Neden bana böyle davrandın BÖLÜM 3.
Faruk aramıza gelse de ilk başlarda Aynur'la aramızdaki bağ hâlâ kopmamıştı. Faruk, ilk zamanlarda kız sesi kullandığı için kendini "Miray" olarak tanıtmıştı. Yaklaşık 1-2 hafta boyunca onu öyle tanıdık. Doğrusunu söylemek gerekirse, koskoca moderatör grubunda iki erkek olmak güzeldi. Biri bendim, diğeri de başka bir moderatördü "Faruk"onu adam yerine koymuyorum.
Sonra Miray'ın aslında Faruk olduğu ortaya çıktı. Ses tonundan bile çirkef biri olduğu hissediliyordu ama ilk başta bunu çok önemsemedik. Keşke etseymişiz. Keşke yılanın başını küçükken ezseymişiz. Belki bugün hâlâ çok yakın arkadaş olurduk. Belki de hâlâ birbirimizin kuzeni rolünü oynuyor olurduk, değil mi Aynur...
(Bundan sonra o ünlüden takma isim olarak Aynur diye bahsedeceğim. Çünkü bu bölümde adını çok kez anmam gerekecek.)
İlk başta Faruk'un kız olduğuna inanmadık. Bize bunu defalarca kanıtlamaya çalıştı ama ne Aynur ne de ben ikna olmuştuk. Fenotipiyle de sesiyle de bize göre bir kızdı. Hatta bir ara trans olduğunu bile düşündük ama sanırım değildi. Açıkçası bugün bile kafamda soru işaretleri var.
Zaman geçtikçe Aynur'la daha da samimi olduk. Hatta ona çeşitli uygulamalardan ona erkek arkadaş bulmaya çalışıyorduk. O dönem gerçekten yalnız hissediyordu. Sosyal medyada tanıştığı erkeklerin çoğu ya onu kullanmaya çalışıyor ya da hakkında çıkan olaylardan dolayı onunla dalga geçiyordu.
Bir gün tanışma uygulamasında biriyle tanıştı. Araları bayağı ilerledi. Numara alışverişi yaptılar, görüntülü konuştular. Sonra beni de aramaya ekledi. O gün bana kuzeni rolünü vermişti. Derken o rol zamanla gerçeğe dönüştü. Gerçekten birbirimize kuzen gibi davranmaya başladık.
Hatta bir gün repostladığı bir videoda benden "kuzenim" diye bahsetmişti. O kadar mutlu olmuştum ki... Onunla bu kadar yakın olmak bana gerçekten iyi geliyordu. Onu ablam gibi görüyordum. Her şeyimi onunla paylaşırdım.
Nereden bilebilirdim ki bir gün anlattığım bütün sırların bana karşı kullanılacağını? Nereden bilebilirdim ki yayınlarda herkesin önünde benimle alay edeceğini, beni sanki onun köpeğiymişim gibi insanlara tanıtacağını?
Yayınlarında adeta sağ koluydum. En güvendiği kişilerden biriydim. Ama çok narsist bir karaktere sahipti. En ufak bir eleştiriyi bile kaldıramazdı. Her şeyi bize anlatır, biz de onu sakinleştirmeye çalışırdık.
Aslında farkında olmadan onun her dediğini yapan insanlar hâline gelmiştik.
"Şuna linç atın." derdi, yapardık.
"Şuna hakaret edin." derdi, yapardık.
Bunun kanıtlarını son bölümde paylaşacağım.
Sadece oyun oynamak için kurduğumuz o güzel grup zamanlabambaşka bir yere dönüştü. Artık oyun konuşmuyor, sürekli birilerine saldırmanın planlarını yapıyorduk. "Şunun yayınını basalım.", "Buna bunu yapalım.", "Onun özel fotoğraflarını bulmaya çalışalım." gibi konuşmalar sıradan hâle gelmişti.
Aynur'un bir başka huyu da en ufak olayda kendine zarar vermesi ve bunu çevresindekilere karşı koz olarak kullanmasıydı. Şeker hastalığını öne sürerek insanlarda sürekli acıma duygusu oluşturmaya çalışıyordu. Ailesiyle yaşadığı sorunları yayınlarda anlatıp bunun üzerinden ilgi topluyordu. Türk bayrağını kullanarak takipçi kazanıyor, siyasi görüşünü bile zaman zaman prim malzemesi hâline getiriyordu.
Biz ise manipüle edilmiş bir grup gençtik.
Onun yönlendirmesiyle ne isterse yapıyorduk. Bir görev eksik yapılsa ya da biri yapmayı reddetse hemen küser, trip atardı. Yayında biri ona kötü bir yorum yazsa, "Neden susturmadınız?" diye bizi herkesin içinde azarlardı. Başına kötü bir şey gelse yine suçlu biz olurduk.
Kısacası, daha iş hayatına bile atılmadan, para kazanmadan mobbingin ne demek olduğunu onun sayesinde öğrenmiştik.
Aynur, bu yazı sana ulaşır mı bilmiyorum.
Ama şunu bilmeni isterim: Senin yaptığın şey, sana sevgi besleyen bir avuç insanın iyi niyetini sömürmek ve onları kendine köle gibi bağlamaktı.
Benim sende, senin de bende çok hakkın kaldı. Ama ben üzerime düşeni yaptığımı ve sana olan hakkımı ödediğimi düşünüyorum. Buna rağmen benim sana olan hakkım helal değildir.
Umarım bir gün yaptıklarının sonuçlarıyla yüzleşirsin. Kötü niyetinin ve davranışlarınınbedelini hayat sana kendi şekilde gösterir. Bizden, sana gerçekten değer veren bir avuç kalpten daha kıymetli gördüğün sosyal medya hesaplarının bir gün hiçbir anlam ifade etmediğini anlarsın.