İçeriğe geç

Neon Sessizliği

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Neon Sessizliği

Bölüm 1

Bölüm 1 - Geceye Açılan Kapı

Seul gecesi, neon ışıkların altında durmaksızın akıyordu. Şehrin kalbi atıyor, pencerelerden yansıyan renkler stüdyonun içine sızıyordu. Saat gecenin ikisini çoktan geçmişti. Yorgunluk herkesin omuzlarına çökmüştü ama kimse gitmeye hazır değildi. Felix pencerenin önünde duruyordu. Şehir ışıkları yüzünü aydınlatıyor, çilleri loş parıltılarla ortaya çıkıyordu. Sessizdi. Fazlasıyla sessiz. İçinde biriken düşünceler, dudaklarından dökülmeyi bekliyordu. Hyunjin koltuğa yayılmıştı ama gözleri Felix’ten bir an bile ayrılmıyordu. Saçları dağınıktı, yüzünde yorgun ama dikkatli bir ifade vardı. Felix ne zaman böyle sessizleşse, Hyunjin’in içinde tanımlayamadığı bir huzursuzluk belirirdi. Lee Know mutfak tezgâhına yaslanmıştı. Elindeki atıştırmalığı unutmuş gibiydi. Dışarıdan sakin görünüyordu ama bakışları her şeyi izliyordu. Sessizliği, en çok onun fark ettiğini kimse bilmiyordu. Han yerde oturuyordu. Normalde enerjisiyle odayı dolduran Han, bu kez sadece dinliyordu. Kulaklığı yoktu. Gözleri sırayla herkese kayıyor, özellikle Felix’te duruyordu. Sessizliği Felix bozdu.“Bazen,” dedi yumuşak bir sesle, “bu kadar kalabalığın içinde bile yalnız hissediyorum.” O an, odanın havası değişti. Neon ışıklar bile daha soluk görünüyordu. Hyunjin yerinden doğruldu. İsmini söylerken sesi istemsizce yumuşadı.“ Felix…” Felix arkasını döndü. Göz göze geldiler. O birkaç saniye, zamanın yavaşladığı anlardandı. Şehir dışarıda akmaya devam ederken, stüdyonun içinde her şey durmuş gibiydi. Hyunjin yavaş adımlarla Felix’e yaklaştı. Aralarındaki mesafe kapandıkça, ikisinin de nefesi değişti. Hyunjin elini Felix’in bileğine koydu. “Yalnız değilsin,” dedi fısıltıyla. Felix bir an tereddüt etti. Sonra elini Hyunjin’in tişörtüne götürdü. O küçük hareket, her şeyi başlatmaya yetti. Hyunjin onu kendine çekti. Öpüşme aceleci değildi. Yavaş, dikkatli ve kırılgandı. Felix’in dudakları hafifçe titredi. Hyunjin’in eli Felix’in ensesindeydi; koruyucu, sakin ve kararlıydı. Sanki dünyaya karşı “buradayım” diyordu. Han bakışlarını başka yöne çevirdi ama kalbi sıkıştı. Lee Know ise olduğu yerde donmuştu. Gözlerinde kıskançlıktan çok, uzun süredir bastırdığı duyguların ağırlığı vardı. Felix geri çekildiğinde nefesi düzensizdi.“Bu… doğru mu?” diye fısıldadı. Hyunjin’in dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi. “Benim için,” dedi, “çoktan doğru.” Ama bu hikâye sadece iki kişilik değildi. Lee Know sessizce yanlarına yaklaştı. Elini Felix’in omzuna koydu. Sesi sakindi ama netti.“Felix… duygularını saklamak zorunda değilsin. Hiçbirimize karşı.” Felix’in gözleri doldu. Han ayağa kalktı, sesi hafifçe titriyordu.“Çünkü sen,” dedi, “sadece bir kişinin kalbi değilsin.” Felix’in gözlerinden yaşlar süzüldü. Hyunjin onu bırakmadı. Lee Know diğer tarafında durdu. Han da yaklaştı. Dört kişi, neon ışıkların altında, sessizce birbirine tutundu. Bu bir son değildi. Bu, karmaşık ama gerçek bir başlangıçtı. Felix başını Hyunjin’in omzuna yasladı. Hyunjin, Felix’in saçlarına hafif bir öpücük kondurdu. Lee Know dudaklarını Felix’in alnına değdirdi.Han ise elini Felix’in eline sıkıca kenetledi. Kimse konuşmadı. Çünkü bazı hisler, kelimelere ihtiyaç duymazdı.

——————————

İnşallah beğenirsiniz BB.💋

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.