İçeriğe geç

Nefretten aşka

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Nefretten aşka

Bölüm 1

1. Bölüm: Maskelerin Savaşı

Kim Jennie (26)

Unvanı: "Sektörün Buz Kraliçesi" – K-Pop dünyasının en prestijli, asil ve kusursuz kadın idollerinden biri.

Karakteri: İnanılmaz derecede işkolik, disiplinli ve mükemmeliyetçi. Kurallara, planlara ve netliğe tapar. Dışarıdan soğuk, mesafeli ve ulaşılamaz görünür. Sahnede hataya asla tahammülü yoktur.

Taehyung’a Karşı Tavrı: Ondan kelimenin tam anlamıyla irite oluyor. Taehyung’un kuralsızlığını, sahnede doğaçlama yapmasını ve o rahat, "dünya yansa umursamaz" tavırlarını "saygısızlık ve kibir" olarak görüyor.

Kim Taehyung (27)

Unvanı: "Dahi Asi" – Sahne aurasıyla kitleleri peşinden sürükleyen, kuralları yıkan dahi sanatçı.

Karakteri: Özgür ruhlu, tahmin edilemez, duygu odaklı ve fazlasıyla karizmatik. Kalıplara girmeyi reddeder, sahneyi bir matematik oyunu değil, bir his alanı olarak görür. İnsanların maskelerini düşürmeyi sever.

Jennie’ye Karşı Tavrı: Onu "fazla kasıntı ve yapay" buluyor. Jennie’nin o her şeyi kontrol etmeye çalışan, burnu havada prenses tavırlarını gördükçe bilerek üzerine gitmekten, onun o kusursuz maskesini çatlatmaya çalışmaktan gizli bir zevk alıyor.

1. Bölüm: Maskelerin Savaşı

K-Pop endüstrisinin zirvesindeki iki ismi, yılın en büyük küresel festivali için tek bir sahnede bir araya getirmek dahiyane bir fikirdi. Tabii şirket yöneticileri için. Jennie ve Taehyung içinse bu, profesyonel hayatlarının en büyük kabusuydu.

Şirketin ana toplantı salonundaki devasa cam masanın iki ucunda oturuyorlardı. Menajerler heyecanla koreografi taslaklarını anlatırken, ikisi de birbirine öyle keskin bakışlar fırlatıyordu ki, aradaki hava gerilimden titriyordu.

Jennie, önündeki kahve bardağıyla oynarken bakışlarını Taehyung’a çevirdi. Taehyung, oturduğu sandalyede arkasına yaslanmış, parmağıyla masaya ritim vuruyor ve yüzünde o sinir bozucu, alaycı tebessümle Jennie’yi izliyordu.

Jennie derin bir nefes alıp menajerin sözünü kesti: "Bir dakika. Koreografinin bu kısmında doğaçlama yapılması önerilmiş. Ben bunu kabul edemiyorum. Benim sahnemde her adım, her saniye planlanmış olmalı."

Taehyung masaya vurduğu parmağını durdurdu. Hafifçe öne doğru eğildi, gözlerini Jennie’nin gözlerine dikti. "Planlanmış mı? Ah, doğru ya. Kim Jennie sahnede bir robot gibi ezberlediği hareketleri yapmalı, yoksa o kusursuz asalet maskesi düşer, değil mi?"

Odadaki tüm menajerler nefesini tuttu.

Jennie’nin gözleri kısıldı. Ses tonunu hiç yükseltmedi ama odadaki sıcaklığı sıfırın altına düşürecek bir soğuklukla konuştu: "Buna 'robotluk' değil, 'profesyonellik' deniyor Taehyung. Senin gibi sahnede ne yapacağı belli olmayan, kafasına buyruk ve bencil birinin bunu anlamasını beklemiyorum zaten."

"Bencil mi?" Taehyung alaycı bir kahkaha attı. "En azından ben sahnedeyken seyirciyle gerçek bir bağ kuruyorum. Senin gibi podyumda yürüyen bir mankeni oynamıyorum."

"Yeter!"

Jennie’nin menajeri araya girerek masaya vurdu. "İkiniz de çocuk değilsiniz. Sözleşmeler imzalandı. Bu ortak sahne yapılacak. Şimdi hemen pratik odasına iniyorsunuz ve haftaya kadar bu koreografiyi çıkarıyorsunuz. Toplantı bitmiştir."

Yarım saat sonra, bodrum kattaki loş ve geniş pratik odasının kapısı Jennie tarafından sertçe kapatıldı. Jennie üzerindeki tasarım ceketi fırlatıp aynanın karşısına geçti. Saçlarını sıkı bir at kuyruğu yapmak için toplarken, aynadan Taehyung’un arkasında durduğunu fark etti.

Taehyung, kollarını göğsünde bağlamış, sırtını duvara yaslamıştı. Bakışları o kadar yoğundu ki, Jennie arkası dönük olmasına rağmen bu baskıyı hissetti.

"Bana öyle bakmayı kes," dedi Jennie hırsla arkasını dönerek. "Sırf şirketler istedi diye seninle çalışıyorum. Ama sahneme gölge düşürmene izin vermem."

Taehyung duvardan ayrıldı. Ağır, yavaş adımlarla Jennie’ye doğru yürümeye başladı. Botlarının zeminde çıkardığı her ses, pratik odasındaki gerilimi daha da tırmandırıyordu. Tam Jennie’nin önünde durdu. Aralarında sadece birkaç santim vardı. Jennie, onun o odunsu ve ağır parfümünün kokusunu alabiliyordu.

"Senin sahnen mi?" Taehyung, Jennie’nin boy farkından dolayı kafasını kaldırmak zorunda kalışını izledi. Gözleri Jennie’nin meydan okuyan, öfkeli gözlerinde gezindi. "Bu sahne artık ikimizin, Prenses. Ve dürüst olalım; benden nefret ediyorsun çünkü seni kontrolüm altına alabileceğimden korkuyorsun."

Jennie alaycı bir şekilde gülümsedi ama kalbinin sinirden (ya da başka bir şeyden) hızla çarptığını hissedebiliyordu. "Senden nefret ediyorum çünkü senin o şişkin egon, yeteneğinin önüne geçiyor. Ve inan bana Kim Taehyung, senin kontrolün altına girecek son kadın bile değilim."

"Görüşeceğiz," diye fısıldadı Taehyung. Sesi tehlikeli bir şekilde pürüzsüz ve derindi. Elini uzatıp duvardaki müzik sisteminin düğmesine bastı. Ağır, bas tonları yüksek, adeta insanı kışkırtan bir ritim odayı doldurdu.

Taehyung ani bir hareketle Jennie’nin elini kavradı ve onu sertçe kendine doğru çekti. İlk temas, aralarında görünmez bir elektrik akımı yaratmış gibi ikisinin de gözlerinin büyümesine neden oldu.

Oyun başlamıştı.

Birbirlerini alt etmek, sahnede birbirini ezmek istiyorlardı. Ama bu nefret dolu çekimin, onları geri dönüşü olmayan bir yangına sürükleyeceğinden henüz ikisinin de haberi yoktu.

Bölüm sonu

1 yorum