevilirse ne için yaşadığını da bulabilirmiş gibi hissediyordu.
Ne var ki bu duyguyu bir türlü hissedememek
Takıntı haline gelmişti.
Hep hissedemediklerimizin peşinden gitmişizdir
Oysa ki peşimizden bakan tek şey geçmişin ta kendisidir.
Bir yandan da yatakta yatarken "uyanmak istemiyorum diye gözlerini avuşturuyordu.
Ama uyuyarak geçiyordu zaman.
Belki de zamanın hızlı geçmesi için daha da uyumalıydı.
Bu şekilde ölümünü daha da yakınlaştırabilirdi.
Belki de ölümden korkabilirdi birini sevebilecek olsa, kesinlikle ölümden korkabilirdi. Hayatı yaşadığını hissederek hayattan vazgeçmek istemeyebilirdi.
Ölürse bir daha yaşayacağı bir hayatı olmayacaktı. Zaten bu zamana kadar öyle olmamış mıydı, yaşayacağı bir hayati olmuş muydu ? Evet olmamıştı. Bir kez bile yaşadım diyebileceği, bir hayatı olmamıştı.
Ölmezse ise yaşayacağı acılar gün ve gün devam edecekti. Böyle bir hayatı neden yaşamak istesin ki, sadece acıya ait duygular ile yaşamak bunun neresi eğlenceliydi ki?
İntihar etmeyi düşünüyordu yine yattığı yerden.
Zaten başka türlü intihar etmeyi düşündüğü bir yer olmuyordu.
Her zaman bir yerlerde uzanırken bunu düşünüyordu. Ama intihar etmeye cesaret edemediği için sadece düşündüğüyle kalıyordu.
Uzun zaman olmuştu kaç sene olmuştu yeni birini tanımayalı. On sene olmuştu heralde.
Üzülüyordu hayatına hiç kimsenin gelmemesine.
Ne yapman lazım diye düşünüyordu?
Her gün böyle geçerken ne yapmam lazım? Ne yapmam lazım da mutlu olmalıyım?
Yalnızlığını yok etmek istiyordu ama bir başkasıyla da, yok edemeyeceğini biliyordu işte o yüzden de...
O içindeki ses, ben senim, sende bensin diyordu.
Biz biriz.
Ben senin eksik parçanım, ancak ben seninle bir bütün olmak için yaşarım. Varlığımı kabul et, et ki bir daha yalnız hissetmeyelim diyordu.
&&&
"Bir rüyada ölmekteyim, ah, Sanırım uyanmak için çok geç kaldım. Ve hala, bir aydınlığın gelmesini beklerim. Eskiden beridir hep böyle değilmiydim."
O gözler ne zaman uzaklara dalacak olsa, hep bir özlemle anıyordu geçmişi.
Arkasında bıraktığı onca yaşanmışlığın, getirdiği hisler, zamanla daha da unutuluyordu. Hiçbir şey ilk günkü gibi hissedilmiyordu diye.
Varlığını düşündü. Neden var olduğunu! Bu düşünce her zaman kendisini daha yalnız birisi yapıyordu.
Geçmişte yaşadıkları nasıl biri yapmıştı kendisini ? Daha iyi birisi mi ? yoksa daha kötü birisi mi?
Şuan varız ya sonra?
Emin olamayız birazdan ne olacağına!
Ama emin olabiliriz davranışlarımıza
Ve nazikliğimizin ne kadar önemli olduğuna.
Nereden geçersen geç,
Geçemeyeceğin biri elbet olacaktır hayatında,
İşte orası hep kalacağın bir yerdir,
Ne kadar uzağa gidersen git,
Aslında hep o yerde kalmışsındır.
Hayatına, artık ne gelen vardır, ne de giden vardır. Varlığının bir önemi yokmuş gibi hissediyordu. Nefes bile almak istemiyordu. "Hiç iyi değilim ben." Dedi yattığı yataktan dışarıya bakarken. Kaan
Kendimi anlayabileceğim bir ben kaldıysa Geriye ki kalmadı.
Hayat bize ne yaptıysa
İleriye de baktırmadı.
Ölümle yaşam arasında kalmaktansa,
Hiç kalmayayım daha iyi demişimdir.
Ne yaşandıysa az da olsa,
Sadece acılarla yetinmişimdir.
Gittiği gün için miydi,
Bir başkasına kalması?
Hiç gitmeseydi,
Bir bana kalması.
Hayatıma art arda gelip gidenlerden,
Değişmeyen şeylerin içinde,
Hep aynı yalan dolan kişilerden,
Başkası değilim bende.
Hangi hayatın içinde olduğunu sorguladı kendi kendisine.
Kimsenin hayatına dahil değildi. Kendi hayatından başka bir hayatta yaşamamaktaydı. Aslında kendi hayatına bile dahil değildi.
Bu ben miyim dedi sonrasın da ise kendisine.
Kendisine dair bir kendisini bulamadı, bulabileceği biri kalmamıştı.
Ve içinden bir ses yükseldi, "Sen yalnız değilsin." Dedi.