İçeriğe geç

NEON IŞIKLARIN ALTINDA

Bölüm 4 · 3 dk okuma

NEON IŞIKLARIN ALTINDA

Bölüm 4

Virane

Dün o yabancıyla karşılaştığımızda delici bakışlarımı vücudumum her zerresinde hissediyordum, çok gerici ve anlamlandıramadığım bir etkisi vardı sanki bakışlarının üzerimde. Her gün birçok erkeğin içinde çalışıyor ve bakışlarına maruz kalıyordum ancak o çok farklıydı, bakışlarında bir sıcaklık vardı sanki bedenim ve ruhum ezelden beri onun bakışlarına aşinaymış gibiydi.

Eve geldiğimde bu adamı daha önce hiç askeriyede görmediğime emindim, görsem tanırdım herhalde. Hem o saatte kim Gökmen komutanı rahatsız etmeye cesaret ederdi ki. Onu daha fazla düşünmeden buz gibi suyun altına girmiştim, zaten hastaydım daha da kötüleşeceğime emindim ancak kafamdaki sesleri susturmamın tek yolu buydu yoksa beni asla rahat bırakmıyorlardı.

Duştan çıktıktan bir süre sonra kapı çalmıştı, saat 10’u geçiyordu. Kapının deliğinden bakınca Efsa ile Güzin’i görünce yüzümde bir gülümseme oluşmuştu. Kapıyı açınca üzerimde bornoz olduğunu fark ettim ancak sorun yoktu zaten birçok kez görmüşlerdi. “Hoş geldiniz.” Diyerek onlara içeri geçmeleri için kapıyı tamamen açmıştım Efsa yanımdan bana ıslık çalarak geçtiğinde Güzin’le ikimizde gülmüştük, “Oooo! İzem hanımcım bu ne güzellik maşallah taş gibisiniz!” diye konuşunca Güzin omzuna geçirmişti bir tane “Pisleşme be!” Efsa da buna karşılık gözlerini devirip elindeki poşetleri mutfağa bırakmaya gitmişti. Güzin’le de sarıldıktan sonra “Ben üstümü giyinip geliyorum.” Diyerek onu da mutfağa gönderdim.

Üzerime ayıcıklı pijamalarımı geçirmiştim bence çok güzel ve yumuşacıktı. İçeriye onların yanına geçince birkaç şişe bira almışlar, tabaklara da çerezleri koyup sehpanın ortasına da limonlu cheesecake’i yerleştirmişleri. İçeri girdiğimi fark eden Efsa, “Ya kızım bu ne ya yaşlandın da bizim mi haberimiz yok.” Diyerek pijamama tepki göstermişti tabii ki ondan beklediğim bir şeydi, bu söylediğine sadece göz devirip Güzin kuşumun yanına kurulmuştum. Salonda çok fazla vakit geçirmiyordum ancak güzel bir salonum olduğunu inkar edemezdim. Keten kumaşlı, bej renginde bir L koltuk ve ortasında camdan yapılmış yuvarlak bir sehpa vardı. Sehpayı ortalayacak şekilde yine açık tonlarda bir halı tercih etmiştim. Yüksek bir yerde oturduğum için ve şehrin manzarasını çok beğendiğimden özellikle Anıtkabir’in gözükmesi çok hoşuma gidiyordu o yüzden sadece ince bir tül tercih etmiştim perde olarak. Camın hemen önünde ise yine camdan bir yemek masası ve koltuğumla uyumlu renkte sandalyeleri vardı üzerinde de bir avize asılıydı. Sade ama şıktı ve ben buna bayılıyordum.

Güzin, “Sen bu soğuk havada soğuk duş mu aldın?” diye sorunca gerilmiştim çok anaç biriydi bu yüzden ona asla yalan söyleyemezdik. “N-ne- nereden anladın ki?” diye kekeleyerek sorunca şüphesi doğrulanmıştı, şimdi elinden kurtulabilene gerçekten helal olsundu. “Burnun kızarmış çünkü salak hem hastasın hem dışarısı eksi bilmem kaç derece hepiniz kafayı yemişsiniz gerçekten pes ya.” Diyerek ayaklanıp Amerikan mutfağa doğru ilerlemişti. Kettle’a su koyduğunda çay hazırlayacağını anlamıştım ama garip garip karışımları vardı pek emin olamıyordum bu sefer ne çıkacağından. Efsa’ya dönüp ne iş der gibi kaş göz yapmıştım ama benim salak arkadaşım ikinci şişesini bitirdiği için kafası hafif gitmişti. “Napıyon İzem? HEM SENİN NİYE İKİ KAFAN VAR!” diye bağırınca başımı ağırca sağa sola sallamıştım daha şimdiden bu kadar içtiyse gecenin sonunda nasıl olacaktı bilemiyordum.

Güzin garip karışımlarından yapıp getirince elindeki kupayı burun kıvırarak almıştım aslında kendimi o kadar kötü hissetmiyordum sadece burnum akıyordu. “İç onu burun kıvırıp durma.” Diye ters ters konuşunca sesimi çıkarmadan yavaş yavaş yudumlamaya başladım çayımı. Efsa televizyondan son sen Kürtçe şarkılar açıp kendince dans ederken arada yere düşüyordu biz de onun bu komik hallerini tabii ki videoya çekiyorduk.

Birkaç saat sonra çok ses yapmış olmalıyız ki kapı çalmıştı ben ayaklanırken Güzin eliyle beni durdurup kendisi bakmaya gitmişti. Güzin uzun bir süre geri dönmeyince bende televizyonu kapatıp yanına doğru ilerlemeye başlamıştım zaten salon kapısından direkt dış kapı görünüyordu. Tam onlara doğru adımlıyordum ki Güzin kapıyı kapatıp gözlerini açıp kapatırken hallettim demek istemişti büyük ihtimalle, geri içeri geçip oturunca karşı kapının kapanma sesi gelmişti evdeki sessizlikten dolayı duyabiliyordum. Karşı komşumun kim olduğunu acilen öğrenmeliydim ama hiç karşılaşmamıştım. Salona geri girdiğimde ikisinin de koltukta sızıp kaldığını görünce ışıkları kapatıp odama doğru ilerledim. Tam odama girecekken dışarından kapı açılma sesi gelmişti hemen koşup kapıyı araladığımda asansöre binmek üzereyken ayağındaki siyah klasik ayakkabılar ve bileğindeki mor ip gözüme çarpmıştı. Gerçekten o muydu?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.