Pazartesi:
Her yer sallanıyordu, hemen dışarı çıktık saat 04:17’ idi. Bulunduğumuz bina çok kötü bir şekilde sallanıyordu. Hava çok soğuktu ve küçük kardeşim ağlıyordu. Annem onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Küçük kardeşim; “anne ne oluyor.”
Nesrin(annem):
-Tolgacığım, deprem oluyor.
Tolga:
-Deprem mi o da nedir?
Annem, Tolga’ya depremin ne olduğunu anlatıyordu. Hava çok soğuktu babamın gelmesi bekliyorduk derken, babam arabayla gelmişti. Hemen arabaya geçtik. Kendimi tanıtmayı unuttum, ben Açelya 14 yaşında, lise 1 öğrencisiyim, 9-B sınıfındayım. Neden bu kadar detay verdim inanın hiç bilmiyorum, sadece beni tanımanızı istedim.
Dışarısı çok soğuk ve karlı olduğu için soğuktan üşüyen bir sürü kişi vardı. Onlara çok üzülüyordum, hemde enkazın altında kalan aileleri, mutlulukları ve hayalleri vardı. Yanımızda bulunan bir kaç battaniye bardı onları ihtiyaç sahiplerine verdik. Her yerde ekipler ve bir çok ekip vardı. Hayatımız, hayatlarımız bir anda altüst olmuştu. Ne kadar burası yaşadığımız yer olmasada çok üzülüyorduk.
Kuzenim ve ailesi ile kar tatili için Kahraman Maraş’a gitmiştik. Kahraman Maraş’ta kalan bir arkadaşım daha vardı, maalesef ki onların binasıda yıkılmıştı. Kuzenim ve arkadaşıma ne olduğunu bilmiyordum. İlk kuzenimi aradım cevap vermedi, sonra da arkadaşımı aradım o da cevap vermedi. Korkmaya başladım, acabaa diye düşündüm…
İlk önce deprem zedelere, yardıma ihtiyacı olanlara yardım gönderdik.
Antalyada ki evimize gelmiştik. Hâla korkuyordum, yarınki okul iptal edilmişti. Yaklaşık 1 haftaya başlayacaktı.
(1 hafta sonra Salı günü):
Çantama gerekli malzemeleri koyup, bir şeyler yiyip çıktım. Okuldaki herkes deprem hakkında konuşuyordu. Herkes çok korktuğunu söyledi. Öğretmenler deprem hakkında bilgi verdi. Bir tatbikat düzenlenecekti.
2 ders sonra beklenen tatbikat gerçekleşti. İlk olarak çök, kapan, tutun hareketini uygulayıp sırayla dışarıya çıktık. Aklım hâla deprem olan bölgelerdeydi. Oradaki çocuklara kısacası herkese çok üzülüyordum :(
Gözlerim dolmaya başlamıştı, kendimi zor tuttum. Kendi ailemde oradaydı…
Kuzenimden bir mesaj geldi:
-GÜVENDEYİM
O kadar sevindim ki anlatamam. A-ama arkadaşım, peki ya ona ne olmuştu? Bu tür soruları düşünürken bir sesle düşüncelerimden uzaklaştım. Selda hocanın o gür sesiydi.
Selda Hoca:
-Çocuklar büyük ihtimalle bugün ders işlemeyeceğiz, ya da dışarıda işleyeceğiz. Hepinizin korkusunu anlıyorum hâla yüksek derecede depremler oluyor. Bu tür yüksek depremler devam ederse bir kaç günlüğüne okullar tatil olacak.
Sanırım ilk kez kimse okulun tatil olduğuna sevinmemişti. Derken yer çok hafif sallanmaya başladı, bulunduğumuz yerin kapısı oynadı. Deprem oluyordu, yani olan bir yerdekini hissediyorduk.
Antalyada tsunami olabileceği bildirimini aldık. Herkes çok telaşlandı. Herkes çok telaşlandı. Babam beni okuldan almaya gelmişti. Arabaya binip babama “gerçekten tsunami olacağını mı” sordum. Babam ise “öyle bir haberi bende duydum fakat gerçek olmaya bilir. Bir nebzede olsa rahatladım. Telefonumu elime aldım ve arkadaşıma mesaj attım. Cevap gelmedi. Tekrar, tekrar ve tekrar. Artık eve gelmiştik. Kardeşim “ablaa” diye yanıma koştu ve bana sarıldı.
Aynı şeyi (tsunami olayı) annemede sordum. Ondan da net bir cevap alamadım. Aşağı yukarı babamın söylediği şey ile aynıydı.
Telefonum çalıyordu arayan kuzenimdi. Bize geleceklerini söyledi. Sevinçle annemlere söyledim. Arkadaşım, kuzeniminde arkadaşıydı. Yani beraber arayabilirdik.
(3-4 saat sonra)
Halamlar geldi, kuzenim ile birbirimize sımsıkı sarıldık. Ardından odama geçtik. Begüm’e (arkadaşım) mesaj attık ve aradık. Hâla haber yoktu çimden bir “off” çektim.
Annem yemek hazırlamıştı. Yedikten sonra Aybüke (kuzenim) ile yorgun olduğumuz için hemen uyuduk.